O, çok sinirlemişti içindeki tüm kötü duygular canlanmış beynine hakim olmaya başlamıştı, vücudu bir silah sözleriyse kurşun olmuştu, her sözü karşısındakini yaralıyor ama öldürmüyordu, kendini kaybetmişti gözleri kararmıştı tüm hıncını ondan çıkarıyordu.
Öfke onun en dürüst halini ortaya çıkarıyordu, karşısındakine hiç söylemediği şeyleri bir anda söylüyordu, bu kadar sinirlenmesine sebep olan şeyin aslında hiç gerçek olmayan bir şey olduğunu bilmiyordu. Doğruyu yanlışı ayırt edemeyecek kadar sinirliydi sanki elinde bir taş vardı ve karşısındakinin camdan kalbini kırmaya çalışıyordu.
Ve o ses geldi;
Cam kırılmıştı, yeni bir cam taktırmakta uzun zaman ve uğraş gerektiriyordu, her bir cam kırığı karşısındakinin gözlerinden süzülüp yanağına oradan da yere düşüyordu, hıçkıra hıçkıra camlar dökülüyordu, bir kalbi kırmak kolay ama yeni bir kalp almak zordu, siniri geçip gözlerindeki perde gidince anlayacaktı ne yaptığını, camı kıran bir çocuk gibi kaçacaktı ya da yanında bekleyip kırıkları toplayacaktı ama şu an O, sinirliydi burnundan hızlı hızlı nefes alıyordu, karşısındaki ise her cevap vermek istediğinde sözcüklerini yutuyordu, kendini ifade edememenin zorluğuyla susup bekliyordu, içinden kaçıp gitmek geliyordu ama onca kötü sözü duymasına rağmen kalbinin cam kırıklarını kendi başına toplamasının zor olduğunu biliyordu ve öyle olmasını istemiyordu, elini kesebilirdi ya da O’na tamamen kepenkleri kapatabilir evinde, kırıklarını başka birisinin toplamasını bekleyebilirdi, tek başına…
Verebileceği çok cevap vardı ama O, izin vermiyordu belki yanıldığını görmekten korkuyordu ya da her neyse tahmin edemiyordu iyimserliği artık yetmiyordu.
O çok sinirliydi ama kurşunu bitti, karşısındaki delik deşik ettiği düşünüp rahatladı, yüzü bağırmaktan kıpkırmızıydı, nefes nefese kalmıştı, boynundaki damarlar hala şişkindi, hala barut kokuyordu yüzü, “-sonunda öldürdüm onu!” diye düşünürken karşısındakinden tek bir damla bile kan akmadığını gördü karısındaki hala dimdik duruyordu, sadece kalbinin kırıkları gözlerinden yere düşüyordu bir an sessizlik oldu sanki en uzun sessizlik buymuş gibi geldi ikisinede,
23:30
Karşısındaki O’na doğru başını kaldırıp baktı, sağ gözünden damlayan son göz yaşını da eliyle sildi derin bir nefes aldı gerçeği anlatmak, hatasını yüzüne vurmak için aklında cümleleri toparladı sonra nefesini bıraktı umursamaz bir ifadeyle dudaklarını büzüştürdü gözlerini kıstı ve kısık bir sesle sadece
"-Neyse…"
Dedi ve arkasını döndü, o kadar hızlı döndü ki saçları pervane gibi havalandı hızlı adımlarla O’ndan uzaklaşmaya başladı yürürken içinden ona vereceği cevaplar için kurduğu cümleleri söylüyordu, ne söylerse söylesin O’nun kendisini vurup öldürmek için harcadığı kurşunları vücudundan çıkaramayacaktı çıksa bile yara izleri silinmeyecekti en iyisi O’nu orada öylece bırakıp zamanın getireceği pişmanlıkla baş başa kalmasını sağlamak diye düşündü bir gün gelecek ve yaptıklarıyla yüzleşecek pişmanlık tüm damarlarını kaplayacak ve kalbine ulaşacak o zaman hatası anlayacak, o güne kadar ben de kırılan kalbimi tamir edip yaralarımı iyileştirmiş olurum dedi kendisine, O’na yeni yaptırdığı kalbinde ne olursa olsun yer vermeyecekti bunları geçirdi kafasında hızlı adımları boyunca, küçük siyah çantasından cep telefonu çıkardı ve kapayıp tekrar çantasına koydu ne arkasına baktı ne de O’ndan bir ses bekledi.
23:33
O, karşısındaki uzaklaşırken olduğu yerde kalmıştı hala kaşları çatıktı ama şaşkınlıkla bakıyordu karşısındakinin o ifadeyle hiçbir açıklama yapmadan boşvermişcesine "-Neyse" demesi onu hayrete düşürmüştü "-Demek ben haklıymışım, hepsi doğruymuş" dedi içinden kızmakta haklı olduğunu düşündü karşısındaki dolmuşa binerken kaçamak bakışlarla onu izledi, sonra birşey farketti içinde bir ukte kalmıştı ve aklında bir soru işareti oluşmuştu "-Peki neden ağladı?"
23:40
dolmuşun içine onun yüzüne bakıyordu hala gözyaşlarını siliyordu elindeki mendille, dolmuş hareket etmeye başlayınca bir daha asla karşılaşmayacaklarını düşündü içinden "-Bitti" dedi herşey bitmişti kızgınlığıda, konuşmalarıda, aşklarıda... Arkasını döndü duvara yaslaıp sigarasını çıkardı çakmağı ateşlemek için üç kere uğraştı sonra
"-Çakmağın Gazıda mı bitti?"
deyip kendine acıyan bir gülümsemeyle yukarı doğru baktı tekrar denedi ve sigarasını yaktı sonra bir nefes çekip biraz önce kendini kaybettiği yerden uzaklaşmak için bir adım attı,
23:42
yere bakarak yürüyordu yağmur çiğselemeye başlamıştı küçük yağmur damlaları yere düşüyordu bu damlalar ona noktayı andırdı başını yukarı kaldırdı gökyüzüne bakarak
"-Bu son noktaydı değil mi? bitti değil mi? "
diye sordu o sırada özüne bir yağmur damlası düştü tam gözünün içine girdi gözünü kırptı yağmur damlası gözünden aşağı doğru süzülmeye başladı sonra onu eliyle alırken fısıldayarak
"-Sağol, cevabı aldım, bitti"
dedi ve yürümeye devam etti.
23:40
Dolmuşun içinde gözyaşlarını silerken diğer insalara bakıyordu gülen eğlenen veya ona bakan tiplere... Nefret vardı gözlerinde bütün insanlara karşı,
23:43
dolmuş hareket ederken pencereden dışarı baktı O'nu gördü arkasını dönmüş yürüyordu cama yağmur damlaları düşmeye balamıştı gözlerini kapattı başını pencereye yasladı aklına eski konuşmaları, verilen eski sözler güzel anlar geldi gözlerini açıp ön cama baktığında yağmurun hızladığını gördü,
23:45
silecekler çalışıyordu dolmuş hızla ilerliyordu bir an evvel eve gidip yatağına yatmak için sabırsızlanıyordu bu yüzden böyle gitmesini doğal karşılıyordu, fakat yağmur çok şiddetliydi ve yol zor görünüyordu tekrar gözlerini kapattı uyumak aklındaki düşüncelerden kurtulmak istiyordu hiç bir şey düşünmeden sadece evde olmak istiyordu,
23:58
tam o sırada içerdeki yolcuların çığlıklarıyla gözlerini açtı ve son ördüğü şey kırık cam parçalrının yüzüne gelişi oldu.
23:44
O, yağmurun altında biten sigarasından son bir nefes alıp yürümeye devam etti, aklında sorular uçuşuyordu, kendi yaptığını yargılıyordu, bir yanı kendini haklı görürken diğer yanı haksız görüyordu. hızla yağan yağmur altında elleri ceplerinde hızlı hızlı yürüyordu.
23:48
yolun karşısına geçip bir taksi çevirdi, öne oturup gideceği yeri söyledi,taksici:
"-Trafik sıkışık olabilir, kestirme yoldan gidelim mi?" diye sordu
O, da
"-Sen bilirsin" diye cevap verdi
taksici kestirme yoldan hızla sürmeye başladı
23:58
sonra anayola çıkmak için sola baktı kimse yoktu, yola doğru döndü ama soldan hızla gelen dolmuşun ona çarpmasıyla takla attı. O, hiçbir şey fark etmemişti aniden olmuştu, taksi dört takla atmış korkuluklara çarparak durmuştu dolmuş ise çarpınca durmuştu ve ters dönmüştü.
03:23
bir sesler gelmeye başladı kulağına ağlamayla karışık , bağırış çağırış vardı, gözlerini açıp bakmak istedi ama başaramadı, eliyle yüzünü yokladı sargılar vardı sol kolunu ve bacaklarını hissetmiyordu eliyle bacaklarına dokundu ama alçıya alınmıştı sonra avazı çıktığı kadar bağırdı ve çığlık attı
'-kimse yok mu?!!!'
bunu defalarca tekrarladı ama hastanedeki hemşireler ve doktorlar diğer hasta ve yaralılarla ilgilendiği için kimse bu sesleri duymadı
03:26
O, bu sesi duydu, gözlerini bu sesle açtı kendisine ne olduğunu anlamadı kolunda serum takılıydı ağzında solunum cihazı vardı tam karşıdaki yataktan çığlıklar geliyordu, karşısındaki tekrar tekrar bağırınca başını yavaşça kaldırıp baktı, yüzünde, kolunda ve bacağında sargılar olan birisi vardı ama sesin kime ait olduğunu çıkaramadı, başını yastığa bırakıp tavana bakarak:
03:28
'- Ben varım' dedi
Karşısındaki bu sesi tanıdı ve şaşırdı, ses O'ndan mı geliyordu? bunu anlamak için
'- Sen O, musun?' siye sordu
03:29
O, kekeleyerek '- Eee..vet' dedi, karşısındakini tanıdı yerinde kalkmak istedi ama başaramdı ağlamaya başladı ve karşısındakine defalarca
'- Özür dilerim.. Özür dilerim.. sana kızdığım için bağırdığım için bişey bilmeden suçladığım için özür dilerim' dedi ağlamaya devam etti
03:31
Karşısındaki O'nun ağladığını duyunca kendiside ağlamak istedi fakat gözlerini hissetmiyordu var mıydı yokmuydu bilmiyordu ama kalbinin hala kırık olduğunu hissediyordu, biliyordu ve ne olursa olsun onu affetmeyecekti O'na
'-Özürünü kabul etmiyorum' dedi
03:31
O, yıkılmıştı karşısındakinin kendisini affetmemesine hak veriyoru çünkü O'da kendisini affetmiyecekti tüm olanlardan kendisini sorumlu tutuyordu karşısındakiyle konuşmaya çalıştı defalarca ama karşısındakinden hiç ses gelmedi başını kaldırıp bakamadı,
O, o gece karşısındakini son kez gördü karşısındakiyle son kez konuştu, doktorlar gelip karşısındakini morga götürmüştü o da haytı boyunca konuşmadı
22 Kasım 2008
16 Kasım 2008
16.11.2008 Paranoyak Delinin Günlüğü
Sevgili badik nereden nereyyee, nerdeeeeenn nereyeee... Bak işte nerdeeeen nereyeee.. bak yine yakalandım dışardaydım yine içeri girdim o kadar süre dışarda kaldım çenemden ve yanaklarımdan bir sürü saç çıktı nası? hepsini koparmaya çalıştım ama çok canım acıdı bende onları geçen gün açık bir araba camının içine soktum şöföre dedim ki " pencereyi kapat sonra sür abi" adam bana ne dese beğenirsin? seni bilmem ama ben "lokum" dese beğenirim ama lokum demedi ne dedi biliyo musun "defol git lan deli" bana "lan" dedi inanabiliyo musun sevgili günlük bana lan dedi... "Lan" ne demek bilmiyodum ama çok kızdım ordan hemen kaçtım sonra yolda birine sordum "Lan" ne demek dedim "ağ bağlantısı" gibi birşey dedi ama benim örümcekle ne alakam vardı hiç bir şey anlamadım sonra bir polis beni kovalamay başladı onu daha iyi görmek için geri geri koşayım dedim ama birisine çarpıp düştüm çünkü arkamı göremedim ama eğer dönüp öbür tarafa doğru koşsaydım yine arkamı göremeyecektim bilmiyorum bir dahakine yan yan koşmayı denicem nası? sonra o polis beni yakaladı "ne zamandan beri seni arıyoruz deli" ben de "benim telefonum yok ki yalan söyleme" dedim ona ne kadaqr yalancı oldu bu insanlar sevgili günlük bana göz göre göre yalan söylüyo aramış mış... Artık devletin memurlarınada güven kalmadı sevgili günlük, zaten doktorların beni öldürmeye çalıştığını biliyorum bir de polisleri alet etmişler şimdi sıradaki kim? he? kim söyleyin bana? itfayeciler mi? offf sevgili günlük çok kızgınım çooookk... Sanki kuyruğuna sinek konan salladığı halde kuyruğundan sineği uzaklaştıramayan bir inek gibi hissediyorum kendimi zaten odamıda değiştirmişler buradaki adamlar, beni Kendini Tayyip Erdeoğan sanan bir adamın yanına koymuşlar bana sürekli "Velev ki, velev ki" deyip duruyor nası? ama ben yine kaçıcam sevgili günlük senide alcam yanıma tabiki hemen sayfanı kırıştırma sen benim tek dostumsun, dostum demişken burada napolyon diye bir arkadaşım vardı ya onu çıkarmışlar dışarı ailesi almış ama benim ne bir ailem var ne de iki ailem... Aslında bence var çünkü... Bilmiyorum ne dicektim unuttum heh şimdi aklıma geldi bence var ama söylemiyolar çünkü benim üzerimden para kazanıyorlar ben ne kadar kalırsam burda o kadar günlük ücret alıyolar yaaa tabiii... bakma bana öyle şaşkın çizgilerle gerçekten öyle diilse beni neden yine bu hastaneye getirsinler... Eminim şimdi bir yerden beni izliyorlardır bu napıyo diye... Size ne lan napıyosam yapıyorum size ne? parasıyla diil mi? nası? neyse sevgili günlük ben çok açım bugün bişey çorbası varmış bir de bişey varmış onları yicem neyse ney... şimdi sende açsındır? kapatiim mi seni nası? şaka yaptım sevgili günlük seni seviyorum ben yaa, tabi ekmeği elektrik prizine banar gibi seviyorum seni hani öyle bir şarkı var ya bize dinletmişlerdi burda hatırlıyor musun? neyse sanada birşeyler getircem ben şimdi gidiyorum kendine iyi bak dicem ama bakamazsın ki karanlık burası ... Bir ses duydum... dur.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)