Sevgili pörsük, günlerdir konuşamıyoruz nasılsın? hı? niye cevap vermiyosun? küstün di mi? evet evet küstün yüzüme bile bakmıyosun... inan elimden gelse sana yazı yazardım ama bu adi beyaz önlüklüler beni bir odaya kapattılar, ciddiyim bak... bu sefer o beyaz oda değil hee... her tarafı taş duvarlarla dolu oratada bir yatak var penceresi falan yok, konforsuz bir yer... İşte sonra bacaklarımdan, kollarımdan, gövdemden kemerlerle bağladılar, böyle kahverengi şeylerle...
İnan hareket edemedim, kaşındım kaşıyamadım, popomu hissetmiyodum sen ne diyosun yaa...
Sonra günlerce bana elektro şok mudur nedir ondan verdiler dedim "benim ihtiyacım yok evde alıpta gelmiştim" inanmadılar, hemen de canın çekti diil mi? şimdi sende istersin elektro şok ama ben söyliim sana hiç de öyle istencek bişey diil valla organların yer değiştiriyo, ama senin organın yok tabi... organın yok içmeye tahtayla gidersiz sıçmaya öyle bi atasözü mü vardı? ne anlama geliyodu acaba neyse banane... Ya günlerce şok üstüne şok artık şokum çıkmıştı neden yapıyolarmış biliyor musun? ben hayali arkadaşlar edinmişim..bak sen! "hayali arkadaş" hayali diy isim mi olur günlük yaa bu doktorlar çok cahil ötesi cahil... Hayati diye isim var tamam da Hayali ne yaaaa... Zaten hayati diye arkadaşım da yok, kıskanma benim tek arkadaşım dostum sensin günlük, başkasını istemem zaten, sanırım bunlar yanlış adamı yakaladı he? nedersin günlük...
Ya ne tuvalete gidebildim, ne doğru düzgün yemek yedim öldürecekseler öldürsünler artık amma işkence yaptılar yaa...Zaten bacağımı oynatamıyorum, bir de bu çıktı başıma, bak günlük ben karar verdim buradan kaçıcam ayağım iyileşince...haberin olsun
Seni de iyi yere saklamışım ben bile bulamadım, kalemimi Şaban'a vermiştim o da iyi yere saklamış nereye sakladın dedim, içimden çıktı dedi..ne demek istedi? ben analamadım... biraz kokuyo kalem ama olsun...sonuçta yazabiliyorum
Sevgili dostum günlük ben çok yoruldum, biraz uyucam...sen de uyu yarın çok şey anlatcam sana... istediğin bir şey var mı?.... yok mu? heh tamam o zaman... psssss
10 Ekim 2006
Derin Konu 3. Sezon İlk bölüm :p
bett:
bir taratan samaradan gizlenirken diğer yandan da cenk ve erdem ile ilgilenmek bett için gerçekten zor olmaya başlamıştı.first ise bett e hiç yardımcı olmuyordu.tamam çocuklarla ilgileniyordu,o iyi bir babaydı ama dövüş sanatının yavaş yavaş çocuklara öğretilmesi gerekiyordu. ayrıca bett in "farklı bir perspektif" isteği hala sürmekteydi. aslında ne aradığını kendi de bilmiyordu.sadece biraz daha normal bi aileydi hayalindeki...böyle böyle tam 6 yıl aradan geçti.Samara yeni kurbanlar bulmuştu.bunlara üzülen bett ve first çocukları için bunlara göz yummak zorundaydı.cenk ve erdem çok hızlı gelişiyorlar ve çok öabuk öğreniyorlardı.ikisi de iki iyi avcı olacaktı tıpkı anneleri ve babaları gibi...gizli sığınaktaki çalışmalar bir süre daha devam etti.bir süre diyorum çünkü samara first'ün anne ve babasını rehin almıştı ve bizi istiyordu. artık dış dünyaya açılma zamanı gelmişti.sığınaktan çıktıkları anda zombileri farkettiler...samara onları çoktan göndermişti. sessiz sessiz ilerlerken cenk ve erdem birden bire kendi aralarında konuşmaya başladı ve bett bunu durduramadı.bett first'e gözleri dolu dolu bir bakış attı: first mesajı almıştı. dövüşmek zorundaydılar.ve dövüş başladı......
first
Bett, çabuk çocukları sığınağa götür onlar daha hazır değil diye bett'e seslendi sonra ekledi -Sen de orda kal... Bett çocuklarıyla sığınağa doğru koşarken meraklı ve endişeli gözlerle first'e bakıyordu.. first zombilerle kavgaya başlamıştı bile sağdan, soldan, ortadan her yerden paytak yürüyüşlü zombiler geliyordu, first'ün aklına gümüş kolye geldi ama o Bett'teydi.. Bu işi kol kuvvetiyle yapması gerektiğini anladı tüm bunları bir kaç saniye içerisinde süşünene first ilk önce sağdaki zombilere girişti... Çaaaattttt!!!... Şaaaaapppp.... Şuuuuuuuppp!!!... Taaaaakk!!... Klinnnnkkk!!! first'ün gözü dönmüştü bir kere hemen gözünü düzeltti ve ortadaki zombilere girişti...Şaaaapppp!!! Traaaaakkkk... Kaaaatttt....Slaapsss!!!! ama zombiler bitmek tükenmek bilmiyordu first'ün etrafını sarmışlardı... First kavga ederken göz ucuyla gizli sığınağın kapısına doğru yönelen zombilere bakıyordu... Oraya hamle yapmak istediğinde ise yeni bir zombi karşına çıkıyordu...Bu sırada içeride kocası first'ü merak eden bett ne yapacağını bilemez bir haldeydi... çocuklarının yanında mı kalmalıydı? yoksa first'e mi bakmalıydı? bunları düşünürken boynundaki kolyeyi gördü...Ne yapması gerektiğini anlamıştı bett ve hemen...
bir taratan samaradan gizlenirken diğer yandan da cenk ve erdem ile ilgilenmek bett için gerçekten zor olmaya başlamıştı.first ise bett e hiç yardımcı olmuyordu.tamam çocuklarla ilgileniyordu,o iyi bir babaydı ama dövüş sanatının yavaş yavaş çocuklara öğretilmesi gerekiyordu. ayrıca bett in "farklı bir perspektif" isteği hala sürmekteydi. aslında ne aradığını kendi de bilmiyordu.sadece biraz daha normal bi aileydi hayalindeki...böyle böyle tam 6 yıl aradan geçti.Samara yeni kurbanlar bulmuştu.bunlara üzülen bett ve first çocukları için bunlara göz yummak zorundaydı.cenk ve erdem çok hızlı gelişiyorlar ve çok öabuk öğreniyorlardı.ikisi de iki iyi avcı olacaktı tıpkı anneleri ve babaları gibi...gizli sığınaktaki çalışmalar bir süre daha devam etti.bir süre diyorum çünkü samara first'ün anne ve babasını rehin almıştı ve bizi istiyordu. artık dış dünyaya açılma zamanı gelmişti.sığınaktan çıktıkları anda zombileri farkettiler...samara onları çoktan göndermişti. sessiz sessiz ilerlerken cenk ve erdem birden bire kendi aralarında konuşmaya başladı ve bett bunu durduramadı.bett first'e gözleri dolu dolu bir bakış attı: first mesajı almıştı. dövüşmek zorundaydılar.ve dövüş başladı......
first
Bett, çabuk çocukları sığınağa götür onlar daha hazır değil diye bett'e seslendi sonra ekledi -Sen de orda kal... Bett çocuklarıyla sığınağa doğru koşarken meraklı ve endişeli gözlerle first'e bakıyordu.. first zombilerle kavgaya başlamıştı bile sağdan, soldan, ortadan her yerden paytak yürüyüşlü zombiler geliyordu, first'ün aklına gümüş kolye geldi ama o Bett'teydi.. Bu işi kol kuvvetiyle yapması gerektiğini anladı tüm bunları bir kaç saniye içerisinde süşünene first ilk önce sağdaki zombilere girişti... Çaaaattttt!!!... Şaaaaapppp.... Şuuuuuuuppp!!!... Taaaaakk!!... Klinnnnkkk!!! first'ün gözü dönmüştü bir kere hemen gözünü düzeltti ve ortadaki zombilere girişti...Şaaaapppp!!! Traaaaakkkk... Kaaaatttt....Slaapsss!!!! ama zombiler bitmek tükenmek bilmiyordu first'ün etrafını sarmışlardı... First kavga ederken göz ucuyla gizli sığınağın kapısına doğru yönelen zombilere bakıyordu... Oraya hamle yapmak istediğinde ise yeni bir zombi karşına çıkıyordu...Bu sırada içeride kocası first'ü merak eden bett ne yapacağını bilemez bir haldeydi... çocuklarının yanında mı kalmalıydı? yoksa first'e mi bakmalıydı? bunları düşünürken boynundaki kolyeyi gördü...Ne yapması gerektiğini anlamıştı bett ve hemen...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)