K-Hem umursamadığını söylüyorsun hem de uğraşıyorsun, düşünüyorsun?
E-Kesinlikle umursamıyorum ama uğraşmayı seviyorum, uğraştığım şeyi olmazsa olmazım haline çevirmiyorum… Bir şeyleri değiştirmek, düzeltmek, güzelleştirmek ya da ne bileyim benim istediğim hale getirmek hoşuma gidiyor
K-Bana “Çok ilgili bir sevgili olamam ama seni sevmediğim için değil yanlış anlama umursamaz olduğum için” demiştin ama çok ilgileniyorsun hiç umursamaz olduğunu düşünmüyorum.
E-O sahiplenmeyle alakalı, ben seni seviyorum… Ve hayatımda yerin varsa seni korumak, zarara gelmesini önlemek, benim görevim ve sorumluluğum ne kadar umursamaz olursam olayım sorumluluktan kaçmam ve yerine getiririm… Bu yüzden sen benimsen ben de senin koruyucunum
K-Sahibimsin sen benim ahahah aşkım bodyguardım benim
E-Ama yine de bana fazla güvenme, bendeki en kötü duygu “sıkılmaktır” bir sıkıntı gelir ve ayrılmak için uğraşırım, hiç sevmediğin istemediğin şeyleri yaparım, söylerim… Tabii şu an böyle bir şey istemiyorum hele sen yanımdayken hiiiç düşünmüyorum ama kendimi tanıyorum.
K-Belki benim sayemde değişrisin
E-Bir şey söyleyeyim mi güzelim en olmayacak şey bu, ben değişmem!
K-Her şeyi değiştirmek istiyorsun, değişmezse sıkılırım diyorsun sonra “ben değişmem” diyorsun
E-Kızma güzelim… Ben kendimi on iki-on üç yaş arasında tanımaya başladım ve en olmam gereken hale getirmek için uğraştım, on dört-on beş yaşında zaten kişiliğimi, karakterimi, hayata bakış açımı oturtmuş ideallerimi belirlemiştim ondan sonrası sadece tecrübe edinmeye kalmıştı bunu da her zaman yaşayarak değil konuşarak ve gözlemleyerek yaptım sonra bir sürü şey oldu hayatımda iyi ve kötü baktım ki hiç biri beni değiştirmiyor ben yine aynı benim… Ruhumdaki enerji neyse beynime ve kalbime o yansıyor, değişmem için baştan yaratılmam lazım, ruhumun değişmesi gerekiyor… Hiçbir olay, kişi, yer, durum beni değiştiremez çünkü ben kendimi böyle seviyorum…Baksana sen de beni böyle seviyorsun.
K-Evet aşkım… Ben sadece sıkılma huyunu değiştirmek isterdim kendim için, seni kaybetmemek için.
E-Zaten beni kaybedemezsin ki…
K-Neden?
E-Bu boyla her yerden görünürüm heheh
K-Ahaha deli!
E-Ayrıca sıkılmazsam eğer yeni şeyler bulamam işte o zamanda monoton bir hayatın içinde bulurum kendimi… Çenem düştü yine
K-Hep ben anlatıyorum zaten bu sefer ben seni dinliyorum, daha iyi… Devam et…
E-Peki… Sen istedin… Herkesin dünyaya geliş amacı vardır bence, mesela senin en büyük hayalin ne? Tanına bir fotoğraf sanatçısı olmak ama senin bilmediğin ve bilmeden yaptığın başka bir görev var, bunu kendin bulman lazım.
K-Ne olabilir ki başka bir görev dediğin?
E-Bilmiyorum ama mesela evsiz bir adam gördün yolda yürürken hava soğuk adamın üstü paramparça ne düşünürsün bu durumda?
K-Geberse de kurtulsa… Ahahaha değil tabiî ki, Bu adam hiç üşümüyor mu? Diye sorarım içimden yazık ona derim sonra benim gidecek sıcak bir evin var orada sevdiklerim var diye mutlu olurum.
E-Ehehe… İşte benim sevdiceğim! O adamın dünyaya geliş amacı bu!
K-Yani adamın kaderinde evsiz olmak mı vardı?
E-Hayır… İnsanların kaderinde tek bir sonuç yoktur, her zaman iki seçeneğin vardır ama bu da uzun konu sonra anlatırım…
K-Eeee
E-Sen o adamı görmeden önce daha büyük başka bir eve taşınmak ya da ne biliyim daha lüks kıyafetler, zımbırtılar istemez miydin?
K-Hala isterim ahahah
E-Ciddi misin?
K-Evet ciddiyim, fakat diyeceksin ki o adamın sana bir etkisi olmadı mı? Değil mi?
E-Evet… O adamın sana elindekilerin değerini bilmeyi öğretmesi gerekiyor, çünkü o adamın dünyada oluş nedeni bu, görevi bu.
K-İlginç bir düşünce…
E-…Ya da bir adam düşün sabah dokuz akşam altı işe giden üç çocuk babası… Bu adamın dünyaya geliş amacı ve görevi sence ne olabilir? Belki o üç çocuktan biri ya da üçü dünyayı kısmen de olsa güzelleştirecek ya da değiştirecek insan olarak yetiştirmek olabilir… Mesela bir insanları sağlığına kavuşturacak bir doktor, binlerce çocuğu eğitecek bir öğretmen…
K-Olabilir tabii… Peki sence seninki ne aşkım?
E-Benim dünyaya geliş amacım onu satmak ehehe…
K-Ahaha…
E-Benim dünyaya geliş amacımmm… İnsanları mutlu etmek, güldürmek, eğlendirmek, umut vermek, güç vermek, hayata bağlanmalarını, kendilerini ve başka insanları sevmelerini sağlamak… Ama bunu yaparken görev bilinciyle yapmıyorum, kendim olarak yapıyorum, nasılsam öyle davranıyorum, öyle konuşuyorum… bir bakıyorum ki o kişi değişmiş, benim istediğim gibi olmuş.
K-Bunu nasıl analdın? Belki senin başka bir amacın var olamaz mı? Belki sen benim için geldin dünyaya ?
E-Eheheh… Tabiî ki senin için gelmiş olabilirim dünyaya ama senden önce tanıdığım bütün insanlara bir etkim oldu… Yaşlı, genç, çocuk, patron, arkadaş, akraba… Yani hayatına girdiğim her insana kendi adıma bir değişiklik yaptım, tek amacım o kişinin mutlu olmasıydı, bu yüzden bu benim dünyaya geliş amacım diyorum. Ama hayatlarında çıkınca ne oluyor onu hiç bilmiyorum, ben görevimi tamamlayıp gidiyorum gerisi ona kalıyor
K-Bende ne değişiklik yaptın? Hı?
E-Ehue… Bilmem sen söyle
K-Olmaz burada profesör sensin ahahah
E-Bunu ilerde anlayacaksın… Profiterollük yapmak istemiyorum
K-Profiterolüm benim ahaha
....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder