26 Nisan 2009

Biblo Kız

O gece yatağına uzandığında odasının ışıklarıyla beraber kapattı mantığındaki ışıkları, artık odası gibi karanlıktı düşünceleride, nerdeyse duyguları körelmişti, hep hatayı kendisinde aramaktan yorulmuştu, herşeyi oluruna bırakmak düşündüğü kadar kolay değildi bu yüzden artık mantıklı davranan taraf olmaktan vazgeçmişti, hemen yanındaki çekmecenin içinde sigara paketini çıkardı, içinde sadece bir dal sigara vardı daha önce bir kaç kere elinde sigara varken uykuya dalmıştı ve üstelik birinde yorganını yakmıştı, ona "yorganını nasıl yaktın?" diye soran annesine "pire için" diye cevap vermişti, sigarasını yakarken aklına bu gelince gülümsemişti ama bu bile onun moralini düzeltmeye yetmemişti, sigarasının dumanları tavana doğru yükselirken o da tavanı bir sinama perdesi gibi görmeye başlamıştı aklındaki düşünceleri oraya yansıtıp izliyordu ama bunu bilinçsizce yaptığı için kendine kızıyordu, eline dökülen külle kendine geldi ve yastığının altındaki cep telefonuna bakıp onun aramasını istedi ama ararsa açmamaya karar vermişti, bu kararına ne kadar sadık kalacağını kestiremiyordu, hatta bir ara kendisi arayıp bildiği bütün küfürleri edip sonra o rahatlıkla uyumayı istedi ama yapamadı, uykusu yoktu sanki yıllarca uyanık kalabilirmiş gibi hissediyordu kendisini, derin bir nefes aldı ve biten sigarasını dolabın üstüne dikine bıraktı, yorganı boynuna kadar çekti ardından telefonunu kapattı, onu uyutmayan şeyin üstüne gitmeye karar verdi ve yarın uyandığında herşeyin daha güzel olabileceğini düşündü.
Bugün sevgilisi onu terk etmişti ve hayatında ilk defa kendini birine bu kadar aşık hissediyordu, onun karşısında ağlamıştı ve ilk defa bir erkek onu ağlatmıştı, "Ben sana ne yaptım?" sorusuna hiçbir cevap vermemişti, Söylediği şeyler aklından geçiyordu
"Ben seni sevdim, hem de çok sevdim ama sen ve ben artık daha fazla devam edemeyiz, sen benim biblomsun, seni kırmak istemiyorum, seni kalbimin en güzel köşesine koyup orada hayatımın sonuna kadar kalmanı istiyorum, ama sevgilim olarak değil" bu cümle aklında geçerken "Aptal, aptal, aptal..." diye söyleniyordu, sevgilisin kendisi için kullandığı ad buydu "biblo kız" çünkü ona göre daha küçük boyluydu ve ilk hediyesi bir melek biblosuydu, dolabın üstünde duruyordu, ayağa kalktı ve melek biblosunu eline aldı aklına sevgilisinin onu nasıl verdiği geldi bir cumartesi günü öğleden sonra buluşacakları bir cafeye elinde bir poşetle gelmişti
"İçinde ne var?" diye sormuştu Biblo Kız
O:
"Sana benzeyen bir şey buldum bende aldım" demişti
Biblo kız:
"O ne ya?" dedi
O:
"Bak bu" deyip içinden melek biblosunu çıkarmıştı "Sen benim biblomsun bu da senin biblon" demişti
Kendini tutamayıp kahkaha atmıştı ama çok hoşuna gitmişti bunu düşünürken bile gülümsüyordu ama o bibloyu daha sıkı kavradı ve karşısındaki duvara atıp paraçalamk geldi içinden "Sen beni kırdın, bende bunu kıracağım" dedi ama yapamadı yerine bıraktı, yatağına uzandı "lanet olsun sana eşekler gibi aşığım, Beni bilerek ve isteyerek kırdın ve hala seni aklımdan atamıyorum" dedi.
Keşke gerçekten biblo olsaydım diye düşündü şu anda ağlamıyor olurdum, onu düşünmüyor olurdum, çünkü biblolar taştır ve duygusuzdur bıraktığın yerde durur. Neden? sorusuna cevap aramaktan sıkıldı ve kalbindeki ışıklarıda kapatıp onun artık karanlıktaki herhangi birşey olarak kalması için uğraştı, çünkü karanlıkta ne olursa olsun isterse dünyanın en güzel şeyi olsun göremezdi, göremediği zaman da unuturdu, gözlerini kapattı dünyada en iyi yaptığı şeyi yapmaya başladı... Beklemek.