17 Mart 2017

ÜZGÜNÜM ÖLMELİYİM

Her gece düşünüyorum, aralıksız her gece... Dua etmiyorum ya da televizyon izlemiyorum, karanlık, ben ve düşüncelerim her gece aynı yatağa yatıyoruz.

Üzgünüm ölmeliyim

Biliyorum seni, çok iyi tanıyorum, diğerleri gibi... Bilmiyorum bu bana bir lütuf mu? Herkesi çok çabuk tanıyabiliyorum, ne yapmak istediğini ya da ne söylerken aslında ne söylemek istediğini biliyorum, bu yönümü seviyorsun biliyorum.

Üzgünüm ölmeliyim

Tıpkı bir köpek gibi görmediğim bir şeyi sadece kokusuyla bulabiliyorum, senin kokun hep aklımda... Seni buldğum o gün hep aklımda, seninle yattığım o gün hep aklımda, seninle ayrıldığımız gün sürdüğün kokuda aklımda.

Üzgünüm ölmeliyim

Bilinen en basit cümlelerle anlatmaya çalışıyorum sevgimi sana ama aynı zamanda yeni bir dil yaratmak istiyorum senin için pişmanlığımı anlatmak için.. Çünkü hiç bir dil bana yardımcı olamıyor ne kadar pişman olduğumu ağızımla anlatmak için.

Üzgünüm ölmeliyim

Şimdi içimde bir hastalık barındırıyorum, bildiğimiz hastalıklıklardan farklı, bilimsel değil ya da bulaşıcı değil ve sadece dünyada bir kişide görünen bir hastalık o da benim ve bu acıya daha fazla dayanamıyorum.

Üzgünüm ölmeliyim

Her gece düşünüyorum belki sabah hiç olamayacak, belki bu bilinçli olarak son uykuya dalışım, belki hiç uyanmayacağım, belki sabah yatağımdan kendi kollarım ve ayaklarımla değil başkasının kollarının üstünde kalkacağım.

Üzgünüm ölmeliyim

Artık düşünmek istemiyorum hiç bir şey, düşünmekten usandım bunu sana yazıyorum, eğer uzun süre benden haber alamazsan bil ki ben yaşamıyorum, sadece seni sevdiğimi bil ve ne seni ne de başka birini üzmek istemediğime inan... Şimdi sadece ölmek ve ruhumu bedenimden dışarı bırakmak istiyorum, şimdi sadece ölmek istiyorum,

Üzgünüm ölmeliyim
Üzgünüm ama ölmeliyim...
Üzgünüm ama...
Ölmeliyim.

Onun gözlerinden gör.

Bir başarı hikayesi gibi değil bu gitarın tıngır mıngırı gibi bir şey anlatacağım, kulağa hoş gelebilir ana burnunuzdan da gelebilir, Görmek için gözlerini kısıp bakan, yüzünü yıkayınca gözünde biriken su damlaları sayesinde daha iyi gören bir insan hakkında.
Asansörde göremediği düğme numaralarının yerini ezberleyip seçen, klavyenin üstündeki harfleri göremediği için terlerini ezberleyen, bilgisayardaki yazıları büyütüp okuyan birisi.
Yürürken basacağı yerin ne kadar yüksek olduğunu hesap edemediği için dikkatli yürüyen ya da şansa bırakıp hızlıca koşan birisi, Gece karanlığında görüşünü kaybeden ve tahminen hareket eden birisi. Gözleri kaşınana ve kızaran bu yüzden sürekli parmağıyla oynayan, Tanıdık birini uzaktan görüp selam vermediği için yanlış anlaşılan, Bazen birisini başkası zannedip onla konuşmaya başlayan ardından yanlış yaptığını karşının tepkisiyle anlayan birisi, küçücük rakamları görmek için tarayıcıyla bilgisayara aktarıp onları büyütüp bakan, bazen birisinin yanına sinirlice gelip onun korkması gerekirken umursamaz gibi duran çok soğuk kanlı görünen halbuki yüz ifadesini görmediği için tepki veremeyen birisinin.
Gözlerinden alan yaşın sadece uyku için yada yorgun olduğu için olduğunu bilen birisi, birisi bişey gösterdiğinde görmüş gibi yapıp karşı taraf anlayana kadar öyle devam eden biri, 
Genelde fark ettirmemeyi başaran, çok iyi göz rolü yapan sanki bir şahin gibi gördüğünü düşündüren biri ama avını avlamak için en az 10cm gelmesi gereken biri.
Gözler kalbin aynasıysa kalbi sevmek için insanlara çok yakın olması gereken biri, 7 numara miyop bir kalple yaşayan ama içindekilere çok yakından bakıp çok sevgi gösteren ve yanındakilerin çok iyi gördüğünü bilen birisinin hikayesiydi bu.