18 Aralık 2007

(Hasstroloji) 2008 YILI BURÇ YORUMLARI

Gayayı gırcı duttu ilvanlım ilvanlım ilvanlım aman aman,
dibini burcu duttu al fistanlım gaytanlım hey hey..

Merhaba sevgili okuyucular ben Rezzan Meyvetabaa, yazıma bir şarkı ile başlamak istedim, Astrolojinin Türkülerimize etkisini görebileceğimiz en güzel örnek “dibini burcu duttu” sözü her şeyi açıklıyor dimi efendim ama hangi burç tuttu onu belirtmemişler o da sorun değil.

Size 2007nin son günlerinde 2008 yılında neler yaşayabileceğiniz hakkında bilgi vereceğim, tabiî ki bunu elimdeki yıldız haritası ve yaptığım araştırmalar ışığında söyleyeceğim.

İlk önce bana gelen bazı mektuplardan bahsetmek istiyorum, Burcu isimli genç bir kızımız bana şöyle bir soru yöneltmiş:

“Rezzan abla, benim adım Burcu, benim doğum günümdeki burcum haricinde bir burcum olabilir mi? Mesela benim sevgilimin adı Tonyukuk, başkaları isimlerimizi yan yana okuyunca “Tonyukuk Burcu” diye bir burç oluşuyor mu? Oluşuyorsa özellikleri nelerdir? Şimdiden teşekkürler”

Bende sevgili genç kardeşimize “Gerizekalı” diyorum ve diğer mektuba geçiyorum Abidin Abdik isimli bir okuyumuz demiş ki:

“Rezzan hanım, ben 65 yaşındayım ve 34 yaşımdan beri her gün günlük burç yorumlarını okuyup o günü orada yazılan şekilde geçirmeye çalışırım , eğer “işte kavga edeceksiniz” yazıyorsa kavga çıkarırım “eski bir arkadaşlarınızla karşılaşabilirsiniz” yazıyorsa özellikle karşılaşmak için elimden geleni yaparım ve bugüne kadar tam sekiz evlilik yaptım on dokuz tane iş değiştirdim, hepsi günlük burçlarıma uyduğum için oldu ama artık sabah okuyup o günü öyle geçirmektense bir gün önce öğrenip yapacaklarıma hazırlanmak istiyorum bana yardımcı olur musunuz?

Sevgili Abidin bey, yaşınızdan anladığım kadarıyla bir ayağınız toprakta bu da günlük burçlara uymak konusunda kısa bir zamanınız kalmış bence en iyisi siz böyle devam edin en fazla birkaç sayı sonra siz Hak’ın rahmetine kavuşursunuz o zaman bir gün önce öğrenmenize de gerek kalmaz.

Şimdi de merakla beklediğiniz şeye yani 2008 burç yorumlarına geldi sıra,

İşte 2008 YILI…



KOÇ

2008 yılı koçlar için yine çok bereketli bir yıl olacak bir sürü ihaleye girecekseniz ve çoğundan başarıyla ayrılacaksanız, bolca seyahate çıkacaksınız otobüs firmanız olmasıyla alakalı olabilir ama bu senenin sonlarına doğru yine bir yerlere toslayacaksınız sakın üzülmeyin çünkü 2008 sizin için “koçum benim be” şeklinde güzel söylemlerle geçecek. Fazla ot yememenizi tavsiye ederim.



BOĞA

2008 yılı Plüton’la Miki Maus gezegenin çekimine girecek ve eğlenceli bir yıl olacak, düğünler dernekler hat safhada olacak bu sene içerisinde en az üç en fazla beş kere evlenip boşanabilirsiniz veya damızdık olarak kullanılabilirsiniz, önceki senelerde olduğu gibi bazı huylarınızın değişmemesi nedeniyle zorluklar çekeceksiniz mesela kırmızı renge olan zaafınız nedeniyle kavga çıkarabilir ve bu kavgadan sucuk olarak ayrılabilirsiniz, yaz aylarında İspanya dışında bir yere seyahat etmenizi tavsiye ederim mesela Hindistan size hak ettiğiniz değeri ve huzuru verebilir.



İKİZLER

2008 yılı ikizler için ne iyi ne kötü olacak, yine sizi karıştıracaklar, sen o musun? Yoksa bu musun? Diye sorularla karşı karşıya kalacaksanız bunun yanı sıra bunun avantajlarını da iyi değerlendireceksiniz birinizin kaldığı sınava diğeriniz girip başarılı not alabilirsiniz, bunu çaktırmadan yaparsanız bir sorun çıkmaz fakat anlaşılırsa 2008 sizin için pek de güzel geçmeyecektir, yapışık ikizlerin senesi yine yan yana geçecek ve rahat rahat çişinizi yapamayacaksınız ve 2008 yılında da yalnız kalmayacaksınız.



YENGEÇ

2008 yılında yengeçler yine yan yan yürüyecek ve kumun altına gireceksiniz, bu senede bir çoğunuz avlanacak ve aşçılara malzeme olacaksınız ama hayatta kalanlar için bu sene yine bolca gezerek geçecek, maddi konuda sıkıntıya düşeceksiniz fakat yengeniz size yardımcı olacak, bu sene boş boğazlığı bırakmak için çaba sarf etmenizi tavsiye ediyorum artık yengen ve bunun gibi tost kavramını bir kenara bırakıp doğru düzgün yemek yemeye çalışın. 2008 sizin için çok şanslı bir sene olacak şans oyunları oynayıp kazanacak ve yarışmalara katılıp yenip geçeceksiniz. Diğer deniz mahsülleriyle iyi münasebetleriniz olacak.



ASLAN

2008 yılında Uranüsün Aslan burcuna hiçbir etkisi olmayacak bu yüzden aslan her zamanki gibi yelelerini savura savura güneşin altında yayılıp yatacak, 2008 yılında aslanın ağzında yine ekmek olacak ve bir çok kişi o ekmek için çalışacak bu da aslanın ağzına bir sürü el sokulacağı anlamına geliyor, safari için gelenler sizin fotoğrafınızı çekecek ya da kameraya alacak bu da sizi baskı altına alacak ama bu baskıya alışmış olduğunuzdan yoklarmış gibi davranacak ve geyik peşinde koşacaksınız. Bu sene değişiklik istiyorsanız sirke katılın.



BAŞAK

Başaklar bu seneyi çok sinirli geçirecekler Marsın çekim alanına giren başaklar yine kötü şakalara maruz kalacak ve baş harfleri değiştirilerek espri yapılmaya çalışılacak. İçinde buğday bulunan siz duygusal başaklar 2008 de iş hayatınız da daha çok fırıncılık veya pastanecilik yapacaksınız ve iyi para kazanacaksınız. 2008 ortalarında değişik şehirlere yolculuk yapacak ve yeni insanlar tanıyacaksınız.



TERAZİ

2008 terazi için çok dengeli bir yıl olacak yarısına gelinceye kadar kötü geçmesi mümkün olan terazi ikinci altı ayda çok daha güzel günler geçirecek, 2008 de daha çok tartacaksınız her yerde görünmeniz mümkün olabilir sizin için yorucu bir sene olacak, ne yapmanız gerektiği hakkında iyi düşünüp tartıp öyle karar verin yoksa 2008 sizin için pek iç açıcı olmayacaktır. Üzerenizdeki ağırlıklar sizi üzebilir ama Neptün’ün sizi etkisine alacağı yedinci aydan sonra işler lehinize işlyecek ve mutlu olma olasılığınız artacak.



AKREP

2008 yılı akrep için çok hızlı geçecek, zamanı iyi değerlendirebilen akrep çok başarılı işlere imza atabilir ama bunu tek başına yapmaktansa yanında biriyle yapması ona avantaj sağlayacaktır mesela yelkovan. Akrepler 2008 de bol para kazanacaklar fakat hiç harcamaya yeltenmeyecekler. Bu yüzden eş ve dostlarından laf işitecekler mesela “cebinde akrep mi var?”gibi. Akrepler bu seneyi de zehirleyerek geçirecek.



OĞLAK

Oğlaklar 2008 senesinde de çocukça davranışlar sergileyecek ve bundan dolayı başlarına olur olmaz işler gelecek ama artık buna bir son verin çünkü sakallarınız çıkmış! Ve büyüyorsunuz, kanlarında olan keçilik nedeniyle oldukça inatçı olan oğlaklar 2008 de bunun yararlarını da görecek ve başladıkları işi yılmayarak bitirecekler ama fazla uzağa gitmekten korkan oğlaklar yine kendi teperlerinde olağan hayatları sürdürecek ve bolca ot yiyecekler ve bıkmayacaklar.



KOVA

Kova burçları bu sene yine doldur boşalt oynayacaklar ama çok kötü oyanayacaklar adı üstünde kovalar! Zaten doldur boşalt çağ dışı bir oyun olduğu için 2008e ayak uydurmakta zorlanacaklar, bu düşünce yapısıyla fazla bir mesafe kaydedemeyeceğini anlayan kovalar 2008 sonlarına doğru değişime ayak uyduracak fakat yine istedikleri sonucu alamayacaklar, 2008 en çok kovalar için kötü geçecek ama her şey kötü mü olacak derseniz cevabım hayır olur çünkü bazı şanslı kovaların içine altın koyulacak ve zengin olacaklar, kovalar sağlığınıza dikkat edin.



BALIK

Balık burcu 2008de anlık üzüntüler ve anlık sevinçler yaşayacak hiç biri uzun sürmeyecek en fazla üç saniye, bu sayede 2008de her zaman yeni başlangıçlar yapma fırsatı var, balıklar en sevdiği sularda kalmak isteyecek ama çoğu ister istemez akvaryuma girecek, yerini benimseyen balık 2008i çok mutlu ve rahat geçirebilir, balıklar 2008de bir çok defa nefes alıp verecek ve yem yiyecek, balıklara tek tavsiyem oltaya gelmeyin!



YAY

2008 Yay burcunun senesi olacak tıpkı 2007de ki gibi çok mutlu olacaklar ve sevinçten zıp zıp zıplayacaklar, Yaylar her zamanki gibi hayaller kuracak ve bunları gerçekleştirmek için uğraşacaklar kendilerine verilen okları doğru yere isabet ettirmek için çabalayacaklar, Yaylar 2008 de sağlıklarına dikkat etmezse yatağa düşebilirler hatta yatağın içine girebilirler ama ne olursa olsun yaylar bu senede kariyerine kariyer katıp istediklerine ulaşmak ve olmak istediği yere gitmek için hızlı adımlar atıp yaylanacak.

22 Ekim 2007

Düş

Sancısı var gözlerinde

yakarışında saçma sapan bir istek

kızarmış yanakları sıpsıcak

daktilonun sesi yankılanıyor kulaklarında

bir o biliyor gözlerinden akan kelimeleri

yanlış olması muhtemel duydukları

Çok insancıl bir insan olduğu için

nefret ediyor insanlardan

Sesi çıkıyor...

Kendi kendine konuşurken

Kızıyor kendine, azarlıyor,

sinirlenip küsüyor, kendiyle konuşmuyor

bir kaç gün...

Anladığı şeyler var anlamak istemediği şeyler

Hangi gece uzun sürer?

neden göz kapaklarım gözlerime kapaklanıyor?

Palavralarla dolmuş kulakları,

ayaklarının altında saçma sapanlıklar...

Üstüne basıp geçiyor, yaağına doğru ilerliyor

hiç bir şey yapası kalmadı, yaşayası bile yok

ama bir amacı olması gerektiğine inanıyor

Lanet bir insan olduğuna inanıyor

Lanet insanları bu yüzden seviyor,

Kahrolası şehrin ışıklarına bakıp elinden ateşi düşürüyor

kendine yangın manzaralı bir oda hazırlıyor

içinde acı çekmeden bağırmak istiyor

bağırmadan acı çekmek,

o kadar güçlü hissetmiyor kendini,

bağırmayı hatırlamıyor, düşünmeden

düşüyor...

düş-ü yor...

düş-ü yor-u yor

düş..ü.

düş

Tanrı'nın Fotoğraf Albümü

Gökyüzünde patlayan flaşlar,
ardından gelen klik sesi... değil,
büyük gürültü,
yine fotoğrafımız çekildi,
Bilmemkaç megapixel çözünürlülükte fotoğraflar...
Zoom yapılmış ya da yapılmamış,
macro odak yapılmış ya da yapılmamış,
ağaçlar, kuşlar, kediler, insanlar, asfaltlar, binalar, aynı karenin içine sığan yaşamın herhangi bir anı...
Bize "gülümse" demeden, hazırlanmamızı beklemeden, aniden çekilen fotoğraflar,
Kış geldi,
Tanrı yine fotoğraf makinasına filmi taktı,
bekledi...
deklanşöre bastı.

Hava Çok Soğuk

Hava soğuk, üşüyorum... Ellerim donuyor... hiç hayatımda bu kadar soğuk bir hava görmemiştim hatta duymamıştım!
Şu an ellerimi yavaş yavaş kapamaya çalışıyorum ama yumruk yapamıyorum, ellerimi hissetmiyorum... Ayaklarım titrememin en büyük nedeni, bembeyaz oldular ne ayağa kalkacak halim var ne de cesaretim, biliyorum ki hemen yere yığılıcam, şu an ki gibi! yavaş yavaş uykum geliyor, ağzımdan çıkan bembeyaz buhardan etrafı göremiyorum, sesim çıkmıyor... O kadar yorgun hissediyorum ki kendimi biraz uyumalıyım... Çok üşüyorum, umarım biri beni bulur ve ısıtır... biri beni bulur... biri beni... biri be... ... ...

Gece KAranlık Ben Köpeğim

Her şey siyah beyaz ve gri ne komik, etrafta kimse kalmadı
kendi adımlarımın sesini duyoyorum, bu saatte herkes benden korkuyo
bende bilerek üstlerine gidiyorum, eğlence olsun...
Sağda solda kocaman taşlar ver bu taşların içinde yaşayan iki ayaklılar o iki ayaklılarla beraber yaşayan köpekler hatta kediler, kuşlar
neden ben dışardayım? ben küçükken şirin değilmiydim? ya da ben hiç küçük oldum mu? evet oldum
pek bir şey hatırlamıyorum aslında, annem vardı yanımda bir kaç tane kardeşim vardı
yine karanlıktı etraf, bir taşın içindeydik
en iyi hatırladığım karnımın şimdiki gibi bomboş olduğu...
Bir gün annem gelmedi, taşın içinde iki gün bekledik çok fazla acıkmıştık
ben dışarı çıktım, çok korkuyordum ama çıktım, biraz yürüdüm ilk defa görmüştüm dışarıyı
iki ayaklıları, arabaları, küçük iki ayaklıları , yolu, kedileri, kuşları ve çöplüğü... Çöplükleri sevmiyorum,
çöplüğün içindeydi annem, orda yatıyodu, bacağı dışarı çıkmış, dili sarkmış
içinden birşeyler çıkmıştı, kötü kokuyordu, çok keskin bir koku, annemin başında bağırdım, inledim, yaladım ama kalkmadı!
çöp kutusunun arkasından başka bir köpek çıktı, "annen öldü" dedi "ölmek ne?" dedim
"yani daha önce yaptıklarını yapamayacak" dedi "yapmasın ama kalksın burdan eve gelsin" dedim
bana "daha önce eve geliyor muydu?" dedi "evet" dedim "artık gelmeyecek" dedi ağladım...
Bir tek o gün o kadar ağlamıştım, araba ezmiş annemi ve can çekişmiş saatlerce,
ezen iki ayaklı hiç umursamamış...
Neyse artık büyüdüm unuttum zaten ama burdan her araba geçisinde küfür ediyorum,
arabanın önünden arkasından küfür ediyorum sürekli... isterse beni de ezsin ne farkeder
bir sokak köpeği daha eksilir sokaktan, benim içinde bir şey farketmez zaten açlıktan ölücem
bari bir insan çıksa da karşıma ona küfür etsem, korkutsam biraz gülerim,
İlerde bir yer var orası benim evim, umarım birisi güzel bir şeyler atmıştır da en azından
iki günlük açlığımı gideririm,
Bazen keşke bende iki ayaklılarla yaşasaydım diyorum ama sonra boynunda iplerle gezen taş köpekleri görünce
iyi ki olmamış diyorum, hiç bana uygun değilim, ben özgür olmayı seviyorum, biliyorum bunun zorlukları var
hatta şu an karnımdan bir ses "var var" diyor ama sanki bu daha iyi
Hiç kendimi görmedim, nasıl birşeyim hiç bir fikrim yok, burnumu görebiliyorum sadece, burnum demişken
çok iyi koku alabiliyorum, babamı hiç tanımadım ama belki de bir av köpeğidir, heybetli bir av köpeği
belkide ayyaş bir sokak köpeği, belki de uyuz olduğu için dışlanmıştır ya da kuduz olduğu için onu uyutmuşlardır
keşke babamı bir kere görseydim, belki bana "oğlum" derdi belki beni korurdu ama yok! en azından ona bakıp
kendi görünüşüm hakkında bir fikir sahibi olabilirdim...
Bu gün çok kötü geçti benim için, bir gölge bulmak için saatlerce dolaştım, sonra su bulmak için saatlerce dolaştım
hep böyle günlerde yaşamaktan nefret ediyorum, birisini ısırsamda beni yakalayıp uyutsalar diye düşünüyorum
ya da bir arabanın altına atlamayı...
Sonra korkuyorum, ben öyle yaparsam kesin ölmem daha da beteri sakat kalırım öyle yaşamak zorunda bırakılırım diye...
Gecenin karanlığında yürürken hep böyle kendi kendime konuşurum işte, bütün dişiler bundan şikayet ediyo
çok konuşuyormuşum, konuşmamak elde mi? daha doğrusu pati de mi? hev hev... yine kendi kendimi eğlendiriyorum
birazdan kendi kuyruğumu yakalamaya çalışırım sonra biraz uluyup uyurum, yerime geldim...
Düşündüğüm gibi yine yiyecek bir şey yok, en iyisi kıvrılıp uyumak, o zaman açlığımı unuturum, yarın hatırlayana kadar...
Ne de olsa ben bir köpeğim, bir sokak köpeği... Yemesemde olur, yaşamasamda...

22 Mayıs 2007

Kendini Nehir Sanan Su

Kendini nehir sanan su aslında sürahinin içindeydi,
kimsenin onu görmediğini sanıyordu, çünkü renksizdi, kamufleydi
ama bilmiyordu onu da içeceklerdi, içip bitireceklerdi
Sürahideki su cesaretle izliyordu üzerine doğru gelen elleri
"ben nehirim nasıl olsa içselerde bitiremezler" diye düşünüyordu
sanki üzerine doğru gelen elelr bunu bilirmişcesine suyu içmekten vazgeçiyordu
Ama en son uzanan elde bu kadar şanslı değildi, o el sürahiye uzandı ve
durduğu masadan onu kaldırdı, su böşvermiş gözlerle onu izliyordu
el ise onu bardağa koymak için hareket etti ama sonra..
o da ne!?
Sürahi o elden sıyrılarak yere düştü, su parkenin üzerine yayıldı
ve hızla aktı, parkenin eğimi yönüne doğru...
Su sevinçliyi, mutluydu çünkü gerçekten nehir gibi hissediyodu kendini
nehir zannetmiyor nehir olduğunu biliyordu, bir süre aktı...
Artık kurusamda gam yemem diye düşündü,
Sonra başka bir el gelip onu bezin içine aldı, tekrar hapsetti,
Bezden damla damla yere düşüyordu ama su gülüyordu, sürekli gülüyordu
Çünkü o hep düşündüğü şey olmuştu, nehir olmuştu
Kendini nehir sanıyordu ve o bir nehirdi...O bir nehirdi..

21.05.2007 Paranoyak Delinin Günlüğü

Hadi hadi acıdım sana sevgili gonyuk, ben sana kıyamam zaten bilirsin... gel öpiim barışalım... mucuk.. bak yine tükürdüm sana... neyse o taraflarına yazmıcam... sayfaların yırtılır nası? bi de bana deli diyolar... hala burada neden kaldığımı bilmiyorum... Ben deli diilim arkadaşlar... Heeyyy seeenn ordakiii beyaz gömlekli arkadaş... Ben deli diilim bi yanlışlık vaaaar... Bağırmış gibi yaptım ama bağırmadım sevgili günlük... nası?

Bugün neler oldu bilemezsin sevgili günlük... Boğazım acıyo demiştim ya, doktorlar geldi dedi sen neden konuşmuyosun? bende "sanane" dedim ondan sonra adam boğazımı sıktı... Adam nasıl anladım bir anda anlamadım?! bu kadar yetenekli Türk doktorları varmıydı? yani hayret ettim sonra boğazımı sıkmaya devam ederken biraz nefessiz kaldım, kızardım... o sırada elinde orak tutan siyah kıyafetli bir adam gördüm... o neydi? doktor boğazımı bırakında kayboldu... günlük çok merak ettim ama bişey diyemedim beni deli sanarlar diye... Eğer deseydim arkanda öyle bir adam var beni öldürürlerdi biliyorum...Zaten amaçları beni öldürmek biliyorum ama burdan kaçmanın yolunu bulana kadar aptal rolü yapıcam... Neyse doktor boğazımı bıraktı nefes aldım falan... sonra bir bakrım sesim çıkıyo... evet çıkıyo boğazım iyileşmişti... Bende ilk defa doktora sarılıp öptüm nası? Ama bunu da istediğim için yapmadım benim deli olduğumu düşünmesinler diye yaptım...

Sonra bugün ne oldu... ne olduydu.... ? ya bişey daha olmuştu...! dilimin ucunda... dilimi sana sürtsem acaba senin üzerine çıkar mı? deniim mi? dur deniim... .............. ..................

Hani? bişey çıkmadı... neyse sonra anlatırım... bizim burda bir harala gürele var... şimdi kesin doktor geliyodur... ben bu delilerin içinde napıyorum neden burdayım... keşke kanatlarımı çıkarabilseydim ama gömlek yüzünden çıkaramıyorum... ve kaçamıyorum günlük!!! bir yolunu bulucam artık... hadi saklan sen... bende uyuyomuşl gibi yapıcam... hep tükürük olmuş her tarafın ne oldu sana? yüz kere diyorum tükürük saçarak hışırdama diye ....

20.05.2007 Paranoyak Delinin Günlüğü

Evet evet... şey.. ney? heh sevgili gollük, nasılsın? ehehe ben geldim bak... hayır oraya değiiiilll... ayağıma bak... görsün mü? artık alçı yok!? ayak parmaklarımı oynatabiliyorum hmmm... Seni özledim ben günlük, özledim seni ben günlük, günlük seni özledim ben, ben günlük sen özledim, nası? öhööh öksürüyorum tükürüklerim sayfalarına sıçradı ama ben silerim şimdi...

Bu zamana kadar nerdeydin? diye sorarsan hemen söylerim sana.. Sorar mısın? E hadi bir sor... Sorsana... Peki sormazsan sorma ben de cevap vermem... Hıh.. Sen konuşana kadar ben de susmaya devam edicem... sen aramazsan ben aramıcam seni... Hem neden hep ben sana yazıyorum? bir gün gelim sen bana yazdın mı?

"Sevgili p.d. bugün bütün gün sayfalarımı kıpırdatmadan kalofirer kalorifler kalof... her neyse onun arasında durdum öyle" diye bişey yazdın mı? yazmadın!! hep ben hep ben... Özverili olur bir insan ama bu kadar değil!! ben enayi miyim?hep anlatıyorum sana sen hep dinliyosun ve üstelik bir yorum bile yapmıyosun nası?

İnsan der ki "öyleyken böyle" yok!! hep sus...!! sayfalarını hışırdatmaktan başak bişey bilmiyosun... Başkasının günlükleri kimbilir nasıl konuşuyodur... Tabi ben sana mecburum ya! seni bırakamam ya! biliyosun di mi benim senden vazgeçemeyeceğimi? ama hiiiiç öyle düşünme sevgili günlük!! bir gün bir bakmışsın sayfaların buruşmuş, yırtılmış ne yazan var, ne dert anlatan var, özlersin beni! nerde bu P.D diye beni ararsın... Benden bir haber almak için oraya buraya gidersin... Ama beni bulamazsın ben o sırada baika bir günlükle haşırt ve neşirt oluyorumdur...Haşırt ve huşurt diye ses çıkarıyorumdur... Yaaa günlük... Sen bilirsin ister konuş ister konuşma...Sus şimdi sakın ağzını açma... Uyucam, uyumak istiyorum sinirlerim bozuldu nası? sakın ben uyurken konuşma, beni uyandırma... Susssssssss... Şşşştt... Bişey mi dedin? deme zaten... Sen biraz düşün kendindeki hatayı anla... Öhöhöh bozğım acıyo, sana bağırmaktan... Seni doğuracağıma 1 kilo patates doğursaydım demiş atalarımız...