Sevgili zübük, tanıdın mı beni? İyi bak... bir de şöyle yandan bak... şimdi tanıdın mı?... tanımadın mı hala? Benim ben... hani sana hep yazı yazan en iyi dostun var ya işte O... Özledin mi beni hı? Utanıyorsun galiba hiç ses çıkarmıyorsun... Ben utanmıyorum bende deli cesareti var açık açık söylüyorum ben seni çok özledim. Bugün günlerden ne? Saatlerden kaç? Aylardan hı? Hiç bilmiyorum.
Neden yoktun dersen eğer şöyle söyleyebilirim bu ayrılığın nedeni ben değilim, dur bi dakka ya yerde kırmızı bir leke var bu ne? Neyse, beni haftalarca odada tuttular onun için yazamadım, neyse ki seni bulamamışlar iyi yere saklamışım değil mi? Kimsenin aklına gelmez şu demirlerin arkası, rahat mıydın orada? Kendimden çok seni düşündüm, acaba şimdi ne yapıyor? Biriyle konuşuyor mu? O da benim gibi acı çekiyor mu? O da benim gibi özlüyor mu? Hep aklımdaydın. Bu yerdeki şey sanırım kan, bir yaliyim bakiyim... hmmm tatlıymış... Gerçekten şu an çok mutluyum bir devenin geviş getirirken ağzından dökülen beyaz köpük benzeri tükürüğü gibi hissediyorum kendimi yani tarifsiz bir mutluluk var içimde, sen de benim gibi misin? Duyamadım? Neyse senin mutluluktan nutkun tutuldu herhalde.
Buraya yeni birileri gelmiş, adının Fıranz Ferdinand olduğunu söyleyen gavur bir adam var, bütün gün adam bana bakıyor “niye bakıyorsun” diyorum... “piliz ingiliş” diyor, deli midir nedir? Dün avluda yürüyorum dedim ki “senin ayakların yürüyor” bana yine “piliz ingiliş” dedi bu ne demek ki sevgili günlük? Sen bilirsin... Söylemeyecek misin? Niye söylemiyorsun yaa... offfff... dur şu kırmızı şeyden biraz daha yaliyim....bu çok tatlı yaa... yanlışlıkla karıncayı da yaladım hiç fena değilmiş tadı...
Bak sevgili günlük, ben odadayken neler oldu neler, günler geçti doktorlar gelip iğne yapıp gidiyorlardı, bir de yemek getirmeye geliyordu bir adam, başka kimse gelmiyordu bende gece gelip beni öldürmesinler diye hiç uyumuyordum sonra odada bir adam göründü.... Offf o kadar yorgunum ki günlük uykum geldi yine, yamuk yamuk yazmaya başladım. Ben uyuyup kalkayım o zaman anlatırım.
Artık yazabiliyorum... bundan böyle düşünerek atıcam adımlarımı hey... Ben hala anlamadım beni niye burada tutuyorlar? Yarın kaçmaya çalışacağım günlük, sıkıldım artık. Müslüm gürses’le Duman’ın konseri varmış mutlaka gitmem lazım ona, burada ki bütün arkadaşlarım aynı şeyi istiyor bir tek Fıranz Ferdinand’a sorunca “piliz ingiliş” diyor. Ben kaçacağım sonra diğer arkadaşlarımı gelip çıkartacağım. Sakın ağzından bir şey kaçırma bak sana güveniyorum, sen benim tek dostumsun...sorduğun soruya bak...tabi ki senide yanımda götüreceğim...sensiz hiçbir yere gitmem... şimdi ben biraz düşüneyim nasıl kaçacağımı...eğer senin de aklına bir fikir gelirse söyle...
Ben biraz daha karınca yiyeceğim sen de ister misin? İstersin istersiiiin, al, bak sayfalarının üstüne koyuyorum...kapağını kapatıp üstüne bastırıcam...afiyet olsun...yarın görüşürüz
Bu sırada senin köşelerin kıvrılmış neden? Yoksa başka biri mi buldu seni? Hemen cevap ver, bakma öyle yüzüme melül melül... Neyse üstüne fazla gitmek istemiyorum yarın konuşuruz bunları, sana doktorun odasından gizlice ataç alırım, bazıları ataş der bunlara neden öyle derler? Acaba hangisi doğru sen biliyor musun günlük? Ne de olsa sen kullanıyorsun en çok. Ateşe de ataş diyenler var... neyse gerçekten çok uykum geldi, yarın devam edelim, elime karıca çıktı...tamam yaladım onu.
31 Temmuz 2006
27 Temmuz 2006
Müslüm Gürses & Duman Konseri (Başımıza Taş Yağacak)
Müslüm gürses deyince akan sular onu hiç kaale almadan akmaya devam eder... Duman'ı severim hafiften Rakı Rock yapsalarda iyi melodileri iyi sözleri var...AMA BU NE YAAAA
Müslüm Gürses'i entelleştirme kampanyası başladı da benim mi haberim yok? Ya da Müslüm Gürses!i Rocker mı yapacaklar??? Teoman'ın Paramparça şarkısıyla başlayan bir akım bu geçenlerde Garbage, Bjork gibi şarkıcı ve grupların şarkılarını söylediği bir albümü de çıktı
Peaahhh bu konsere gidemicem için çok üzülüyorum... ne güzel kusacaktım... Bu konsere gidemediğimi hatırladığım zamanlarda hep kusucam...
Müslüm Gürses'i entelleştirme kampanyası başladı da benim mi haberim yok? Ya da Müslüm Gürses!i Rocker mı yapacaklar??? Teoman'ın Paramparça şarkısıyla başlayan bir akım bu geçenlerde Garbage, Bjork gibi şarkıcı ve grupların şarkılarını söylediği bir albümü de çıktı
Peaahhh bu konsere gidemicem için çok üzülüyorum... ne güzel kusacaktım... Bu konsere gidemediğimi hatırladığım zamanlarda hep kusucam...
ŞEBNEM FERAH 15 Ağustos Harbiye - Açık Hava Tiyatrosu
Şebnem Deyince akan sular durur... Şebnem ferah ve onla olan anılarımı ve düşüncelerimi anlatsam (konser, konuşma, bar programı vs..) destanımsı bir yazı olur... üşeniyorum :D
15 Ağustos da bir konser verecek olan şebo bir de buna senfoni orkestrasını alet edecekmişmiş bak sen! ilginç... ilginç olduğu kadar da mükemmel olacağına inandım bu konserde ön sıralarda yerimi alacağımı taahhüt ediyorum...
15 Ağustos da bir konser verecek olan şebo bir de buna senfoni orkestrasını alet edecekmişmiş bak sen! ilginç... ilginç olduğu kadar da mükemmel olacağına inandım bu konserde ön sıralarda yerimi alacağımı taahhüt ediyorum...
22 Temmuz 2006
Kızgın kumlardan Mülayim sulara
Kızgının zıttı neydi ya? sakin mi? mülayim mi? relax mı? neyse ben mülayimi seçtim... Asında "kızgın kumlardan serin sulara, kızgın kumlardan serin sulara sesimi duyuyor musun serin sular" şeklinde bir telsiz konuşması da aklıma gelmedi değil...Tatil dediğin adamı katil edermiş, ben de tatilde bir sürü cinayet işledim, suçluyum... hemen kaçtım ve geldim şimdi saklanıyorum...
İlk önce denizin nasıl bişey olduğu konusunda ki söylentilerin, söylenti diil gerçek olduğunu öğrendiğim, yani
Evet deniz mavi ve yeşil arası bir renkte derinlikle alakalı ama aslında bu gökyüzünün rengi
Evet deniz tuzlu ve içinde gözünü açınca gözlerin yanıyo ve kızarıyo
Evet deniz ıslak, su gibi bişey
Evet denizin altında kum var, taş var,
Ayrıca Denizin altında, bebek bezi, kola kutusu, pet şişe ve takunya ismini verdiğimiz canlı organizmalar bulunmakta ve bunlar insan ayaklarıyla beslenmekte
Denizin, ilk önce insanlara karşı soğuk davrandığını ve biraz içinde kaldıktan sonra çok sıcak olduğunu gördüm, içine kapanık olduğunu söyleyebilirim, okuyanlar hep böyle olur zaten :)
Ayrıca içinde koşma eyleminin çok zor olduğunu gördüm, denenmesi tehlikeli olabilir zira bi süre sonra mayo, bikini ve şortumsu mayoların olmaları gereken yerden aşağı doğru indikleri su geçirmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.
Denizin altında sadece 1.212 fersah kalmış, 18.788 fersah kayıp
Ve yaptığım araştırmalarda denizin içinde nefes alıp veremediğimizi gördüm, 8 defa denememe rağmen 1 kere bile nefes almama izin vermedi ve her defasında kendimi deniz suyu yutmuş bir şekilde buldum
Sırf insan oğlunun yaralanması ve gelecek nesillere bilgi aktarımı olsun diye yaptığım bu araştırmaları açıkladım. Benim için küçük bir kulaç ama insanlık için büyük bir kulaç.
Sevgili denizin içinde saydam, renksiz deniz anaları gördüm, "-Nasılsın ana? ne işin var burda?" dedim "iyiyim evlat sen nassın? ben de iyiyim dedim sonra elindeki testiyi göstererek "Ayran istermisin evlat dedi" ben de "Ana dolu" dedim kedisi de "-iyi ben gidiyim o zaman" dedi bende onu tuttuğum gibi en uzağa fırlattım, bir kısım anayı da parçaladım evet katil oldum ama cinnet anıydı kendimi kaybetmiştim
Bu deniz analarının işi çok zor ama ben gördüm neler çektiklerini... Ordan Yunus ağlar "altımı değiştir" diye ona koşuyo altını değiştiriyo bir yandan köpekbalığının dişleri ağrıyo gidiyo onla uğraşıyo, ahtopotlar desen onlarda ayrı bir dert ille anasının yanında uyuyacakmış... Deniz anası olmak zor iş sizin anlıycanız.
Madem deniz anası
Zaten dünya da biz erkeklerin olduğu sıfat yani BABA her zaman ikinci plandadır her şeyi Anne yapar neden böyledir bilmiyorum... insan desen öyle, aslan desen öyle, kurbağa desen öyle bir tek işte Deniz atı var onun da pek delikanlı bir hayvan olduğunu düşünmüyorum, kendisi hamile kalıp çocuğu da kendisi doğuruyor
Deniz atı ailesinin diyalogları
Erkek deniz atı : Karıcığım bugün her günkinden saha güzelsin
Dişi deniz atı : Kes lan!!!
Erkek deniz atı : Ne oldu karıcığım bi derdin mi var? niye kızdın bana, eğer bilmeden bişey yaptıysam özür dilerim
Dişi deniz atı : Oooof hayri kes sesini, seni dinleyemem sabah sabah, kahvaltıyı hazırladın mı?
Erkek deniz atı : Tamam sevgilim sustum, kahvaltıyı hazırladım tam senin istediğin gibi.. bütün kayalarda ki artıkları taze taze topladım
Dişi deniz atı : Aferin adam ol
Erkek deniz atı : Çok mutlu oldum ilk defa bana güzel bişey söyledin
Dişi deniz atı : Eeehhh tamam kişnemeyi kes... bu gece senle bi çocuk yapalım
Erkek deniz atı : AAAAA!!! Rukiye!!! hayatım bunu senden duymak ne güzel... ben çocuğumuzu senin için karnımda taşırım sen yorulma
Dişi deniz atı : Tamam beee... yalakalığı kes... vazgeçerim şimdi hee...Ayrıca evin içinde kişneyip şahlanıp durma ikide bir komşular şikayet edecek.
Erkek deniz atı : Tamam karıcığım
Sanırım her kadının rüyası budur ya da diildir bilmiyorum eğer doğurganlık seçilebilseydi evlilik anlaşmasına şöyle bir ibare koyulurdu
Madde 1 - İlk çocuğu kadın ikinci çocuğu erkek doğurur
tabi kadın biraz baskın çıkarsa ilk madde kadının lehinde değişir...
Madde 1 - Bütün doğumları erkek yapar
Acaba bu deniz atları için de yarış düzenleniyo mudur aşağıda??? altılı ganyan falan...
Ama şu bir gerçek Deniz çok pis, kesinlikle çok pis... Geçen gün yağlı yağlı tavuğun butunu tuttu ve elini üstüne sildi, ağzından düşen bin parça...
Tatilin en kötü tarafı bir gün bitmesi... Aslında o kaar çok şey anlatabilirim ki şunu yaşadık, ahahah bu çok güzeldi, şunu yaptık, bunu ettik falan ama burayı bir günlük gibi kullanmak istemiyorum, üstten anlatıyorum herşeyi, hatta anlatmıyorum eheh..
Genelleme yapmak en iyisi
Tatil programı :
Uyuyabildiğin kadar uyu
kahvaltı yap
Denize git kalmak istediğin kadar kal
Yemek ye
Eğlence yerlerine git
İşte bütün tatil böyle geçti, sanırım yaşlanınca kuşların cıvıldadığı, ağaçları olan ve terkedilmiş gibi görünen bir tatil yerine gidip gölge altında oturmak istiicem ... aman aman olmasın böyle bişey, korktum bak şimdi...
İlk önce denizin nasıl bişey olduğu konusunda ki söylentilerin, söylenti diil gerçek olduğunu öğrendiğim, yani
Evet deniz mavi ve yeşil arası bir renkte derinlikle alakalı ama aslında bu gökyüzünün rengi
Evet deniz tuzlu ve içinde gözünü açınca gözlerin yanıyo ve kızarıyo
Evet deniz ıslak, su gibi bişey
Evet denizin altında kum var, taş var,
Ayrıca Denizin altında, bebek bezi, kola kutusu, pet şişe ve takunya ismini verdiğimiz canlı organizmalar bulunmakta ve bunlar insan ayaklarıyla beslenmekte
Denizin, ilk önce insanlara karşı soğuk davrandığını ve biraz içinde kaldıktan sonra çok sıcak olduğunu gördüm, içine kapanık olduğunu söyleyebilirim, okuyanlar hep böyle olur zaten :)
Ayrıca içinde koşma eyleminin çok zor olduğunu gördüm, denenmesi tehlikeli olabilir zira bi süre sonra mayo, bikini ve şortumsu mayoların olmaları gereken yerden aşağı doğru indikleri su geçirmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.
Denizin altında sadece 1.212 fersah kalmış, 18.788 fersah kayıp
Ve yaptığım araştırmalarda denizin içinde nefes alıp veremediğimizi gördüm, 8 defa denememe rağmen 1 kere bile nefes almama izin vermedi ve her defasında kendimi deniz suyu yutmuş bir şekilde buldum
Sırf insan oğlunun yaralanması ve gelecek nesillere bilgi aktarımı olsun diye yaptığım bu araştırmaları açıkladım. Benim için küçük bir kulaç ama insanlık için büyük bir kulaç.
Sevgili denizin içinde saydam, renksiz deniz anaları gördüm, "-Nasılsın ana? ne işin var burda?" dedim "iyiyim evlat sen nassın? ben de iyiyim dedim sonra elindeki testiyi göstererek "Ayran istermisin evlat dedi" ben de "Ana dolu" dedim kedisi de "-iyi ben gidiyim o zaman" dedi bende onu tuttuğum gibi en uzağa fırlattım, bir kısım anayı da parçaladım evet katil oldum ama cinnet anıydı kendimi kaybetmiştim
Bu deniz analarının işi çok zor ama ben gördüm neler çektiklerini... Ordan Yunus ağlar "altımı değiştir" diye ona koşuyo altını değiştiriyo bir yandan köpekbalığının dişleri ağrıyo gidiyo onla uğraşıyo, ahtopotlar desen onlarda ayrı bir dert ille anasının yanında uyuyacakmış... Deniz anası olmak zor iş sizin anlıycanız.
Madem deniz anası
Zaten dünya da biz erkeklerin olduğu sıfat yani BABA her zaman ikinci plandadır her şeyi Anne yapar neden böyledir bilmiyorum... insan desen öyle, aslan desen öyle, kurbağa desen öyle bir tek işte Deniz atı var onun da pek delikanlı bir hayvan olduğunu düşünmüyorum, kendisi hamile kalıp çocuğu da kendisi doğuruyor
Deniz atı ailesinin diyalogları
Erkek deniz atı : Karıcığım bugün her günkinden saha güzelsin
Dişi deniz atı : Kes lan!!!
Erkek deniz atı : Ne oldu karıcığım bi derdin mi var? niye kızdın bana, eğer bilmeden bişey yaptıysam özür dilerim
Dişi deniz atı : Oooof hayri kes sesini, seni dinleyemem sabah sabah, kahvaltıyı hazırladın mı?
Erkek deniz atı : Tamam sevgilim sustum, kahvaltıyı hazırladım tam senin istediğin gibi.. bütün kayalarda ki artıkları taze taze topladım
Dişi deniz atı : Aferin adam ol
Erkek deniz atı : Çok mutlu oldum ilk defa bana güzel bişey söyledin
Dişi deniz atı : Eeehhh tamam kişnemeyi kes... bu gece senle bi çocuk yapalım
Erkek deniz atı : AAAAA!!! Rukiye!!! hayatım bunu senden duymak ne güzel... ben çocuğumuzu senin için karnımda taşırım sen yorulma
Dişi deniz atı : Tamam beee... yalakalığı kes... vazgeçerim şimdi hee...Ayrıca evin içinde kişneyip şahlanıp durma ikide bir komşular şikayet edecek.
Erkek deniz atı : Tamam karıcığım
Sanırım her kadının rüyası budur ya da diildir bilmiyorum eğer doğurganlık seçilebilseydi evlilik anlaşmasına şöyle bir ibare koyulurdu
Madde 1 - İlk çocuğu kadın ikinci çocuğu erkek doğurur
tabi kadın biraz baskın çıkarsa ilk madde kadının lehinde değişir...
Madde 1 - Bütün doğumları erkek yapar
Acaba bu deniz atları için de yarış düzenleniyo mudur aşağıda??? altılı ganyan falan...
Ama şu bir gerçek Deniz çok pis, kesinlikle çok pis... Geçen gün yağlı yağlı tavuğun butunu tuttu ve elini üstüne sildi, ağzından düşen bin parça...
Tatilin en kötü tarafı bir gün bitmesi... Aslında o kaar çok şey anlatabilirim ki şunu yaşadık, ahahah bu çok güzeldi, şunu yaptık, bunu ettik falan ama burayı bir günlük gibi kullanmak istemiyorum, üstten anlatıyorum herşeyi, hatta anlatmıyorum eheh..
Genelleme yapmak en iyisi
Tatil programı :
Uyuyabildiğin kadar uyu
kahvaltı yap
Denize git kalmak istediğin kadar kal
Yemek ye
Eğlence yerlerine git
İşte bütün tatil böyle geçti, sanırım yaşlanınca kuşların cıvıldadığı, ağaçları olan ve terkedilmiş gibi görünen bir tatil yerine gidip gölge altında oturmak istiicem ... aman aman olmasın böyle bişey, korktum bak şimdi...
13 Temmuz 2006
Son ki, üç, dört...
Unsealed,
on a porch a letter sat.
Then you said, "I wanna leave it again.
"Once I saw her on a beach of weathered sand.
And on the sand I wanna leave her again.
On a weekend I wanna wish it all away. yeah
And they called and I said that "I want what I said" and then I call outagain.
And the reason oughta' leave her calm,
I know.I said "I know what I waited not a boxer or the bag."Oh yeah
Can you see them, out on the porch?Yeah.
But they don't wave.
I, I see them 'round the front way. yeah.
And I know, and I know I don't wanna stay.
Make me cry.
(Gitar solo t.m.w.st.w)
I see . . .
Oh, I don't know why there's something else.
I want to, wanna drum it all away.
I said, "I don't, I don't know whether I was the boxer or the bag.
"Oh yea, can you see them, out the on porch?Yeah, but they don't wave.
I, I see them. 'round the front way.
And I know, and I know I don't want to stay at all....
I dont want to stay.....
i dont wnat to stay.....
i dont want to stay
Sadece blogda bir soundchek yapiim dedim, bakiim değişiklikler kabul görmüşmü diye
ama bütün şarkıyı söyledim...
Pearl Jam - Yellow Ledbetter ...Hala dinlemediniz mi? peahahh... yıkıl gözümün önünden :D
on a porch a letter sat.
Then you said, "I wanna leave it again.
"Once I saw her on a beach of weathered sand.
And on the sand I wanna leave her again.
On a weekend I wanna wish it all away. yeah
And they called and I said that "I want what I said" and then I call outagain.
And the reason oughta' leave her calm,
I know.I said "I know what I waited not a boxer or the bag."Oh yeah
Can you see them, out on the porch?Yeah.
But they don't wave.
I, I see them 'round the front way. yeah.
And I know, and I know I don't wanna stay.
Make me cry.
(Gitar solo t.m.w.st.w)
I see . . .
Oh, I don't know why there's something else.
I want to, wanna drum it all away.
I said, "I don't, I don't know whether I was the boxer or the bag.
"Oh yea, can you see them, out the on porch?Yeah, but they don't wave.
I, I see them. 'round the front way.
And I know, and I know I don't want to stay at all....
I dont want to stay.....
i dont wnat to stay.....
i dont want to stay
Sadece blogda bir soundchek yapiim dedim, bakiim değişiklikler kabul görmüşmü diye
ama bütün şarkıyı söyledim...
Pearl Jam - Yellow Ledbetter ...Hala dinlemediniz mi? peahahh... yıkıl gözümün önünden :D
12 Temmuz 2006
Tekzip
Gider ayak şunu farkettim benim blogumda ki bütün saatler yanlış... ehehe.. şu an saat 17:09
sanırım yelkovan ve akrebin işbirliği bu...hmmmm araştırıcam... :D
sanırım yelkovan ve akrebin işbirliği bu...hmmmm araştırıcam... :D
Yayılma modu
Evvet sayın seyirciler... programımıza tüm hızıyla devam ediyoruz... son ölçümlere göre programımız saatte 250km yapabiliyo... yakında programımız ses hızını aşacak ve ışık hızına gelecek... Hayyır sayın seyirciler biraz önce söylediğim herşey yalandı... belki de değildi... Amman sayın seyirciler kanalınızı değiştirmeyin... sakkın sayın seyirciler...
Öylesine yazdım... aklıma geldi... bir mesaj içermiyo...
Şu an sizlere evden sesleniyorum, birazdan sışarıya çıkacak olan ben Stone Temple Pilots'ın İnterstate Love Song şarkısını dinlerken bunları yazıyorum... niye yazıyorum.. bilmiyorum...
Neyse sayın dinleyiciler... kaça kadar sayacağınızı birrazdan söylicem... evet doğru yazdım 2 r harfiyle birazdan dedim bu kadar takılma sayın dinleyici... Heh ne diicektim yaa okul bitenzi olanzi ve evim evim güzel evimde saatler nasıl geçiyormuş onu görüyorum... gerçi yine işim var boş durmuyorum... haftada 3 gün normal bir işte, geceleri de müzikal programa devam ediyorum... ne zaman hastalanırsam o zaman bırakırım nı haha... yakında deniz nasıl bişeymiş onu çöğrenmeye gidicem... anlatılana göre maviymiş, bazıları yeşil de diyo ama görmeden inanmam, ayrıca girince ıslanıyormuşsun tek handikapı buymuş... heee ayrıca tuz koymuşlar içine benim tahminime göre sahillerde yaşayan eski yamyamlar, tuzu keşfettiklerinde daha kazan ve tencereyi keşfedemedikleri için direkt olarak insanları denizlerde pişiriyorlarmış (Şarkı Stone Temple Pilots - Lady Picture Show oldu) ama nasıl kaynatıyorlarmış orasını daha bulamadım... belki de insanları kaynatamadıkları için çiğ çiğ yiyorlardı... işte bu!!! bakın 2 dakika da yamyamlarla ilgili gerçeği su yüzüne çıkardım hatta deniz suyu yüzüne...
Ne diyodum.. denizi görcem işte... içine girince yapılan kol ve ayak çırpma hareketine YÜZME adı veriliyormuş... bende yüzme yapıcam... yaa bakın yüzme dedim de aklıma ne geldi sevgili seyrediciler bu yam yamlar insanların kafatasını yüzüyorlar ya... yaaaaa... işte bir gerçeği daha su yüzmesi üzerine çıkardım bundan sonra kendime Yam Yam bilimci diicem... siz uzunca Yaaaaaaaamm Yaaaaaaammmm bilimci diyebilirsiniz... bu tercih meselesi, bazı insanalr zoru sever, bazı insanlar kolayı, bazı insanlar ise meyve suyunu tercih eder (çabuk sil bunu, ne biçim espri yakışıyo mu sana) yine mi sen? silmicem, belki biri güler...
Yaaa yüzdükten sonra insanlar sarı kumların üstüne uzanıp güneşin onları yakmasını bekliyormuşş... öyle dediler... belki de yam yamların (eee yeter artık yam yam, yam yam deyip durma) yaaa kıskanıyosun dime ben yam yam bilimciyim sen ise kıytırık bir parantez... iyi söylemiyorum merak et (?????)
Neyse işte öyleyken böyle... (S.T.P - Lounge Fly oldu interaktif yazı) Hımmm diyodum ki evde zaman nasıl geçiyomuş onu görüyorum, bu akreple yelkovan denilen iki vatandaş yüzünden yaşlanıyoruz, evimizin her köşesinde bize bakıp yaşlanmamızı izleyen bu vatandaşlara hiç bir şey yapmamamız da ayrı bir konu (şu an yazdığım şeyin adının POST olması aklıma kurban bayramını getiriyo acaba neden?) ben bu yüzden saatlerdeki akrep ve yelkovanı çıkardım ama hala saat asılı... (deli misin sen? nasıl öğreniyosun saati) nasıl mı öğreniyorum saati? digital saatim var kolumda hatta ona dijital de diyebiliriz, cep telefonum var sonraaaa yolda insanlara "-"-abi saatin kaç" deyince cevap veriyolar tabi bazı içleri fesat olan insanlar "ne diyon lan sen" diyo ama olsun (Hastaneye haber vermeyin, çünkü akrep ve yelkovanla ilgili şeyler tamamen atmasyon) (S.T.P - Naked sunday oldu)
Evvvveeeeett sayın seyirciler 257'ye kadar...
İşte birazdan çıkıcam da şunu farkettim uzun zamandır tv seyretmiyorum (2 dk çok uzun sayılmaz) sen sus be parantez, siz bu parantez bacaklıya bakmayın gerçekten seyretmiyorum...üstelik şu an tam sağ çaprazımda...merak etmiyorum...neden bilmiyorum...
(evet evet yalan söyledim biraz önce 2dk diil 2 dk 56..57..58...59...) ya bu kadar iftiracı bir parantez görmedim hayatımda...sen gitsene (S.T.P-No Way Out oldu) başkasının yazısında yaşa...
Geçenler bir yazı yazayım dedim aldım elime kağıdı kalemi, bir baktım bu parantez "-Abi dışarda kaldım, bi adam vardı o artık hiç bir şey yazmıyo, benim de işe ihtiyacım var evde karım ve çocuklarım aç sefil (Karısı : Sağa yatık Slash (Aklıma Guns N'Roses geldi ön sıradan izliicem nı haahahaha) çocukları iki nokta üstüste ve iki nokta alt alta bknz: / : : ) bu sırada bak seni nasıl kullanıyorum...parantez içinde parantez...maşallahım var... heh nerde kalmıştım... çocuklarım aç sefil dedi (S.T.P - Plush) ben de Allah versin dedim... "-Abi, elini ayağını öpiim, kulun kölen oliim" diye yalvardı...hani bizde yufka yürekliyiz ya, "-Tamam lan, gel hadi" dedim ilk başlarda sesszi sedasız oturuyordu, gel deyince geliyor, git deyince gidiyordu, sonra şımardı, kapris yapıyo... besle kargayı illede vatanım desin.... bu böyle diildi sanki ama neyse...
Ganzın Rozız yane Guns N'Roses geliyo demiştim... yaa kendimi enayi gibi hissetsemde o parayı vererek bilet aldım... Çocukluğumda dinlediğim bu grup beni çok etkilemişti, herkes küçük emrah, fatih kısabarmak hatta serçe parmağı dinlerken ben "Dont yuuu kıraayyyyyy tunaaayyytt" diye şarkı söylüyordum... yaa bu saydığım 2 sanatçı alınmasınlar onlara da ziyaret gitcem... yani aynı dönem olmayabilir ama örnek olsun diye söyledim... neyse...
Bugün gelen Ganzın Rozız grubu Ekzıl (Axl) abimin yaşlılığı dönemine denk geliyo ama ben FEYZ almak istiyorum, onun için gidiyorum (S.T.P - Plush akustik versiyon).... Canlı müzik gibisi yoktur adı var Ganzın Rozızzzzzz... boru diil yani... Zaten kim borunun konserine gider ki? çıkaracağı ses Bulmacalarda "Tİ" gerçek hayatta "honaaaaaaaaaaa" veya "hoouuuuuuu" hiç gerek yok o kadar para vermem bir Boru konserine....
Aslında şu an G.N.R'ın şarkılarını dinlemem lazım ama prova yapıcaz...S.T.P şarkılarından bir kaçına.... (G.N.R ne demek?) yuhhh be parantez... kaç haftadır benlesin daha biraz önce söyledim GanzıN Rozız (heeeeee...kusura bakma) tabi sen git arabesk dinle (yok abi valla dinlemiyorum) hadi len....!!!
Sayyydınız mı sayın seyirciler... şimdi de 177'ye kadar sayın seyirciler...
Aaaa şuradan bir November Rain çalayım ben...yok be bu sıcakta da dinlenmez...I Used To Love Her dinliim bari... evet evet onu dinliim (Guns N'Roses - I used to love her) bat a hed tu kil hör...
.... .... Şi biç so maç...soooooo maç :D ( I used to love her, but I had to kill her I used to love her, but I had to kill her... She bitched so much She drove me nuts And now I'm happier this way) vaaayy Parantez, bana nispet mi yapıyosun, ne güzel ingilizce konuşuyosun sen öyle... vay vayy vayyy (estağfurullah abi, senden iyi değil ingilizcem, öylesine takıldım...) olsun, olsun bu da iyiye işaret...bak şimdi gözüme girdin...(abi sakın nasıl gözümden çıkarıcam diye espri yapma noolur) yok be sen beni tanımamışsın, onlar mazi oldu artık... öyle espri yapanı taksimde sallandıracaksın bakalım daha yapabiliyor mu? (ehehe...abi zaten o zaman ölmez mi adam? nasıl espri yapsın) oğlum parantez, ben sadece sallandıracaksın dedim, salıncakta olur... ağaçta olur... yeter ki sallansın (heeee...abi yine yuttum ben heeee) neyse alışacaksın...
Ben gideyim artık sen burada kal, harflere göz kulak ol, yabancılara kapıyı açma, kapı çalarsa Kimooooo diye sor..."Beniiiim" diyene kapıyı açma ama "Seniiiiim" diyene kapıyı açabilirsin bu inan ilginç bir insandır bu da hoşuma gider biliyosun... neyse nerde bu cep telefonum...(kasanın üstünde) sağol... Gitarımı alayım gelip seni kapatıcam...sonra da hadi bana eyvallah deyip gidicem... Akşam da Naaakk Naaakk Nakin on a hevinz dooooorrr yei yei yeaahh diye bağırıcam
( Knock-knock-knockin' on heaven's door, ha ha ha ha yeah demek istedin galiba abi?) eeeehh fazlası da ukalalık oluyo ama... ukalalığı sevmem... hadi ben gittim...
Evvet sayın seyirciler programımız tüm hızıyla bir kayaya çarptı... artık saymayı bırakabilirsiniz.
Öylesine yazdım... aklıma geldi... bir mesaj içermiyo...
Şu an sizlere evden sesleniyorum, birazdan sışarıya çıkacak olan ben Stone Temple Pilots'ın İnterstate Love Song şarkısını dinlerken bunları yazıyorum... niye yazıyorum.. bilmiyorum...
Neyse sayın dinleyiciler... kaça kadar sayacağınızı birrazdan söylicem... evet doğru yazdım 2 r harfiyle birazdan dedim bu kadar takılma sayın dinleyici... Heh ne diicektim yaa okul bitenzi olanzi ve evim evim güzel evimde saatler nasıl geçiyormuş onu görüyorum... gerçi yine işim var boş durmuyorum... haftada 3 gün normal bir işte, geceleri de müzikal programa devam ediyorum... ne zaman hastalanırsam o zaman bırakırım nı haha... yakında deniz nasıl bişeymiş onu çöğrenmeye gidicem... anlatılana göre maviymiş, bazıları yeşil de diyo ama görmeden inanmam, ayrıca girince ıslanıyormuşsun tek handikapı buymuş... heee ayrıca tuz koymuşlar içine benim tahminime göre sahillerde yaşayan eski yamyamlar, tuzu keşfettiklerinde daha kazan ve tencereyi keşfedemedikleri için direkt olarak insanları denizlerde pişiriyorlarmış (Şarkı Stone Temple Pilots - Lady Picture Show oldu) ama nasıl kaynatıyorlarmış orasını daha bulamadım... belki de insanları kaynatamadıkları için çiğ çiğ yiyorlardı... işte bu!!! bakın 2 dakika da yamyamlarla ilgili gerçeği su yüzüne çıkardım hatta deniz suyu yüzüne...
Ne diyodum.. denizi görcem işte... içine girince yapılan kol ve ayak çırpma hareketine YÜZME adı veriliyormuş... bende yüzme yapıcam... yaa bakın yüzme dedim de aklıma ne geldi sevgili seyrediciler bu yam yamlar insanların kafatasını yüzüyorlar ya... yaaaaa... işte bir gerçeği daha su yüzmesi üzerine çıkardım bundan sonra kendime Yam Yam bilimci diicem... siz uzunca Yaaaaaaaamm Yaaaaaaammmm bilimci diyebilirsiniz... bu tercih meselesi, bazı insanalr zoru sever, bazı insanlar kolayı, bazı insanlar ise meyve suyunu tercih eder (çabuk sil bunu, ne biçim espri yakışıyo mu sana) yine mi sen? silmicem, belki biri güler...
Yaaa yüzdükten sonra insanlar sarı kumların üstüne uzanıp güneşin onları yakmasını bekliyormuşş... öyle dediler... belki de yam yamların (eee yeter artık yam yam, yam yam deyip durma) yaaa kıskanıyosun dime ben yam yam bilimciyim sen ise kıytırık bir parantez... iyi söylemiyorum merak et (?????)
Neyse işte öyleyken böyle... (S.T.P - Lounge Fly oldu interaktif yazı) Hımmm diyodum ki evde zaman nasıl geçiyomuş onu görüyorum, bu akreple yelkovan denilen iki vatandaş yüzünden yaşlanıyoruz, evimizin her köşesinde bize bakıp yaşlanmamızı izleyen bu vatandaşlara hiç bir şey yapmamamız da ayrı bir konu (şu an yazdığım şeyin adının POST olması aklıma kurban bayramını getiriyo acaba neden?) ben bu yüzden saatlerdeki akrep ve yelkovanı çıkardım ama hala saat asılı... (deli misin sen? nasıl öğreniyosun saati) nasıl mı öğreniyorum saati? digital saatim var kolumda hatta ona dijital de diyebiliriz, cep telefonum var sonraaaa yolda insanlara "-"-abi saatin kaç" deyince cevap veriyolar tabi bazı içleri fesat olan insanlar "ne diyon lan sen" diyo ama olsun (Hastaneye haber vermeyin, çünkü akrep ve yelkovanla ilgili şeyler tamamen atmasyon) (S.T.P - Naked sunday oldu)
Evvvveeeeett sayın seyirciler 257'ye kadar...
İşte birazdan çıkıcam da şunu farkettim uzun zamandır tv seyretmiyorum (2 dk çok uzun sayılmaz) sen sus be parantez, siz bu parantez bacaklıya bakmayın gerçekten seyretmiyorum...üstelik şu an tam sağ çaprazımda...merak etmiyorum...neden bilmiyorum...
(evet evet yalan söyledim biraz önce 2dk diil 2 dk 56..57..58...59...) ya bu kadar iftiracı bir parantez görmedim hayatımda...sen gitsene (S.T.P-No Way Out oldu) başkasının yazısında yaşa...
Geçenler bir yazı yazayım dedim aldım elime kağıdı kalemi, bir baktım bu parantez "-Abi dışarda kaldım, bi adam vardı o artık hiç bir şey yazmıyo, benim de işe ihtiyacım var evde karım ve çocuklarım aç sefil (Karısı : Sağa yatık Slash (Aklıma Guns N'Roses geldi ön sıradan izliicem nı haahahaha) çocukları iki nokta üstüste ve iki nokta alt alta bknz: / : : ) bu sırada bak seni nasıl kullanıyorum...parantez içinde parantez...maşallahım var... heh nerde kalmıştım... çocuklarım aç sefil dedi (S.T.P - Plush) ben de Allah versin dedim... "-Abi, elini ayağını öpiim, kulun kölen oliim" diye yalvardı...hani bizde yufka yürekliyiz ya, "-Tamam lan, gel hadi" dedim ilk başlarda sesszi sedasız oturuyordu, gel deyince geliyor, git deyince gidiyordu, sonra şımardı, kapris yapıyo... besle kargayı illede vatanım desin.... bu böyle diildi sanki ama neyse...
Ganzın Rozız yane Guns N'Roses geliyo demiştim... yaa kendimi enayi gibi hissetsemde o parayı vererek bilet aldım... Çocukluğumda dinlediğim bu grup beni çok etkilemişti, herkes küçük emrah, fatih kısabarmak hatta serçe parmağı dinlerken ben "Dont yuuu kıraayyyyyy tunaaayyytt" diye şarkı söylüyordum... yaa bu saydığım 2 sanatçı alınmasınlar onlara da ziyaret gitcem... yani aynı dönem olmayabilir ama örnek olsun diye söyledim... neyse...
Bugün gelen Ganzın Rozız grubu Ekzıl (Axl) abimin yaşlılığı dönemine denk geliyo ama ben FEYZ almak istiyorum, onun için gidiyorum (S.T.P - Plush akustik versiyon).... Canlı müzik gibisi yoktur adı var Ganzın Rozızzzzzz... boru diil yani... Zaten kim borunun konserine gider ki? çıkaracağı ses Bulmacalarda "Tİ" gerçek hayatta "honaaaaaaaaaaa" veya "hoouuuuuuu" hiç gerek yok o kadar para vermem bir Boru konserine....
Aslında şu an G.N.R'ın şarkılarını dinlemem lazım ama prova yapıcaz...S.T.P şarkılarından bir kaçına.... (G.N.R ne demek?) yuhhh be parantez... kaç haftadır benlesin daha biraz önce söyledim GanzıN Rozız (heeeeee...kusura bakma) tabi sen git arabesk dinle (yok abi valla dinlemiyorum) hadi len....!!!
Sayyydınız mı sayın seyirciler... şimdi de 177'ye kadar sayın seyirciler...
Aaaa şuradan bir November Rain çalayım ben...yok be bu sıcakta da dinlenmez...I Used To Love Her dinliim bari... evet evet onu dinliim (Guns N'Roses - I used to love her) bat a hed tu kil hör...
.... .... Şi biç so maç...soooooo maç :D ( I used to love her, but I had to kill her I used to love her, but I had to kill her... She bitched so much She drove me nuts And now I'm happier this way) vaaayy Parantez, bana nispet mi yapıyosun, ne güzel ingilizce konuşuyosun sen öyle... vay vayy vayyy (estağfurullah abi, senden iyi değil ingilizcem, öylesine takıldım...) olsun, olsun bu da iyiye işaret...bak şimdi gözüme girdin...(abi sakın nasıl gözümden çıkarıcam diye espri yapma noolur) yok be sen beni tanımamışsın, onlar mazi oldu artık... öyle espri yapanı taksimde sallandıracaksın bakalım daha yapabiliyor mu? (ehehe...abi zaten o zaman ölmez mi adam? nasıl espri yapsın) oğlum parantez, ben sadece sallandıracaksın dedim, salıncakta olur... ağaçta olur... yeter ki sallansın (heeee...abi yine yuttum ben heeee) neyse alışacaksın...
Ben gideyim artık sen burada kal, harflere göz kulak ol, yabancılara kapıyı açma, kapı çalarsa Kimooooo diye sor..."Beniiiim" diyene kapıyı açma ama "Seniiiiim" diyene kapıyı açabilirsin bu inan ilginç bir insandır bu da hoşuma gider biliyosun... neyse nerde bu cep telefonum...(kasanın üstünde) sağol... Gitarımı alayım gelip seni kapatıcam...sonra da hadi bana eyvallah deyip gidicem... Akşam da Naaakk Naaakk Nakin on a hevinz dooooorrr yei yei yeaahh diye bağırıcam
( Knock-knock-knockin' on heaven's door, ha ha ha ha yeah demek istedin galiba abi?) eeeehh fazlası da ukalalık oluyo ama... ukalalığı sevmem... hadi ben gittim...
Evvet sayın seyirciler programımız tüm hızıyla bir kayaya çarptı... artık saymayı bırakabilirsiniz.
8 Temmuz 2006
"DEEP SUBJECT" Fragman
Aşağıda okuyacağınız yazılar ben ve benim gibi düşenebilen dişi bir arkadaşım tarafından interaktif bir şekilde hiç fazla düşünmeden karşılıklı olarak yazılmış bir "Korku - komedi" karışımı bir hikayedir...
Aslında ciddi olması gereken bir konuşmanın hayalgücü sayesinde nerelere vardığının ispatıdır. Okurken bunun bir film olduğunu hayal etmeniz rica olunur.
Senaryomuzda, fazla düşünmemenin vermiş olduğu saçmalıklar mevcuttur, tek kelimesine bile dokunmuyorum
alın size Film...
Oynayanlar, yazanlar, yönetenler ve çekenler :
first ve bett
Yardımcı oyuncular :
Samara (Halka filmindeki kız) muhtelif ebatta zombiler, vampirler ve iblisler....
FİLMİN ADI : DERİN KONU daha havalı olsun diye
"DEEP SUBJECT"
Aslında ciddi olması gereken bir konuşmanın hayalgücü sayesinde nerelere vardığının ispatıdır. Okurken bunun bir film olduğunu hayal etmeniz rica olunur.
Senaryomuzda, fazla düşünmemenin vermiş olduğu saçmalıklar mevcuttur, tek kelimesine bile dokunmuyorum
alın size Film...
Oynayanlar, yazanlar, yönetenler ve çekenler :
first ve bett
Yardımcı oyuncular :
Samara (Halka filmindeki kız) muhtelif ebatta zombiler, vampirler ve iblisler....
FİLMİN ADI : DERİN KONU daha havalı olsun diye
"DEEP SUBJECT"
"DERİN KONU"......dünyaya farklı bir perspektiften bakmak isterdim......
bett:
dünyaya farklı bir perspektiften bakmak isterdim....
first:
mesela...? geniş açılı mı...?
bett
evet farklı bir açıdan... daha farklı yorumlamak isterdim. olaylara daha pozitif yaklaşabilmek mesela.
first:
Pozitif veya negatif olmak tamamen düşünce tarzıyla alaklı bir şey, bunu biliyosun... "Bu ne yapmak istiyo, neden böyle yapıyo" demekle "dur bir dinliim" demek arasındaki fark bu... ya da "O Ferrari'ye biniyo, ben otobüste ayakta gidiyorum" demekle "O adamın ayakları yok tekerlekli sandalyede gidiyor, yürüyemiyor... ben ise otobüste ayakta gidebiliyorum, yürüyebiliyorum,(aman Allah'ım yürüyorum.. yürüyorum... Bu bir mucize)" demek arasındaki fark pozitif veya negatif bakmak...Tabi buna Polyanna'cılık, Hansel-Gratel'cilik, Malkoçoğlu'culuk diyebilirsiniz bu elimizde son kalanın kıymetini bilmenin pozitifliğidir... Tabi bunun bir kademe üstü Saflık olur, her zaman da pozitif olunmaz, Şavaşlara pozitif bakmanın bir anlamı yoktur mesela "Savaş olsa da şöyle bi dağlara tepeler çıksak temiz hava alsak" demekte pozitifliğin doruk noktası olur hatta salaklığa bir adım... Uzun lafın kısası (diskotekte başladı) ilk önce "iyi olacak" mantığıyla yola çıktığın vakit gerçekten pozitif oluyorsun ve inan ki yaşadığın zorluklara veya acılara narkoz etkisi oluyor o kadar da kötü hissetmiyosun ama negatifsen sonuna kadar hissedersin her acıyı...Yorumların şimdi değişmiyorsa da hayat tecrüben arttıkça değişecektir...Aslında bu konu çok derin ve şu an bağllı olduğum halat daha aşağı gitmeme izin vermiyo, beni yukarı çekin, heeyy size diyorum, heeyyyy beni duyuyo musunuz?, yukardakileeeerrrrr, ya beni çıkarın beeee, korkmaya başladım, ya halka filmindeki kız burdan çıkarsa, İmdaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaattt
bett:
merak etme o kızın orda olmadığına eminim nıhahahahaaa:DDD(ama ya ordaysa) kıhkıhkıh
first:
e o zaman çek beni ne duruyosun... imdaaaatttt, katil olursun he ben söyliiim
bett:
e elimi uzatıyorum tutmuyosun!!! trip yapacak zaman mı?!çaaabuuuuukkkarkanda bişey var!!! (nıhahahahahahaaa)
first:
Bana ne bana ne tutmııcam işte... Nee Arkamda mı?!!!... AAaaaaaaa!!!.. Tuttum elini çeeekk beni... çabuuukkk..Oh be! o ne kadar derin konuydu öyle, bir an beni orada bırakıp kaçtığını düşünmüştüm... Bak şurada bir kulübe var oraya gidelim, geceyi orada geçiririz yarın da yola çıkarız... Sesi duyuyor musun? Geliyor galiba... Koooooşşş, çabuk ol... hadi ne kadar yavaşsın yaaOhhhh vardık sonunda, kapıyı kapat, istersen elimi de bırak artık kangren olucam, çok sıkıyosun:)... Şimdi sen burada kal ben diğer odalara bakiim, istersen sende karanlıkta sinsice arkamdan gelip elini omzuma koyup, "korkma first benim" diyebilirsin çok mantıklı bir davranış hiç korkmam...Aaa!! fotoğraflara bak.. benim böyyük böyyük böyyük dedem, bu da senin böyyük böyyük böyyük deden değil mi?... yoksa bizi özellikle mi çağırdılar buraya?ayrıca senin kolun nasıl o kadar uzadı bet? can havliyle mantıklı düşünemedim.. ben takriben 150 metre derindeydim? yoksa sen...
bett:
korkma ben o sandığın kişi değilim.o arkadan koşuyodu hatırlasana ... ben hem senin elini tutarken hem nasıl arkandan koşuyo olabilirim?? bence sorun mantıksız oldu. :)evet bizi buraya özellikle çağırmış olabilirler...belki de onu yok etmek bizim görevimiz.böyyük böyyük bööyyük dedeleri bırakalım da kafa kafaya verip mantıklı düşünelim. bu arada fırsattan istifade sulanma bana bak kötü olur. ben sadece seni kurtardım :Paman Allah'ım!!!!!!!!!!!! orda bişey vaaaaaaaaaaaaaarrrrrr!!!!!!!!!!!!!!1aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!
first:
Nerdeee?!!! haniiii?!!!i Korkma be o sadece farenin gölgesi... in şu sandalyeden artık :) zaten her şey eski ve çürük şimdi düşüp bir tarafını kıracaksın, bir de seni taşımak için uğraşmiim... Bu arada doğru söyledin bizim görevimiz olabilir ama hiç silah yok burada... bir saniye sessiz ol... çalılıklardan gelen sesi duyuyor musun? sen şöminenin içine saklan... ben de şu molozu alıp dışarı çıkıcam... sakın yerinden çıkma, kıpırdama bekle... 100e kadar say gelmezsem "oh be kurtulduk" de... hayır hayır öyle deme... sabaha kadar bekle... sana söylemek istediğim bir şey var ama... neyse... ben gidiyorum...
bett:
giriyorum!! deli misin hangi şömine!!! bu eski klubede şöminenin ne işi var??!! ayrıca o fare değildi...vampirimsi bişeye benziyodu!! belki de bi at sineğiydi!!! bak bir merdiven!!! bir hafta içinde ölücezz!! ühühühüüüü daha çok gencim ben yaaaa..... gitme lütfen...ben karanlıktan ve yalnızlıktan korkarım biliyorsun...hem bana ne söliceksin???belki de...aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! arkanda samara var!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
first:
Arkamda mı? araba mı var? neyse yok bişey bu kadar korkma yanındayım... seni yalnız bırakmam tamam artık kulağımı çekmeyi bırak, burada kalıcam dedim... Ölmiicez güzelim geçicek bu günler ağlama artık, ağlama bak bende ağlııcam,... ayrıca o fareydi fare sen uyumana devam et, ahh refleks olmuş bu cümlede... gel o merdivenden yukarı çıkalım.. ben önden çıkıyorum... tamam gelebilrin... burada garip aletler var, ne bunlar, görüyor musun?
bett:
araba demedim samara dedim(bkz: halkadaki kız) neyse başkasına gitti o...oohhhh başkası var zannettim..sen neden önden çıkıyosun böcekler beni yesin diye mi?dur bende bakıyım neler varmış orda...hıııımm...first şurda bazı anahtarlar var.acaba neden burdalar???
first:
Samara... anladım da seni rahatlatmak için söyledim , bak ne kadar rahatsın hatta ayaklarını uzatmışsın öyle ohhh... sende amma huysuzsun senin için önden çıkıyorum tabi ki, bu anahtarlar acaba... evet sanırım buldum, kızı kurtarmamız lazım, yok bunu denemişlerdi olmamıştı... AAa şuradaki pencereye baksana, burada halattan bir merdiven var... önden sen in ama nedenini sorma bana.. şu beyaz işaretler ilerdeki mezarlığa doğru gidiyor hadi bizde gidelim...
bett:
kusura bakma ama bu sefer arkadan ben inicem...mezarlık mı?! (bu hikaye nerelere gidiyor acaba?)o mezarlıkta küçük bir klübe vardı...acaba oranın anahtarı olabilir mi?bence burada daha fazla kalmayalım...başımıza bi iş gelebilir...ayrıca biz kızı kurtarmıcaz. onu avlıcaz. sen ve ben avcıyız artık bundan sonra.(hadi hikayeleri karıştıralım)(ben buffyy gibi olıyım bari:) )çabuk koşmalıyız fazla vakit yok peşimizdeler!!! o sopaları da al yanına! koooooooooşşşşş
first:
höööhh... koştur koştur pestilim çıktı... Şu senin bahsettiğin kulube mi? hadi kapısını açalım...Neee... Şlapps..Çotanakk..Ihhh.. Burada zombiler var bett, arkana dikkat et, bak senin hayatını kurtardım yine sonra dır dır ediyosun evde, eve gelirken insan bir poşet üzüm alır, bişey alır diye... yine geliyorlar...Yakalaaaa... sen anahtarla kapıyı aç ben geliyorum... Kapıyı kapaaaaattt... heh içerdeyiz... Aaa bu adamın işi ne burada "Amca ne arıyosun burada" "Evladım ben Mevlana camii koruma ve yaşatma derneğinden geldim bağaş topluyorum" "Yaaa amca get... delirdin mi yaa çık dışarı" Beeeetttt eğiiilll....
bett:
o bağış falan toplamıyo dedim sana!! kılık değiştirmiş. al şunu vur kafasına!!!! o zombiler nerden çıktı ya çok korktum! bu arada söylediklerini duymadım zannetme! almıyosun üzüm falan! saçlarımı süpürge ediyorum senin için iki güzel söz söylemiyosun! arkanda(paaaaaaattt!tamam hayatını kurtardım.nerde kalmıştık?? yazık ama banada.....artık sevmiyosun zaten hissediyorum! aaahhhhhhh!!! bacağımda bişey var!!! bu ne yaa!! bi kol bu!!!!!!!!!!! kurtar beni al şunu?!!?!!!!ühühühüüüüü ne biçim yer burası yaa dışarı da çıkamıcaz! bu kapı çok dayanmaz...aaa bak şurda aşağı doğru inen basamaklar var...tut elimi beraber incez bu sefer.kaçmak yok.... yerde bişey var!!!!
first:
neden o zaman arkasına bakmadan gitti, yazıktır adama...ayrıca seni sevmesem buralara gelmezdim...evimde dünya kupasını seyrederdim....neyse şimdi tartışmanın sırası değil... aşağıdaki tabuta benziyo...elindeki anahtarlığı versene, galiba diğer anahtar tabutu açıyor... açma deme bana... lütfen bett elimi bırak... açmam lazım... hayır senin açmana izin veremem... O da ne?!! kendi kendine açılıyo bu tabut... bu ne ışık hüzmesi böyle...kaç, gel şu oluğa girelim... Aaa bu vampirrr... elinde de kaset var ... görüyo musun?
bett:
ne kaseti?? ya bizi görürse?? ona karşı koymak için hac ya da sarımsak gerekiyo! ben müslümanım hacla işim olmaz! sarımsak da bu mezarlıkta olmayacağından....aa buldum!! şu sopaları al demiştim almadın mı!!!!!!!!!!!!! aa şaşırdım nasıl oldu da bi dediğimi de yaptın?evde temizliğe yarddım et desem yapmazsın... dur ver onları bana hac yapıcam geldiği zaman... iyiki vakti zamanında dövüş sanatlarını öğrenmişim...seni sevdiğim için şanslısın...sevmesem seni burda ölüme terkedebilirdim...ayrıca yalan söyleme bana bidaha..evlenirken siyah kuşak sahibi olduğunu söylemiştin.görüyorum ki yeşili geçememişsin. aaaaaaaaaaaaa dikkat et first!!!!! şaaap şıılaannnkkk!!!!! eğil dedim!!!! ahhhhhh ......sadece vampir yokmuş o tabutta.... zombilerle savaşmalıyız!!!! ahhhhh!! sanırım bana bişeler oluyo...
first:
Ne oluyo canım... bett... Slaappps!!! Şırankkk!! bett... beett... Yettiniz len... Çotanaaaak!! Dırapssss!!!Oh be zombi mombi kalmadı etrafta...(bett yerde yatmaktadır, first bettin boynundaki gümüş kolyeyi görür ve onu çıkararak) "Sevgilim, biraz daha dayan şimdi geliyorum... beni yalnız bırakma sakın" der ve vampirin üstüne doğru koşar... Çatannkk!!... Drapsss!!!... (Vampirle first yerde boğuşurken first elindeki gümüş kolyeyi düşürdüğünü farkeder) Lanet olssunn... Kotannnkk!!!... (ve birden vampir firstün yanına yığılır kalır, arkadan bett görünür, firstün düşürdüğü gümüş kolyeyi vampirin kafasına zerk ederekten ve vampiri öldüren bett'de yere yığılır, first hemen bett'in yanına koşar) Beeettt... canım... ne olur ölme... beni bırakma... (first, bett'in kafasını bacaklarının üstüne koymuştur ve saçlarını okşayarak konuşurken bett şöyle demiş)
bett:
"sana bişey olucak diye çok korktum (ööhhhööö öööhhhööö) sanırım buraya kadarmış...halbuki önümüzde güzel bi hayat olduğunu düşünmüştüm( ööhhööö ööhhööö) ama göğsümde bu kadar derin bi yara varken yaşayabileceğimi zannetmiyorum...elimi bırakma sevgilim.... hamileydim..." (der ve bett yığılır kalır)
first:
beeettt...beeettt... AAAAAAAAHHHHH beettt...(first çok sevdiği bett'i kaybettiğini düşünür vampirin yanına gider ve bett'in kolyesini çıkarır, sonra bett'in yanına giderek elindeki kolyeyi betin göğsündeki kanayan yaraya koyar, birden bett'in yarası kapanır, çünkü vampirin ölümsüzlüğü bett'e geçmiştir) Ahhh sevgilim... yaşıyosun... mmmmm....mmmmmm.mmmmmmmm (2,5 dakikalık bir öpüşme sahnesi)...Hadi bett şu kaseti de alalım hemen çıkalım buradan... seni kaybettim diye çok korktum, bir daha senin yanından asla ayrılmayacağım, eve gidelim pencereleri bile ben silicem sözz... ama hala halletmemez gereken bir sorun var Samara... bu kaseti hemen kopyalamalıyız... bu sefer ben önden gidicem elimi tut...
bett:
sevgilim beni ölümsüz yaptın şimdi sıra sende...uzat boynunu(bett first ün boynundaki yaraya kolyeyi bastırır) artık herşey tamamen değişti...ölümsüz olduğumuza göre kimse bize bişey yapamaz.tabii ki samaradan başka!!! aman tanrım!!! kaset nerde??!! üst katta mı kaldı?? ayrıca dışardaki zombiler de bekliyo!! aşkım hadi bişeyler yapmamız lazım... tabutun içinde bişey buldum...bu bir sır olabilir....
first:
Sevgilim, senin için öleceğim gibi ölümsüz de olabilirim ama biliyorsun ki bu sadece 7 gün sürecek, çünkü biz ölümsüz olmadan önce bu büyüye maruz kalmıştık, Hayır bett, kaset yukarda değil... tabutun içinde... hatta o gördüğün şey kaset... hadi güzelim beraber yukarı çıkalım, kolye sende kalsın, ben şu tabutun kenarındaki demirleri çıkarayım, bunları kullanırız... al bett... (göz göze gelirler) sana söylemek istediğim bir şey vardı ya bett... şimdi söylüyorum... seni seviyorum... (bett tam ağzını açıp bir şey söyleyecekken) hadi bett hemen yukarı çıkalım... (yukarı çıkarlar) koş bett... koşşş... (kapıya gelirler) ama kapının arkasından zombilerin seslerini duyarlar... sonra bett şöyle der
bett:
yerden bir kol gördüm ve hareket ediyo! aaaaaaaaaaaaaaaa!!!! first napıcaz! tamam ölümsüz oldum ama yaram hala geçmedi...bu yarayla savaşabileceğimi zannetmiyorum.bandaj gibi bişey lazım...şu mumyanın bandajlarını alsak??sanırım bu mezar tek kişilik değil.yerlerden çıkan uzantılar nee??fiiiiiiiiiiirrrrrrrssssssssstt!!!!!!!!aaaaaaaaaaaaaaaaa!!! dikkat et!!! şşııllaaapp!!!.... şşraaannkkk!!! ayyyyy!!! dırş dırş dırş...
first:
Dışarısı buradan farklı değil bett... çlank!!!.. Fsssppp!! Fsssppp!! uhaaahh... ben kapıyı açıyorum burada tıkılıp kalmayalım çıkamayız... beeett arkanda!!! elindeki demiri kullan.. .Iggghhh... Iggghhh kapı açılmıyo bett... anahtarlar!!! anahtarlar nerde? (Mevlana Camii için bağaş toplayan amca firstün yanına gelir ve) "Ben açarım evladım" der (first'ün gözleri parlar) Tabi amca ne duruyosun hemen aç, nasıl bu kadar soğuk kanlısın?Amca "Senden bağaş bekliyorum" Yaaa veririz amca... beeeett.... Şlank!!! hayatım buraya gel, amca açacak kapıyı... (Amca cebinden anahtarları çıkarırken firste bakar gözleri tamamen siyaha döner, Bu adamın kılık değiştirmiş bir iblis olduğunu anlayan first hemen bett'in elindeki kolyeyi alarak adamın anlının çatına saplar ve adam ölür) Bett, haklıymışsın sevgilim, ama bize doğru yaklaşıyorlar... anahtarlarla kapıyı açayım ben... şu gömleğimi al dışarı çıkınca tampon yaparım (der ve kapıyı açıp çıkarlar çıktıklarında gözlerine inanamazlar) Bu neeee??????
bett:
sana demiştim demekten nefret ediyorum! bi kez de beni dinle adam kousunda haklı çıkmıştım.bak yine haklı çıktım! sana kapıyı açma dedim?!!! ne yapıcaz şimdi...bana acil tampon lazım!!!ya hep benden öncelikli işlerin oluyo!!! bak samara ayin düzenlemiş...sessiz ol...arkaları bize dönük..sanırım samara onları bizim üzerimize salıcak...bu arada arkamızdan gelen ölü şahsiyetleri de unutmayalım...mümkün olabildiğince sessiz olmalıyız.. hatta hayatım zombi taklidi mi yapsak???aman allahım!!!!!!!!!!!!!!!!!!dikkat et!!!!
first:
Şrannkkk!!! nasıl uçurdum ama kafasını... gel şöyle şu ağacın altına gidelim... cııırtttt.. cıııırttt şimdi biraz acıyacak, al şu dalı acıdığı zaman onu ısır... yaranın içini biraz temizlemeliyim... tamam (bett acı içinde bağırır) tamam hayatım şu düğümü de atayım.... heh... her ne kadar kan kaybından ölemeyecek de olsan... yine de yapalım... Zombi taklidi yapamayız hayatım onların yüzü bem beyaz... anlarlar hemen... Bence bir an evvel Samara'nın müritlerinden kurtulalım... AAAa şu ağacın üstünde küçük bir kulübe var... gel oraya çıkalım... sessiz ol... (çocukların yaptığı küçük ağaç evin çıkarlar) AAa bett, burada ok var... yay da var... ee ne duruyorum... helva mı yapmam gerekiyordu? yok yok... beth sende şuradaki sapanı al... samaranın etrafındaki vampir ve zombi çemberini yok edelim....sonra da onu öldürürüz.... sssfffff!!! sssffff!!! plapssss!!! plapsss!!!! (bir taraftan first bir taraftan bett zombileri vururlar, fakat arkalarından gelen ölüler, onları farkeder ve hepsi aşağıya doluşur) Bett...yapacağımız şeyi tahmin ediyorsun değil mi? evet aynen onu yapıcaz...
bett:
ben onu yapamam... unuttun mu...hamileyim dedim... ühühühüüüüü başka bişey bul hemen...
first:
Evet bett.. bi çocuğumuz olucak ama ağlama lütfen... buradan kurtulmak için diyorum... (Bett heee o mu? diye yanıtlar) evet o, şimdi buraya çıkmak için kullanığımız halattan merdiveni getir buraya... heh ben şu oka bağlayayım bu halatı... şimdi ben bunu kulubeye atıcam... oradan kulubeye kadar kayıcaz... dikkatli ol sevgilim, zombilerin üzerinden geçicez... (first daha önce üst katına çıktıkları kulubeye doğru oku atar ve tam pencerenin üstünü vurur) Hadi bett sarıl bana... (bett göğsündeki yara nedeniyle hala güçsüzdür) tamam o zaman sırtıma çık boynumu tut... (der ve aşağı doğru hızla kayarlar kulübeye varmalarına ramak kala, bett'in eli kayar ve zombilerin arasına düşer) Beeeettt... sevgiliiiim... (diye bağıran first halatı bırakır ve zombilerin arasına dalar) Pat!! Küt!!! Aahhh!!! OFFF!!! @!?! (yerde kıvranan bett elindeki kolyeyi gösterek first'e bişeyler söylemeye çalışır)
bett:
paatt küütt!!! al sana!!! bana vurabileceğini mi zannettin aşağılık zombi!!! first!! al şu kolyeyi...sana bir tane daha almamız gerektiğini söylemiştim!! ne demek alamam...sana atarsam zombiler de alabilir bunu!!! ( bett birden kolyeye zombilerin asla dokunamayacağını ve kolyeye dahi bakamayacaklarını hatırlar) alın bakalım!!!! first telaşlanma seni kurtarmaya geliyorum.kolyeyi zombilere doğru tutarak bana yaklaşmamalarını sağladım!! nihahahahaaaa... al aşkım artık kolye sende kalsın.ne de olsa ölümsüzüz.bak samara bize doğru o garip yürüyüşüyle gelmeye başladı!!!! ona kolye de etki etmez şimdi!!!klubeden aldığımız o demirler nerde????? aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! (bett birşeyi hesaba katmamıştır...)
first:
Bettt... Şlapss..Şrankkk...(zombilerle savaş eden first elindeki kolyeyle bütün zombileri öldürür) ve samara'yla karşı karşıya kalır... tam o sırada bişeyi hesaba katmayan bett, o şeyi hesaba katar... (sona yaklaşalım lütfen sevgilim diye bağırır first :D)
bett:
bett samaraya karşı yapılabilecek tek şeyin kasedi kopyalamak olduğunu hatırlar.yalnız tek sorun kopyalama makinesinin orada olmamasıdır... iyice güçsüzleşen first samaraya daha fazla karşı koyamayacaktır...first bekle beni gelicem...dayan... paaatt küüütttt çekilin be yolumdan zombilerde bi türlü bitmiyo ya!!! hayatım bekle beni kurtarıcam seni...bett birtakım atletik hareketlerle zombilerin arasından süzülerek mezarlığın çıkış kapısına ulaşır...first için çok endişelenmektedir ama tek çarenin bu olduğunu bilerek kendini rahatlatmaya çalışır.daha önce gelmiş oldukları klübeye girerek kopyalama makinesini bulur.kasedi koyar ve kopyalamaya başlar..."burası su kadar sessizse mutlaka bi sorun çıkacak demektir" diye kendi kendine düşünür tam o sırada samara'nın annesi çıkar ve bett le yüzyüze gelir. bett biraz ürker çünkü kadın çok çirkindir...kadın samara'yı serbest bıraktıkları için çok kızgındır ve bett e savaş açar...çirkinliğinin ve yaşlılığının yanı sıra atletik bir vücuda sahip olan kadın bett in güçsüzlüğünden faydalanarak yaralarına saldırır!!! iyice güçsüzleşen bett yere düşer.kadın bett in üstüne çıkar tam o sırada bett gümüş kolyeyi kadının gözüne saplar!!! kadın birden bire yok olur...bett kopyalanan kasedi alarak kalan son enerjisiyle first'r koşar... mezarlıkta artık hiç zombi yoktur...yerde sadece kemik kalıntıları görür...first samaranın karşısında hala savaşmaktadır... samara birden bett i farkeder...kasedin kopyalandığını görür ve artık bişey yapamayacağını anladığından gider...first derin bir ohhhh çeker...bett onu kurtardığı için çok mutludur..ama artık tamamen enerjisi tükenen bett first'ün kollarına düşer..............
first:
Herşey bitti hayatım... kurtulduk... Samara bize bişey yapamaz... çocuğumuz için daha dirençli olmalısın...(der o sırada güneş doğmaktadır, first'ün kucağındaki bett'in yüzüne güneş vurur güneş ışıklarıyla bett'in yaraları kapanır ama bett hala gözlerini açmamıştır, First, kucağındaki bett'le ormanın içinde kaybolur) Hayatım uyan...
...Ama Samara'ya ne olmuştur?... bett uayanabilecek mi?... Çocuk doğacak mı?... hepsi haftaya...
dünyaya farklı bir perspektiften bakmak isterdim....
first:
mesela...? geniş açılı mı...?
bett
evet farklı bir açıdan... daha farklı yorumlamak isterdim. olaylara daha pozitif yaklaşabilmek mesela.
first:
Pozitif veya negatif olmak tamamen düşünce tarzıyla alaklı bir şey, bunu biliyosun... "Bu ne yapmak istiyo, neden böyle yapıyo" demekle "dur bir dinliim" demek arasındaki fark bu... ya da "O Ferrari'ye biniyo, ben otobüste ayakta gidiyorum" demekle "O adamın ayakları yok tekerlekli sandalyede gidiyor, yürüyemiyor... ben ise otobüste ayakta gidebiliyorum, yürüyebiliyorum,(aman Allah'ım yürüyorum.. yürüyorum... Bu bir mucize)" demek arasındaki fark pozitif veya negatif bakmak...Tabi buna Polyanna'cılık, Hansel-Gratel'cilik, Malkoçoğlu'culuk diyebilirsiniz bu elimizde son kalanın kıymetini bilmenin pozitifliğidir... Tabi bunun bir kademe üstü Saflık olur, her zaman da pozitif olunmaz, Şavaşlara pozitif bakmanın bir anlamı yoktur mesela "Savaş olsa da şöyle bi dağlara tepeler çıksak temiz hava alsak" demekte pozitifliğin doruk noktası olur hatta salaklığa bir adım... Uzun lafın kısası (diskotekte başladı) ilk önce "iyi olacak" mantığıyla yola çıktığın vakit gerçekten pozitif oluyorsun ve inan ki yaşadığın zorluklara veya acılara narkoz etkisi oluyor o kadar da kötü hissetmiyosun ama negatifsen sonuna kadar hissedersin her acıyı...Yorumların şimdi değişmiyorsa da hayat tecrüben arttıkça değişecektir...Aslında bu konu çok derin ve şu an bağllı olduğum halat daha aşağı gitmeme izin vermiyo, beni yukarı çekin, heeyy size diyorum, heeyyyy beni duyuyo musunuz?, yukardakileeeerrrrr, ya beni çıkarın beeee, korkmaya başladım, ya halka filmindeki kız burdan çıkarsa, İmdaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaattt
bett:
merak etme o kızın orda olmadığına eminim nıhahahahaaa:DDD(ama ya ordaysa) kıhkıhkıh
first:
e o zaman çek beni ne duruyosun... imdaaaatttt, katil olursun he ben söyliiim
bett:
e elimi uzatıyorum tutmuyosun!!! trip yapacak zaman mı?!çaaabuuuuukkkarkanda bişey var!!! (nıhahahahahahaaa)
first:
Bana ne bana ne tutmııcam işte... Nee Arkamda mı?!!!... AAaaaaaaa!!!.. Tuttum elini çeeekk beni... çabuuukkk..Oh be! o ne kadar derin konuydu öyle, bir an beni orada bırakıp kaçtığını düşünmüştüm... Bak şurada bir kulübe var oraya gidelim, geceyi orada geçiririz yarın da yola çıkarız... Sesi duyuyor musun? Geliyor galiba... Koooooşşş, çabuk ol... hadi ne kadar yavaşsın yaaOhhhh vardık sonunda, kapıyı kapat, istersen elimi de bırak artık kangren olucam, çok sıkıyosun:)... Şimdi sen burada kal ben diğer odalara bakiim, istersen sende karanlıkta sinsice arkamdan gelip elini omzuma koyup, "korkma first benim" diyebilirsin çok mantıklı bir davranış hiç korkmam...Aaa!! fotoğraflara bak.. benim böyyük böyyük böyyük dedem, bu da senin böyyük böyyük böyyük deden değil mi?... yoksa bizi özellikle mi çağırdılar buraya?ayrıca senin kolun nasıl o kadar uzadı bet? can havliyle mantıklı düşünemedim.. ben takriben 150 metre derindeydim? yoksa sen...
bett:
korkma ben o sandığın kişi değilim.o arkadan koşuyodu hatırlasana ... ben hem senin elini tutarken hem nasıl arkandan koşuyo olabilirim?? bence sorun mantıksız oldu. :)evet bizi buraya özellikle çağırmış olabilirler...belki de onu yok etmek bizim görevimiz.böyyük böyyük bööyyük dedeleri bırakalım da kafa kafaya verip mantıklı düşünelim. bu arada fırsattan istifade sulanma bana bak kötü olur. ben sadece seni kurtardım :Paman Allah'ım!!!!!!!!!!!! orda bişey vaaaaaaaaaaaaaarrrrrr!!!!!!!!!!!!!!1aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!
first:
Nerdeee?!!! haniiii?!!!i Korkma be o sadece farenin gölgesi... in şu sandalyeden artık :) zaten her şey eski ve çürük şimdi düşüp bir tarafını kıracaksın, bir de seni taşımak için uğraşmiim... Bu arada doğru söyledin bizim görevimiz olabilir ama hiç silah yok burada... bir saniye sessiz ol... çalılıklardan gelen sesi duyuyor musun? sen şöminenin içine saklan... ben de şu molozu alıp dışarı çıkıcam... sakın yerinden çıkma, kıpırdama bekle... 100e kadar say gelmezsem "oh be kurtulduk" de... hayır hayır öyle deme... sabaha kadar bekle... sana söylemek istediğim bir şey var ama... neyse... ben gidiyorum...
bett:
giriyorum!! deli misin hangi şömine!!! bu eski klubede şöminenin ne işi var??!! ayrıca o fare değildi...vampirimsi bişeye benziyodu!! belki de bi at sineğiydi!!! bak bir merdiven!!! bir hafta içinde ölücezz!! ühühühüüüü daha çok gencim ben yaaaa..... gitme lütfen...ben karanlıktan ve yalnızlıktan korkarım biliyorsun...hem bana ne söliceksin???belki de...aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! arkanda samara var!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
first:
Arkamda mı? araba mı var? neyse yok bişey bu kadar korkma yanındayım... seni yalnız bırakmam tamam artık kulağımı çekmeyi bırak, burada kalıcam dedim... Ölmiicez güzelim geçicek bu günler ağlama artık, ağlama bak bende ağlııcam,... ayrıca o fareydi fare sen uyumana devam et, ahh refleks olmuş bu cümlede... gel o merdivenden yukarı çıkalım.. ben önden çıkıyorum... tamam gelebilrin... burada garip aletler var, ne bunlar, görüyor musun?
bett:
araba demedim samara dedim(bkz: halkadaki kız) neyse başkasına gitti o...oohhhh başkası var zannettim..sen neden önden çıkıyosun böcekler beni yesin diye mi?dur bende bakıyım neler varmış orda...hıııımm...first şurda bazı anahtarlar var.acaba neden burdalar???
first:
Samara... anladım da seni rahatlatmak için söyledim , bak ne kadar rahatsın hatta ayaklarını uzatmışsın öyle ohhh... sende amma huysuzsun senin için önden çıkıyorum tabi ki, bu anahtarlar acaba... evet sanırım buldum, kızı kurtarmamız lazım, yok bunu denemişlerdi olmamıştı... AAa şuradaki pencereye baksana, burada halattan bir merdiven var... önden sen in ama nedenini sorma bana.. şu beyaz işaretler ilerdeki mezarlığa doğru gidiyor hadi bizde gidelim...
bett:
kusura bakma ama bu sefer arkadan ben inicem...mezarlık mı?! (bu hikaye nerelere gidiyor acaba?)o mezarlıkta küçük bir klübe vardı...acaba oranın anahtarı olabilir mi?bence burada daha fazla kalmayalım...başımıza bi iş gelebilir...ayrıca biz kızı kurtarmıcaz. onu avlıcaz. sen ve ben avcıyız artık bundan sonra.(hadi hikayeleri karıştıralım)(ben buffyy gibi olıyım bari:) )çabuk koşmalıyız fazla vakit yok peşimizdeler!!! o sopaları da al yanına! koooooooooşşşşş
first:
höööhh... koştur koştur pestilim çıktı... Şu senin bahsettiğin kulube mi? hadi kapısını açalım...Neee... Şlapps..Çotanakk..Ihhh.. Burada zombiler var bett, arkana dikkat et, bak senin hayatını kurtardım yine sonra dır dır ediyosun evde, eve gelirken insan bir poşet üzüm alır, bişey alır diye... yine geliyorlar...Yakalaaaa... sen anahtarla kapıyı aç ben geliyorum... Kapıyı kapaaaaattt... heh içerdeyiz... Aaa bu adamın işi ne burada "Amca ne arıyosun burada" "Evladım ben Mevlana camii koruma ve yaşatma derneğinden geldim bağaş topluyorum" "Yaaa amca get... delirdin mi yaa çık dışarı" Beeeetttt eğiiilll....
bett:
o bağış falan toplamıyo dedim sana!! kılık değiştirmiş. al şunu vur kafasına!!!! o zombiler nerden çıktı ya çok korktum! bu arada söylediklerini duymadım zannetme! almıyosun üzüm falan! saçlarımı süpürge ediyorum senin için iki güzel söz söylemiyosun! arkanda(paaaaaaattt!tamam hayatını kurtardım.nerde kalmıştık?? yazık ama banada.....artık sevmiyosun zaten hissediyorum! aaahhhhhhh!!! bacağımda bişey var!!! bu ne yaa!! bi kol bu!!!!!!!!!!! kurtar beni al şunu?!!?!!!!ühühühüüüüü ne biçim yer burası yaa dışarı da çıkamıcaz! bu kapı çok dayanmaz...aaa bak şurda aşağı doğru inen basamaklar var...tut elimi beraber incez bu sefer.kaçmak yok.... yerde bişey var!!!!
first:
neden o zaman arkasına bakmadan gitti, yazıktır adama...ayrıca seni sevmesem buralara gelmezdim...evimde dünya kupasını seyrederdim....neyse şimdi tartışmanın sırası değil... aşağıdaki tabuta benziyo...elindeki anahtarlığı versene, galiba diğer anahtar tabutu açıyor... açma deme bana... lütfen bett elimi bırak... açmam lazım... hayır senin açmana izin veremem... O da ne?!! kendi kendine açılıyo bu tabut... bu ne ışık hüzmesi böyle...kaç, gel şu oluğa girelim... Aaa bu vampirrr... elinde de kaset var ... görüyo musun?
bett:
ne kaseti?? ya bizi görürse?? ona karşı koymak için hac ya da sarımsak gerekiyo! ben müslümanım hacla işim olmaz! sarımsak da bu mezarlıkta olmayacağından....aa buldum!! şu sopaları al demiştim almadın mı!!!!!!!!!!!!! aa şaşırdım nasıl oldu da bi dediğimi de yaptın?evde temizliğe yarddım et desem yapmazsın... dur ver onları bana hac yapıcam geldiği zaman... iyiki vakti zamanında dövüş sanatlarını öğrenmişim...seni sevdiğim için şanslısın...sevmesem seni burda ölüme terkedebilirdim...ayrıca yalan söyleme bana bidaha..evlenirken siyah kuşak sahibi olduğunu söylemiştin.görüyorum ki yeşili geçememişsin. aaaaaaaaaaaaa dikkat et first!!!!! şaaap şıılaannnkkk!!!!! eğil dedim!!!! ahhhhhh ......sadece vampir yokmuş o tabutta.... zombilerle savaşmalıyız!!!! ahhhhh!! sanırım bana bişeler oluyo...
first:
Ne oluyo canım... bett... Slaappps!!! Şırankkk!! bett... beett... Yettiniz len... Çotanaaaak!! Dırapssss!!!Oh be zombi mombi kalmadı etrafta...(bett yerde yatmaktadır, first bettin boynundaki gümüş kolyeyi görür ve onu çıkararak) "Sevgilim, biraz daha dayan şimdi geliyorum... beni yalnız bırakma sakın" der ve vampirin üstüne doğru koşar... Çatannkk!!... Drapsss!!!... (Vampirle first yerde boğuşurken first elindeki gümüş kolyeyi düşürdüğünü farkeder) Lanet olssunn... Kotannnkk!!!... (ve birden vampir firstün yanına yığılır kalır, arkadan bett görünür, firstün düşürdüğü gümüş kolyeyi vampirin kafasına zerk ederekten ve vampiri öldüren bett'de yere yığılır, first hemen bett'in yanına koşar) Beeettt... canım... ne olur ölme... beni bırakma... (first, bett'in kafasını bacaklarının üstüne koymuştur ve saçlarını okşayarak konuşurken bett şöyle demiş)
bett:
"sana bişey olucak diye çok korktum (ööhhhööö öööhhhööö) sanırım buraya kadarmış...halbuki önümüzde güzel bi hayat olduğunu düşünmüştüm( ööhhööö ööhhööö) ama göğsümde bu kadar derin bi yara varken yaşayabileceğimi zannetmiyorum...elimi bırakma sevgilim.... hamileydim..." (der ve bett yığılır kalır)
first:
beeettt...beeettt... AAAAAAAAHHHHH beettt...(first çok sevdiği bett'i kaybettiğini düşünür vampirin yanına gider ve bett'in kolyesini çıkarır, sonra bett'in yanına giderek elindeki kolyeyi betin göğsündeki kanayan yaraya koyar, birden bett'in yarası kapanır, çünkü vampirin ölümsüzlüğü bett'e geçmiştir) Ahhh sevgilim... yaşıyosun... mmmmm....mmmmmm.mmmmmmmm (2,5 dakikalık bir öpüşme sahnesi)...Hadi bett şu kaseti de alalım hemen çıkalım buradan... seni kaybettim diye çok korktum, bir daha senin yanından asla ayrılmayacağım, eve gidelim pencereleri bile ben silicem sözz... ama hala halletmemez gereken bir sorun var Samara... bu kaseti hemen kopyalamalıyız... bu sefer ben önden gidicem elimi tut...
bett:
sevgilim beni ölümsüz yaptın şimdi sıra sende...uzat boynunu(bett first ün boynundaki yaraya kolyeyi bastırır) artık herşey tamamen değişti...ölümsüz olduğumuza göre kimse bize bişey yapamaz.tabii ki samaradan başka!!! aman tanrım!!! kaset nerde??!! üst katta mı kaldı?? ayrıca dışardaki zombiler de bekliyo!! aşkım hadi bişeyler yapmamız lazım... tabutun içinde bişey buldum...bu bir sır olabilir....
first:
Sevgilim, senin için öleceğim gibi ölümsüz de olabilirim ama biliyorsun ki bu sadece 7 gün sürecek, çünkü biz ölümsüz olmadan önce bu büyüye maruz kalmıştık, Hayır bett, kaset yukarda değil... tabutun içinde... hatta o gördüğün şey kaset... hadi güzelim beraber yukarı çıkalım, kolye sende kalsın, ben şu tabutun kenarındaki demirleri çıkarayım, bunları kullanırız... al bett... (göz göze gelirler) sana söylemek istediğim bir şey vardı ya bett... şimdi söylüyorum... seni seviyorum... (bett tam ağzını açıp bir şey söyleyecekken) hadi bett hemen yukarı çıkalım... (yukarı çıkarlar) koş bett... koşşş... (kapıya gelirler) ama kapının arkasından zombilerin seslerini duyarlar... sonra bett şöyle der
bett:
yerden bir kol gördüm ve hareket ediyo! aaaaaaaaaaaaaaaa!!!! first napıcaz! tamam ölümsüz oldum ama yaram hala geçmedi...bu yarayla savaşabileceğimi zannetmiyorum.bandaj gibi bişey lazım...şu mumyanın bandajlarını alsak??sanırım bu mezar tek kişilik değil.yerlerden çıkan uzantılar nee??fiiiiiiiiiiirrrrrrrssssssssstt!!!!!!!!aaaaaaaaaaaaaaaaa!!! dikkat et!!! şşııllaaapp!!!.... şşraaannkkk!!! ayyyyy!!! dırş dırş dırş...
first:
Dışarısı buradan farklı değil bett... çlank!!!.. Fsssppp!! Fsssppp!! uhaaahh... ben kapıyı açıyorum burada tıkılıp kalmayalım çıkamayız... beeett arkanda!!! elindeki demiri kullan.. .Iggghhh... Iggghhh kapı açılmıyo bett... anahtarlar!!! anahtarlar nerde? (Mevlana Camii için bağaş toplayan amca firstün yanına gelir ve) "Ben açarım evladım" der (first'ün gözleri parlar) Tabi amca ne duruyosun hemen aç, nasıl bu kadar soğuk kanlısın?Amca "Senden bağaş bekliyorum" Yaaa veririz amca... beeeett.... Şlank!!! hayatım buraya gel, amca açacak kapıyı... (Amca cebinden anahtarları çıkarırken firste bakar gözleri tamamen siyaha döner, Bu adamın kılık değiştirmiş bir iblis olduğunu anlayan first hemen bett'in elindeki kolyeyi alarak adamın anlının çatına saplar ve adam ölür) Bett, haklıymışsın sevgilim, ama bize doğru yaklaşıyorlar... anahtarlarla kapıyı açayım ben... şu gömleğimi al dışarı çıkınca tampon yaparım (der ve kapıyı açıp çıkarlar çıktıklarında gözlerine inanamazlar) Bu neeee??????
bett:
sana demiştim demekten nefret ediyorum! bi kez de beni dinle adam kousunda haklı çıkmıştım.bak yine haklı çıktım! sana kapıyı açma dedim?!!! ne yapıcaz şimdi...bana acil tampon lazım!!!ya hep benden öncelikli işlerin oluyo!!! bak samara ayin düzenlemiş...sessiz ol...arkaları bize dönük..sanırım samara onları bizim üzerimize salıcak...bu arada arkamızdan gelen ölü şahsiyetleri de unutmayalım...mümkün olabildiğince sessiz olmalıyız.. hatta hayatım zombi taklidi mi yapsak???aman allahım!!!!!!!!!!!!!!!!!!dikkat et!!!!
first:
Şrannkkk!!! nasıl uçurdum ama kafasını... gel şöyle şu ağacın altına gidelim... cııırtttt.. cıııırttt şimdi biraz acıyacak, al şu dalı acıdığı zaman onu ısır... yaranın içini biraz temizlemeliyim... tamam (bett acı içinde bağırır) tamam hayatım şu düğümü de atayım.... heh... her ne kadar kan kaybından ölemeyecek de olsan... yine de yapalım... Zombi taklidi yapamayız hayatım onların yüzü bem beyaz... anlarlar hemen... Bence bir an evvel Samara'nın müritlerinden kurtulalım... AAAa şu ağacın üstünde küçük bir kulübe var... gel oraya çıkalım... sessiz ol... (çocukların yaptığı küçük ağaç evin çıkarlar) AAa bett, burada ok var... yay da var... ee ne duruyorum... helva mı yapmam gerekiyordu? yok yok... beth sende şuradaki sapanı al... samaranın etrafındaki vampir ve zombi çemberini yok edelim....sonra da onu öldürürüz.... sssfffff!!! sssffff!!! plapssss!!! plapsss!!!! (bir taraftan first bir taraftan bett zombileri vururlar, fakat arkalarından gelen ölüler, onları farkeder ve hepsi aşağıya doluşur) Bett...yapacağımız şeyi tahmin ediyorsun değil mi? evet aynen onu yapıcaz...
bett:
ben onu yapamam... unuttun mu...hamileyim dedim... ühühühüüüüü başka bişey bul hemen...
first:
Evet bett.. bi çocuğumuz olucak ama ağlama lütfen... buradan kurtulmak için diyorum... (Bett heee o mu? diye yanıtlar) evet o, şimdi buraya çıkmak için kullanığımız halattan merdiveni getir buraya... heh ben şu oka bağlayayım bu halatı... şimdi ben bunu kulubeye atıcam... oradan kulubeye kadar kayıcaz... dikkatli ol sevgilim, zombilerin üzerinden geçicez... (first daha önce üst katına çıktıkları kulubeye doğru oku atar ve tam pencerenin üstünü vurur) Hadi bett sarıl bana... (bett göğsündeki yara nedeniyle hala güçsüzdür) tamam o zaman sırtıma çık boynumu tut... (der ve aşağı doğru hızla kayarlar kulübeye varmalarına ramak kala, bett'in eli kayar ve zombilerin arasına düşer) Beeeettt... sevgiliiiim... (diye bağıran first halatı bırakır ve zombilerin arasına dalar) Pat!! Küt!!! Aahhh!!! OFFF!!! @!?! (yerde kıvranan bett elindeki kolyeyi gösterek first'e bişeyler söylemeye çalışır)
bett:
paatt küütt!!! al sana!!! bana vurabileceğini mi zannettin aşağılık zombi!!! first!! al şu kolyeyi...sana bir tane daha almamız gerektiğini söylemiştim!! ne demek alamam...sana atarsam zombiler de alabilir bunu!!! ( bett birden kolyeye zombilerin asla dokunamayacağını ve kolyeye dahi bakamayacaklarını hatırlar) alın bakalım!!!! first telaşlanma seni kurtarmaya geliyorum.kolyeyi zombilere doğru tutarak bana yaklaşmamalarını sağladım!! nihahahahaaaa... al aşkım artık kolye sende kalsın.ne de olsa ölümsüzüz.bak samara bize doğru o garip yürüyüşüyle gelmeye başladı!!!! ona kolye de etki etmez şimdi!!!klubeden aldığımız o demirler nerde????? aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! (bett birşeyi hesaba katmamıştır...)
first:
Bettt... Şlapss..Şrankkk...(zombilerle savaş eden first elindeki kolyeyle bütün zombileri öldürür) ve samara'yla karşı karşıya kalır... tam o sırada bişeyi hesaba katmayan bett, o şeyi hesaba katar... (sona yaklaşalım lütfen sevgilim diye bağırır first :D)
bett:
bett samaraya karşı yapılabilecek tek şeyin kasedi kopyalamak olduğunu hatırlar.yalnız tek sorun kopyalama makinesinin orada olmamasıdır... iyice güçsüzleşen first samaraya daha fazla karşı koyamayacaktır...first bekle beni gelicem...dayan... paaatt küüütttt çekilin be yolumdan zombilerde bi türlü bitmiyo ya!!! hayatım bekle beni kurtarıcam seni...bett birtakım atletik hareketlerle zombilerin arasından süzülerek mezarlığın çıkış kapısına ulaşır...first için çok endişelenmektedir ama tek çarenin bu olduğunu bilerek kendini rahatlatmaya çalışır.daha önce gelmiş oldukları klübeye girerek kopyalama makinesini bulur.kasedi koyar ve kopyalamaya başlar..."burası su kadar sessizse mutlaka bi sorun çıkacak demektir" diye kendi kendine düşünür tam o sırada samara'nın annesi çıkar ve bett le yüzyüze gelir. bett biraz ürker çünkü kadın çok çirkindir...kadın samara'yı serbest bıraktıkları için çok kızgındır ve bett e savaş açar...çirkinliğinin ve yaşlılığının yanı sıra atletik bir vücuda sahip olan kadın bett in güçsüzlüğünden faydalanarak yaralarına saldırır!!! iyice güçsüzleşen bett yere düşer.kadın bett in üstüne çıkar tam o sırada bett gümüş kolyeyi kadının gözüne saplar!!! kadın birden bire yok olur...bett kopyalanan kasedi alarak kalan son enerjisiyle first'r koşar... mezarlıkta artık hiç zombi yoktur...yerde sadece kemik kalıntıları görür...first samaranın karşısında hala savaşmaktadır... samara birden bett i farkeder...kasedin kopyalandığını görür ve artık bişey yapamayacağını anladığından gider...first derin bir ohhhh çeker...bett onu kurtardığı için çok mutludur..ama artık tamamen enerjisi tükenen bett first'ün kollarına düşer..............
first:
Herşey bitti hayatım... kurtulduk... Samara bize bişey yapamaz... çocuğumuz için daha dirençli olmalısın...(der o sırada güneş doğmaktadır, first'ün kucağındaki bett'in yüzüne güneş vurur güneş ışıklarıyla bett'in yaraları kapanır ama bett hala gözlerini açmamıştır, First, kucağındaki bett'le ormanın içinde kaybolur) Hayatım uyan...
...Ama Samara'ya ne olmuştur?... bett uayanabilecek mi?... Çocuk doğacak mı?... hepsi haftaya...
7 Temmuz 2006
07.07.07 - 07:07 'ye sadece 1 sene kaldı
7 uğurlu sayımdır (bir çok insanın öyleymiş)
VE BEKLEDİĞİM GÜNE ÇOK AZ KALDI 07.07.07. SAAT 07:07 SADECE 1 SENE
VE BEKLEDİĞİM GÜNE ÇOK AZ KALDI 07.07.07. SAAT 07:07 SADECE 1 SENE
Kaydol:
Yorumlar (Atom)