31 Ağustos 2006

BIRAKIYORUM

Bırakıyorum...eve evet bırakıyorum...elimdeki içi çay dolu bardağı bir köşeye bırakıyorum...
Boddah

HAZIR AYAKTAYKEN...AİLESİ 3.Bölüm

Uzun ve yorucu bir gün daha geride kalmıştı, Anne Deniz tam bir ev hanımıydı, tüyleri kahverengi, kulakları uzun, senbernar fino kırması bir cinsti o gün çok çalışmıştı pencereyi kapatmak için tam tamına iki adım atmış ve kapatır kapatmaz yere yığılmıştı çok yorulan anne zor zahmet sürünerek koltuğuna tırmanmış ve kumandayı alıp Televizyonu açmıştı, Baba Ali’yi o gün eve 2 arkadaşı kucaklarında taşıyarak getirmişti zira baba işe giderken kendi babasının yani Dede Korkut’un tekerlekli sandalyesiyle asansöre gidiyor, aşağı indikten sonra sandalyeden kalkmadan Servisi bekliyordu, servis gelince bir adım atarak servise biniyor işe gittiğinde ise servisi tam giriş kapısının önüne park ettiriyordu, boynunda asılı cep telefonuna doğru eğilip sesli çağrıyla altında çalışan elemanı çağırıyor ve kendisini masasına taşımasını emrediyordu sonra bütün gün masada oturup çalışıyordu, kendisi bir memurdu tıpkı Dede Korkut gibi babasının yaptığı mesleği yapıyordu çünkü tembellikten başka mesleklere bakmamıştı. Dede Korkut ve Nene Ürküt o günü de hiç ayağa kalkmadan hatta uyanmadan kotarmayı başarmışlardı, Dede Ürküt arada bir sağ göz kapağını açarak etrafı kolaçan ediyordu, tam üç saniyelik kolaçandan sonra tekrar uyuyordu, Nene Ürküt hiç uyanmadığı için arada bir dürtülüp öldü mü kaldı mı diye bakılması gerekiyordu bunu da evin en küçük bireyi Anırcan yapıyordu
“-Nene, Neneeeeeeee, Huuuu NENEEEEEEEEE...”
Anırcan evin en enerjik insanı olmasına rağmen bu kadar bağırma sonucu nefesi tükenmişti ve nenesini dürttüğü sağ el işaret parmağı ağrımıştı, hemen yerine oturdu ve elindeki küp şeker kasesindeki şekerleri nenesine doğru atmaya başladı... Attığı şekerlerden biri Nenesinin burnuna isabet edince nenesi sağ elini kaldırıp burnunu kaşıdı ve ardından gerinmeye başladı...Nenelerinin hareket ettiğini gören Anırcan’ın ve Anne Deniz’in ve Baba Ali’nin içi rahatladı... Sonra nene kucağında duran küp şekeri ağzına attı ve uykuya daldı...
Abla Sibel kendi odasındaydı tam bir aydır evden dışarı adımını atmıyordu, iki hafta önce odasına zar zor varan Abla Sibel elindeki 2 dergi, bir paket pizza, 2 litrelik kolayla odasında yaşıyordu, Okulların başlamasına az kalmıştı... Sibel çok çalışkan bir öğrenciydi maşallahı vardı, yerinden hiç kalkmadan derslerini yapıyor üstünden sekiz kere geçiyordu ama şu sıralar yayılmıştı sabah akşam magazin programı seyredip sonrada uyuyordu Sibel Can’ın poposu her kanalda en az 913 kere görmüştü ve biraz hali olsa yağlı boya resmini yapabilirdi.
O akşam hiçbir şey göründüğü kadar normal değildi çünkü telefon çalmıştı, uzun zaman sonra ev telefonu çalan aile şaşkınlıkla telefona bakıyordu herkesin gözü evin en enerjik ve emir vermesi en kolay aile bireyi Anırcan’ın üzerine çevrildi, Anırcan bunu farkeder farketmez hemen itiraz ederek
“-Bana ne yaaa ben bakmam, yorgunum... Hem annem daha yakın O baksın” dedi
Anırcan haklıydı, stratejik konum enlem ve boylam hesap edildiğinde telefona en yakın kişi Anne Deniz’di ve itiraz edebileceği bahanesi yoktu ama
“-Gördünüz biraz önce pencereyi kapattım, üstelik sabah onu açan da bendim, ben bakmam sen bak bey” diyerek Baba Ali’yi devreye soktu ama Ali’nin kalkmaya hiç niyeti olmadığı gibi duymazlıktan geliyordu... Telefon 15. Kez çalarken Anne Deniz dayanamadı ve kendini yere bıraktı, ayağa kalkmamak için yuvarlana yuvarlana telefona gitti bu süre içerisinde 21. Kez telefon çalmıştı Anne de dahil olmak üzere bütün ev ailesi arayanın kim olduğunu ve bu ısrarın neden olduğunu merak etmeye başlamıştı...
Anne kolunu fiskos masasının üstündeki telefona uzatıp telefonu açtı ve
“-Alo” dedi. Karşıdaki hemen cevap verdi
“-Alo ben sabahleyin sizin düggana geldiydim gimsecikler yohtu geri döndüm şimdi bizim goltukların yüzlerini deiş edip yeniden döşeyecektiniz ya ne zaman gelem ben oraya”
bunu duyan Anne Deniz sinirlendi ama bağıracak hali olmadı için
“-Yanlış numara” diyebildi ve telefonu kapattı
Ev ahalisi Anne Deniz’in ayağa kalakacağı anı dört gözle bekliyordu herkes bunu umuyordu, Baba Ali ve Anırcan gerinmeye başladı çaktırmadan Deniz’e bakıyorlardı.. Deniz ise fiskos masasına tutunarak yavaşça ayağa kalktı ve olan oldu...
Baba Ali :
“Hanım, hazır ayaktayken bana bir yemek getir bea bak işten geldim açım, hadi kınalı kuzum”
Anırcan:
“Anne bende istiyom bendeeee... Hazır ayaktayken bir de kek yapsana anne noolur anne nooolur”
Hazır ayaktayken lafını duyan Nene ve Dede hemen gözlerini fal taşı gibi açtı ve ilk önce
Nene Ürküt :
“Kızım, benim şu takma dişlerimi bi yıkayıver de sonra bana getir, içerde buzdolabının üstünde dil altı ilacım var onu da getir... Hazır ayaktayken bana da yemek getir.” Dedi
Dede Korkut :
“Aaa iyi hatırlattın hanım, benim de dişlerimi yıkasana kızım, ben yemek falan istemem ama hazır ayaktayken bana şu mecmuayı ver sen
İçerde ki canlılığın farkına varan Abla Sibel yattığı yatakta ilk önce gerindi sonra derin bir nefes alarak bağırdı
“Anneeeeeeee... Hazır ayaktayken banyodan molpedimi getirir misin ben kalkamam, hadi anne,” dedi
Anne deniz çaresiz bütün istekleri yerine getirecekti, yanlış telefon eden kadına döşemeyi kendisi yapmak istedi fakat elinden hiçbir şey gelmezdi... Hazır ayaktayken hepsini yapacaktı

Sibel Can'ın poposuyla Röportaj (Işıl Dak)

Saygıdeğer okuyucularım, ilk iki röportajımı çok beğeniyle okuduğunuzu bana e-mail ve güvercin yoluyla gönderdiğiniz mektuplarda okudum ve beğenmenize sevindim bazı okuyucularım duman yöntemini kullanmakta ısrar ediyor onlara da burdan sesleniyorum yapmayın vallahi billahi anlamıyorum cevap da veremiyorum bu yüzden.
Bugün sizlerle paylaşacağım röportajım son günlerde adında sıkça söz ettiren Sibel Can’ın poposu... Eve gittiğimiz de kendisi bizi ayakta karşıladı, kapının önünde şık bir tangayla duran Sibel Can’ın poposuna elimi uzattım fakat nezaket edip elini uzatmadı bende bir şaplak attım, kendisi ses çıkarmadı, sonra ben arkada o önde salona doğru yürüdük. Kendisi koltuğa oturduğunda bir anda kayboldu, hemen uyardım “Yüzünüz görünmüyor sayın Sibel Can’ın poposu” dedim, bana bir şeyler söyledi ama anlamadım çünkü koltuğa doğru konuştuğundan ses boğuk geliyordu... sonra yüzünü görebileceğim şekilde oturdu ve röportaja başladık
I.D. : Sayın Sibel Can’ın poposu ilk önce şunu sormak istiyorum, size popo mu diyeyim, kıç mı? kaba et mi? Ne dersem hoşunuza gider? Ne dememi isterseniz?
S.C.P : (Pırttt, zooortt, pıırtt, pııırrrtt, zooorrtt) Bana kaba et demeyin bir kere çok sinirleniyorum, ben çok kibar bir sanatçı poposuyum, diğer söylediklerinizi hiç duymamış olayım, sizin gibi modern gazeteci bir bayana hiç yakışmıyor, lütfen.
I.D : Tabi ki Sibel Can’ın Poposu hanfendi, ben de bu yüzden sordum zaten sinirlenmeyin diye.. (Çok sinirlenmiştim ama daha röportajın başlankıçında kötü bir şey söylemek istemiyordum) Sayın Sibel Can’ın Poposu geçen haftalarda gündeme bomba gibi düştünüz hatta osuruk bombası gibi ehehhe (ortamı ısıtmaya çalıştım ama kendisi tepki vermedi) O görüntüleri bilerek mi verdiniz?
S.C.P: (Zooortt, Pııırrttt, tısss...) Kesinlikle Hayır...! Ben yatın üstünde etrafı izliyordum, kendime oturcak rahat bir yer arıyordum tam...
I.D : Kıçınızın rahatını düşünüyordunuz yani ehehehe
S.C.P: (Pıırrrttt, toooorrttt...) Şşşşşt!!! Lütfen Işıl Dak hanım böyle yapacaksanız hiç konuşmayalım, O kıç dediğiniz zaten benim, benimle böyle sokak poposu ağzıyla konuşmayın
I.D : Pardon Sibel Can’ın Poposu hanım, affedin alışık değilim bir popoyla röportaj yapmaya o yüzden, siz devam edin anlatmaya ben “CAN” kulağıyla sizi dinliyorum..
(Aslında gülmemek için kendimi zor tutuyordum, Can Kulağı ve Can poposu karşılıklı röportaj yapıyordu ama ciddiyetimi takındım, O sırada içeri elinde şişeyle biri girdi)
S.C.P: (Tıssss, poorrttt...) Pekala, devam ediyorum o zaman... (Zorrt, tıırrrttt, zorrrrtttsss...) Ne diyordum ben bak unuttum şimdi...
I.D: “Ben yatın üstünde etrafı izliyordum, kendime oturcak rahat bir yer arıyordum tam” dediniz ve orda kaldınız
S.C.P : (Pııırrttt, Zooorrtttt, Pısssss, Tooo Tooo toooot ooooorr...) Evet, tam o sırada bir de ne göreyim, bir kamera, hemen osurdum, Sibel hanım ve yanındakiler de arkasına döndü ve kameraları gördü, herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştım... Bizim gibi sanatçı popolarını hiç rahat yok şekerim, rahat rahat tatil yapamıyoruz, illa üzerimize don giyicez, o sıcakta don giymekte nasıl bi şey bilemezsin, nefes alamıyorum...
I.D: Tahmin edebiliyorum Sibel Can’ın Poposu ama onlarda görevini yapıyor öyle değil mi? Nerde popo varsa orda bir kamera olmalı, popo girmeyen eve doktor girer, halkımız sizin gibi ünlülerin poposunu merak ediyor, acaba neyin üstüne oturuyorlar? Rahatladıkları yer nasıl bir şeye benziyor? Bilmem anlatabiliyor muyum...?
S.C.P : (Zorrtt, tıssss, Poooohhrrrtt) Ahh bakın aklıma ne geldi... Kan ve gül, gül ve diken aşkım ve sen, birbirine dönük kıç sen ve ben.... Bilmem anlatabiliyor muyum?
(Nezaketen alkışladım ve burası inanılmaz kötü kokmaya başlamıştı çantamda kokulu mendilimi çıkarmak için uzandığımda biraz önce içeriye gelen adam elindeki şişeyi etrafa sıkmaya başladı, sonra anladım ki bu Sibel Can’ın Poposu için parfümmüş, O adam da hizmetçisi...)
I.D: Sizin hakkınızda bütün sanat camiası konuştu, yorum yaptı cevap vermediniz, Ne söylemek istersiniz?
S.C.P : (Ppfffssss... ) Hepsi kıçımın kenarı, cevap vermeye tenezzül bile etmem
I.D: Anlıyorum... (Kendini tut Işıl, kendini tut.... diye içimden sayıkladım ve gülmedim) Peki onlara cevap vermemenizin nedeni konuşunca çok koku çıkması olabilir mi? Çünkü herkes Sibel Can’ın Poposunun ağzı var dili yok dedi...
S.C.P : Yok hayatım ondan değil, cevap vermedim konu kapansın diye...
I.D : ...Ve soğuyunca konuştunuz, anlıyorum, Çok güzel bir poposunuz şimdi hakkınızı yemeyelim, yiğidi öldür hakkını ver demişler, formunuzu neye borçlusunuz?
S.C.P: (Zooorrrrrrrtttttt...) Fazla yemiyorum, dingil rejimi yaptım, az yedim ve...
I.D : Ve kıçınıza hizmetçi tuttunuz ehehehe
S.C.P: (Pırrrrttt) Işıl Dak hanım!!!!
I.D : (Yine kendimi tutamayıp rencide edecek bir espri yaptım, Sibel Can’ın poposu bana dik dik bakıyordu) Yalan mı söylüyorum Sibel Can’ın Poposu hanım, bakın orada elinde parfüm şişesiyle bir hizmetçi duruyor o sizin hizmetçiniz değil mi?
S.C.P: (Pooouuffff....zıııırrrrrt...Zoooohhhrrrtt ) Evet... hizmetçim... ama kıç demeyin bana rica ediyorum...
I.D: Ama sizde kendinize Kıç dediniz...kıçımın kenarı derken... Neyse, Sibel Can’ın Poposu, burası çok koktu, siz fazla sinirlenmeyin... Ben diğer soruma geçiyorum sizi hep Sibel Can’ın arkasında ki “destekçi”, “büyük” güç olarak tanıyoruz, Sibel Can’ı siz var ettiniz, siz olmasaydınız Sibel Can’da olmazdı siz de kendi başınıza iş yapmayı düşünüyor musunuz? Sanatsal çalışmalarınız olacak mı? kameranın önünde daha sık görünecek misiniz?
S.C.P: (Zaaarrrtt...pooorrtt...pısssfff..) Asla... Ben Sibel Can’la Çalışmaktan çok memnunum, hep onun poposu olarak kalıcam, şöhret olmak gibi bir derdim yok biz onla uzun zamandır beraberiz taaaa anasının karnındayken bugüne kadar uzun bir beraberliğimiz, dostluğumuz var, bana bazen kötü davrandı, hor kullandı, acı çektirdi, iyi kötü günlerimiz oldu ama dostluklarda olur böyle şeyler... Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Sibel Can’ın arkasındayım, Sibel Can’ın Poposu diye anılmaktan mutluluk duyuyorum, hatta onla beraber ölmek istiyorum.
I.D: Peki neden Sibel Can’ın Poposu?
S.C.P : (Fsssssssss.... Zooorttt, pooorrrtt,,pusususuf ...) Hmmm...Küçüklüğümden beri hep bunu istemişim, hatta eve misafirler geldiğinde Annemle babam “Hadi Sibel Can’ın Poposu ol bakalım görsün misafirler” derlerdi bende olurdum, Bana “-Büyüyünce ne olacaksın?” dediklerinde “Sibel Can’ın Poposu” derdim
I.D : Ve oldunuz ne mutlu size, keşke herkesin isteği gerçekleşse... Vayyy beee... Çok idealist bir popoymuşsunuz.
S.C.P : (Pıııırrtttt...tıssssss) Sağolun Işıl Dak hanım
I.D : Peki Sibel Can’ın Poposu olmasaydınız ne olurdunuz?
S.C.P : Hiç düşünmedim
I.D : Düşünün diye soruyorum zaten...
S.C.P : Biraz düşüneyim o zaman... Cenifır Lopez’in poposu olabilirdim, O da çok sevdiğim arkadaşım uzun zamandır görüşemiyoruz kendisiyle, sizin aracılığınızla selam söylüyorum...
I.D: Dünyada olmasını istemediğiniz şeyler neler? Mesela size sihirli sopayla vursalar...pardon sihirli asa verseler neleri değiştirirdiniz?
S.C.P : (Fsssss...Tıırrtt...Possss...) Hmmmm... paçalı don olmasın, pandik olmasın ve kimse taşa ve yaşa oturmasın... bunları isterdim...
I.D: Sağolun Sayın Sibel Can’ın Poposu hanım, çok güzel bir röportajdı dobra dobra osurdunuz...pardon konuştunuz...Sizle ilerleyen zamanlarda yine röportaj yapmayı isterim yalnız biraz daha fazla parfüm sıksa hizmetçiniz iyi olur.
S.C.P : Tabi ne demek Işıl Dak hanım, ben de size tekrar röportaj vermek isterim, ilk başlarda kızmıştım size ama sonra ısındım...
I.D: Eliniz olsa sıkmak isterdim ama yok... Tekrar teşekkürler, görüşmek üzere
S.C.P : (Zortingen, pırtıngen, cartıngen) İyi günler, röportaj hayatınızda başarılar dilerim
I.D: Bende size popoluk hayatınız da....
Röportaj bittiğinde bayılmak üzereydim, Sibel Can’ın Popo’suyla röportaj yapmak hoşuma gitmişti ama çok koku vardı...Her şeye rağmen mutluydum, güzel bir röportaj olmuştu, siz değerli okuyucularımla başka bir röportajda buluşmak üzere osurukla ka.... pardon esenlikle kalın...

28.08.06 Paranoyak Delinin Günlüğü

Sevgili pulluk, canım benim... bugün biraz daha iyi hissediyorum kendimi ama bacağım iki ay alçıda kalacakmış, hemşire öyle dedi, Tam ağzımı açıp “alçı nerde?, beni bacağımdan ayırmayın” diyecektim ama sustum belki iyilik olsun diye bacağımı alçıya göndermezler... Yaa günlük ben tek bacakla ne yapıcam? Bacağımı çıkarıp alçıya göndercekler... Beni de alçıya gönderseler ya niye sadece bacağımı alçıya gönderiyolar? Niye sadece bacağım alçıda kalıyo yaaaa? Banane, banane
Offf bunlar benim ölmemi istiyo günlük ben biliyorum... Hep izliyorum onları nası?
Bugün beni sandalyeli tekerlekle aşşaya indirdiler, Hitler ağlamaya başladı “bende istiyorum bende istiyorum onun bindiğinden” diye sonra ben “Sen sakat diilsin ben düştüm diye biniyorum buna” dedim O da pencereden atladı... Allah Allah deli midir nedir? Sonra ne oldu bilmiyorum bir daha görmedim
Aşşaa indik o geniş yere, Offff bir sürü insan vardı... Sonra Kemal Paşa geldi yanıma “Zeki, bana bir tur versene” dedi “Olmaz” dedim sonra arkama geçti beni itmeye başladı, sonra doktorlar geldi ona kızdılar nası?
Sonra bize müzik çaldılar biz de oynadık ama ben ayağa kalkamadığım için sadece parmaklarımı şıklattım... Bir şarkı duydum çok beğendim hatta bütün arkadaşlarım beğendi o şarkıyı 896 kere dinledik, bitince bütün arkadaşlarım şöyle bağırdı “Biyidanehaaahukdaaa” tam olarak ne demek istediklerini anlamadım çok karışıktı ses ama böyle bişey çıktı ağızlarından... Hangi şarkı diye mi soruyosun? Şöyle bir şey di “Bib bib bilibili bip bip bib bib bip bip” en çok sevdiğim tarafı buydu.. bir yeri daha vardı ama neydi unuttum şimdi, halbuki herkes ezberlemişti bende ezberlemiştim. Fatih Sultan Mehmet’e soriim o bilir hem söyledi hem oynadı çünkü...
AAA ingilizce şarkıymış adı “JackkheThe” kim söylüyo dedim F.S.Mehmet’e “Ne yapacaksın” dedi bana ben de “Çeyizime koyucam” dedim O da “Tamam o zaman söyliim” dedi...Bu F.S.Mehmet gerçekten deli he günlük
Yuvayı kuşun dişi yapar bunu bilmiyo ben ne çeyiz yapıcam işim mi yok çeyizle uğraşcam? Evlenmeden önce bir kuş alıcam kendime o uğraşsın dişiyle bütün gün... Aaaa bak o şarkıcının adı Keman Dumuru’ymuş ilk defa duydum bu adamın adını, yeni çıkmış galiba... Biz çok sevdik o şarkıyı yalnız bizim gibi çok zeki insanlar anlar ve dinler bu şarkıyı, eminim.... Zaten İngilizceyi herkes anlamaz...
Artık ağrı falan hissetmiyorum günlük ama bacağımı alçıya gönderecekleri aklıma gelince kalbim ağrıyo, sen bilirsin günlük, alçı yeni ilimiz mi? En son 15 tane ilimiz var diye biliyorum, bir tane İstanbul bir tane Ankara 13 tane de İzmir...Offf canım sıkıldı... Bir tek F.S.Mehmet ayakta ben sandalyeli tekerleğime binip gezicem biraz, seni de alırdım yanıma ama biliyorsun doktorlar var... Seni saklıcam yine ama F.S.Mehmet buraya doğru bakıyo, görmesini istemiyorum...Neyse, senle beraber gezelim...ama üstüne oturcam sakın bana kızma... .. .. .

25.08.06 Paranoyak Delinin Günlüğü

Sevgili zümrüt, bir kaç gündür ayrırız, neden olduğunu söylicem ama üzülmiceksin tamam mı? Ayyy!! of of of.. başparmağım çok ağrıyo...geçen gün serinlemek için aşşaa atladım ya günlük, dört ayağımın üstüne düştüm ve bir ayağım kırıldı.. Agghh!! kırıldı deyince bili ağrıyoyo ne biçim şey... Hastanede kaldım bir süre, odada yatan adamlar vardı sonra kayboldular niye ki? onlar ruh muydu yoksa...hmmm...ruhdular, tuz ruhu olabilirler mi? günlük sen bilirsin bir soru sorucam... neydi. Ahhh!!..yine başparmağım.... ne sorucaktım unuttum...!? sen üzüldün mü? bir geçmiş olsun bile demedin beee...neyse günlük affettim seni...şu adam bana mı gülüyo ya? bak şurdaki adam, Arggghh!! gördün mü günlük? ben o gün hiç serinleyemedim nası?
Bugün ne oldu bak.. İlk önce buraya bi adam geldi bana "Oğlum nasılsın?" dedi bende ona vurdum, "-Bana oğlum falan deme fena yaparım" dedim adam sonra bir de ne dese beğenirsin? sanırım -Sana yeni bir kap aldım veya ataç aldım dese beğenirsin ama adam "Oğlum benim baban hatırlamadın mı? dedi "Süleyman Demirel misin? ama o şapkalı bir insan değil miydi "dedim, Ah ahhh! çok acıdı... beni kandırabileceğini sanıyordu ama başaramadı nası? sonra beni kandıramadığını anlayınca ağlamaya başladı doktorla beraber gittiler, zeki insanım ben günlük burda harcanıyorum, eğer Amerika'da doğmuş olsaydım değerim anlaşılırdı, şimdiye zengin bir insan olurdum.
Günlüğüm sen ne yaptın diicem ama yine sustun, neyse konuşma zaten günlük başım ağrıyo... hiç ses kaldıramam...kapat şu müziği, komşular şikayete gelicek, Yaa bak günlük yaaa... bu adam bana gülüyo gerçekten... -Ne gülüyoooon laaaaannnnn... Allaaaa aaahh doktorun sesi geliyo yine... şşttt sus...

17.08.2006 Paranoyak Delinin Günlüğü

ahha hahah ahah ne bu yaa... ehhe... bak buzluk ne buldum...aşağı tükürüyorum sakal yukarı tükürüyorum yine benim suratıma geliyo ahaha...puuu!!! aaa bak yine benim yüzüme geldi, ıghhh gözüme girdi... Puuuhhhh!!!! AAAa inanamıyorum tam isabet nası?... salak Fatih S.M'e bak yalıyo bir de... sana da tükürmemi ister misin? istersin dime... baaggg,, booog,,,fşşşş... oğzumda bürüktüdüm günlük, gelüyooo... tuuuuuuuuu.... Ahahah ahaha günlük yazdığım yerlerin üstüne geldi...serinledin mi biraz nası? böööh ben bunladım lan günlük, aşağı doğru atlasam acaba rüzgar esip beni serinletir mi? deniyim... uff kaç kat burası be! 1.. 3.. 9.. 215..Kaattttt... iyi daha uzun süre serinlerim bende...seni şimdi saklıcam ben biraz serinleyip gelicem... .....

10.08.06 Paranoyak Delinin Günlüğü

Sevgili hümbük, bugün bişey oldu tahmin edemezsin... yaa demiştim tahmin edemezsin diye, düşünme boşuna kara kara ... Ben koridorda yüyüyodum... nası? şimdi yürüyodum tamam mı böyle elim kafamda , kafam kaşınıyodu... nası? sonra kafam neden kaşınıyo ki dedim ya da kaşınması için neden ne dedim.. nası demişim? iyi demişim diem... iyi yiiiii... sonra ya kafamda inanılmaz yaratıklar varsa ne biliim sahalarda görmek istemediğimiz yaratıkalrdan işte...nası? ya onlar varsa dedim ya uzaylılar gece ben yanlışlıkla uykuya daldım diye beni kaçırdılarsa, biliyosun ben hiç uyumam sadece gözlerimi dinlediririm dime günlük? sonra beynime bişey koydualrsa kafamın görünmeyen tarafında mesela sırtımdaki tarafa... çok sinirlendim günlük sorma, yerlere tükürmüşler yine, kafama hala kaşınıyo du ben de bütün mekanizmayı yok etmek için kafamı duvara vurmaya başladım nası? sonra sıkıldım biraz açık söylemek gerekirse hep duvardan booomm, booomm sesi çıkıyodu gittim bu sefer kafamı kapıya vurdum, kapı biraz yamuldu, çilek kapıymış, çilek kapı nası? ben hayatımda meyveden yapılan kapı görmemiştim ilk defa gördüm, neden yemiyoruz diye sordum nası? meyvenin reçeli, kompostosu yapılıyo diye biliyordum bir de kapısı yapılıyormuş ben nerden biliim... Heee şimdi anladım kafamdan kırmızı bir sıvı akmaya başlamıştı sanırım o çilek suyuuuuuu... tamam yaaa...
yerlere tükürmüşler yine, abi bu posta kutusu mu? nası?
Kafamın kaşıntısı geçti galiba uzaylıların yaptığı teknolojik aletlerin ömrü çok kısa oluyo ha hah hah... bir de bana deli diyolar aptallar... Ben tek başıma uzaylıların hahından geliyorum, susadım şimdi hasta bakıcıdan istesem getirir mi günlük, nası? ulan burnumun içine giden yol var ya bence oray kapatmalıyız çünkü bütün uzaylılar oradan giriyolar içeri... nası?
Sonra doktorlar geldi iğne yaptılar canımı yaktılar tombul kuş arabaya koş arabanın tekeri istanbulun şek... tüh yine yanlış söyledim kahretsin... bi türlü şunu söylemedim gitti, nası? ya baksana günlük, bu kafama sardıkları beyaz bezi çıkarsam bana kızarlar mı? hiç güzel görünmüyo... insan biraz düzgün sarar kafamı ne bu saçlarım görünmüyo, üstüne de yatamıyorum, bugün ayakta uyusam olur mu acaba...nası? Ahhh!!! lan günlük ne bu be, bir dokun bin ah işit, kafama dokununca çok acıyo... amuda kalksam geçe mi acaba, bibil, bibil, acaba sürekli vursam kafama bir süre sonra acımaktan sıkılıp vazgeçer mi? Offf canım sıkıldı, şı fıranz'la dalga geçiim biraz... AAA aklıma ne geldi bak şimdi günlük
KALKIIN LAAAN YAĞMUR YAĞIIYOO , KAÇIIINNN!!!
Ahahah şunlara bak günlük yaaa, nasıl kaçışıyolar günlüüükk yaa şuraya bak... süper yaaa... aaa çarpıştılar deliler...
Şşşşttt sus günlük, doktorun sesini duydum"-Bu ne gürültü" dedi sen de duydun mu? hadi hadi uyuyomuş gibi yap, yok yok yastığın altına saklan, hadi çabuk ol günlük... Bende uyuyomuş gibi yapıcam... Hoooo pşşşşş, hooooo pşşşşş, hooooo pşşşşşş,

01.08.06 Paranoyak Delinin Günlüğü

Sevgili hünnük, bugün neler yaşadığımı anlatmıcam, sen içimden geçenleri tahmin et.. hadi bakalım gözlerimi kapatıyorum, seni kafamın üstüne koyuyorum ve sen tahmin et hadi, sayfalarını hışırdartma konsantremi bozuyosun ..................................................................................................................................................