Ya sabah oldu ya da öğlen, henüz gözlerimi açmadım, kulağıma sesler geliyor yanımda alınıp verilen nefes sesi, dışardan bir su sesi ve çocuk bağırışları, yüz üstü yatıyorum, çıplağım, ama sadece sırtım açık, çarşafın yarısı yanımdaki bedende, sırtım yanıyor, hemen karşıdaki pencereden giren güneş beni uyandırmak için elinden geleni yapıyor ama ben kalkmamak için direniyorum, etrafta ter kokusuyla karışık parfüm kokusu var, başım ağrıyor yine çok içmişim, hala gözlerimi açamadım, dönüp yanımdakinin kim olduğuna bakamadım… O da benim gibi uyanmadı daha, karnımın acıktığını hissediyorum, tam bunu düşünürken kulağımın yanımdan bir sinek hızla geçiyor ve ayağıma konuyor, ilk başta rahatsız oldum hemen uzaklaşması için ayağımı kıpırdattım ama yine ayağıma kondu, ben tekrar ayağımı kıpırdattım o havalanıp yine kondu şu an onla uğraşamayacak kadar halsizim ve kendimi bırakıyorum o da bunu fırsat bilip tekrar ayağıma konuyor, o ayağımda gezinirken beni de gıdıklıyor bu da ilginç bir şekilde hoşuma gitmeye başladı ne saatin kaç olduğunu ne de yanımdaki kızın kim olduğunu şu an merak etmiyorum, dün gece içtiğim bütün içkilerden kalan baş ağrısını ve yaptığım hatayı bana unutturdu, artık yavaş yavaş kalkmalıyım diye düşündüm ayağımı kaldırdım sinek uçtu, bu sırada yanımdaki beden de kıpırdamaya başladı, gözümü yavaşça açtım ilk gördüğüm şey yerdeki pantolonum, t-şörtüm, siyah mini bir etek ve iç çamaşırları… Kendimi zorladım en son kimin üstünde görmüştüm bu elbiseleri diye, dün geceyi hatırlamaya çalıştım, aklıma gelen ilk şey pubın en köşesinde hoparlörün altında oturan iki kız oldu ama sadece yüzlerini hayal meyal hatırlayabildim, “zaten başım ağrıyor niye düşünmek için bu kadar zorlanıyorum ki?” en iyisi dönüp bakmak, kafamı yastığın üstünden yavaşça kaldırdım sol tarafa yani kızın başını koyduğu tarafa doğru yavaşça çevirdim, sarışındı.. Saçları tüm yastığı kaplıyordu yüzü kapıya doğru dönük olduğu için kim olduğunu hatırlamadım tekrar kendimi zorlayarak dün geceyi düşündüm, ne olmuştu? Hatırladığım iki kızdan biri esmer biride kızıl saçlıydı ama yanımdaki kız sarışındı, bir odadayım, saati bilmiyorum ve yanımdaki kızın kim olduğunu bilmiyorum, bu kadar sarhoş olmayı nasıl başardım ben diye kendime kızdım, bu sırada sinek sırtıma kondu ve orada gezmeye başladı, sırtımda gezmesi benim hoşuma gitmeye devam ediyordu, pis bir sinek benim sırtımda geziyor ve bundan hoşlanıyorum! Dedim içimden sonra sessizce “Haydi artık ayağa kalk” dedim kendime, sanki başkasıyla konuşuyormuş gibi… Kalkacak halim yok, ters döndüm ve gözümü tavana diktim sonra yanımdaki çıplak vücudu süzmeye başladım, uzun boyluydu, pürüzsüz bir cildi vardı beyaz tenliydi, zayıftı… İçime yerleşen ilk his pişmanlık oldu, “çok sevdiğim bir sevgilim var onu nasıl aldattım?!” diye düşündüm, hemen buradan çıkıp gitmem lazım, ne kadar çok zaman geçirirsem bu kızın yanında ve bu odada o kadar çok düşünce birikecek beynimde bu da daha fazla vicdan azabı demek olacak ama buradan hiçbir şey olmamış gibi çıkarsam unutma ihtimalim o kadar yükselecek en azından yanımdakinin beyninde fazla yer edinmeyeyim diye düşündüm gerçi yer edineceğim kadar edindim muhtemelen dün gece… Offf neyse… Yaptıysam yaptım işte ben hatırlamıyorum demek ki o beni ayarttı! Artık kalkıyorum… deyip giyinmeye başladım yerden iç çamaşırımı alıp kotumu giydim üstüne t-şörtümü giydim ve tuvalete gittim aynaya bakıp kendime S harfi çok bastırılmış “Salak” dedim sonra yüzümü yıkayıp dışarı çıkmak için sessizce tuvaletin kapısını açmaya başladım kapıyı tamamen açtığımda karşımda anadan doğma bir halde o kızı gördüm, elimde kapının kolu ağzım açık ve donmuş bir şekilde sanki zaman durmuşçasına ona baktım, ta ki o bana “Günaydın” diyene kadar, bir insan bu kadar mı güzel olabilir? Bu yüz bu saçlar bu vücut nasıl yaratılmış? Kim bu kadar özenmiş bu kız için? Kusursuz insan modeli bu mu? İbi düşünceler geldi aklıma ama ona söyleyebildiğim tek şey “Günaydın” oldu. Sonra bana doğru yaklaştı... yaklaştı… yaklaştı ve tam önümde durdu, bana ne yapacak diye düşünürken “İşin bittiyse bende geçebilir miyim?” dedi, banyo kapısının önünde öylece kala kaldığımı unutmuştum “Ne he? Şey tabi” gibi bir şeyler saçmaladım ve kenara çekildim yanımdan geçerken beni dudağımdan öptü içeri girdiğinde arkasından baktım uzun çalarının altın çok güzel bir bedenle kadın milletinin en güzel halini temsil ediyormuş edasındaydı… Kapıyı kapattım sırtımı kapıya yasladım ve “gidiyor musun yoksa kalıyor musun?” diye sordum kendimden “bilmiyorum” cevabını alınca karasız kaldım ya bir an evvel bu odadan çıkıp gidecektim ya da kalıp bu kızla olması muhtemel şeyleri yaşayarak öğrenecektim, aklıma ilk gelen şey bir yılı aşkındır süren güzel ilişkim oldu , bir beden mi yoksa bir ruh eşi mi? Hangisi benim için önemli? Yaa boşver oğlum çık bu odadan ve yaşadıkların sen ve bu oda arasında kalsın, zaten yaşadığın yerden çok uzaktasın, bilerekte yapmadın e niye o zaman pişman olasın? Diye kendimi avuttum o içerde duş almaya başlamıştı bu sırada ben ayakkabılarımı giymek için dış kapının yanına doğru gittim ayakkabılarımın yanına geldiğimde banyo kapısının açıldığını duydum bana “Hayatım sen de duşa gelmek ister misin?” diye sordu “Duşa gelmek mi?” dedim içimden, elimde ayakkabımın sağı vardı, “Yok sen al benim acilen gitmem lazım” dedim, “Saat kaç ki?” dedi sorulabilecek en kazık dorulardan biriydi kolumda saatim yoktu hemen cep telefonum saatine bakıp cevap verdim “12yi 12 geçiyor saat bir de biryerde olmam gerekiyorr” dedim “niye açıklama yaptım ki? Diye kendime sordum bir an evvel oradan kaçmak istiyordum Onun cevabı“öpüyorum” oldu ve banyonun kapsısını kapattı o kapar kapamaz “öpüyor musun? diye şaşırarak sordum bende kapıyı açıp hemen tam karşıdaki asansöre binip aşağıya inmeye başladım 23.kattaydım ve aşağıya inerken gözümde onun hayali ve son söylediği kelime vardı “öpüyorum” sürekli aklımda yankılanıyordu “öpüyorum, öpüyorum, öpüyorum” sanki yıllardır beraberiz, “nasıl bu kadar samimi olabiliyor ki?” diye sordum içimden, gerçi dün gece baya bir samimi olmuşuz…dur diye düşünüyorum ben hatırlamıyorum ama ikimizde çıplaktık ve benden hiç utanmadı,”yaa neyse boş ver” dedim 18.kattaydım.yavaşça aşağı doğru inerken yine bir sineği başımın üstünde dönerken gördüm her tarafı sinek kaplamış diye düşünürken elimin üstüne kondu elimi hızlıca kaldırdım uçtu ama yine kondu, bıraktım bakalım ne yapacak dercesine elimin üstüne gezinmeye başladı ben hangi kattayız diye bakmak için kafamı kaldırdığımda o da tam sayının üstüne kondu 3.kattaydım ve bu kata kadar hiç kapı açılmamıştı, o sineği öldürmek için elimi kaldırdım tam vuracakken uçtu ve avucumun içine kondu, yavaşça elimi çevirdim avucumun içine baktım hiç hareketsiz duruyordu elimi aşağı yukarı sallarken zemin kata gelmiştim kapı açıldı ve çıkış kapısına doğru yürümeye başladım yanımdan geçen temizlikçi kadın bana gülümseyerek baktı ben de elime baktım sinek yoktu hızlı hızlı yürüyüp dışarı çıktım, binmek için bir taksi beklerken karşıma çıkan ilk adam bana baktı ve gülmeye başladı adam beyaz saçlı anlı kırışıklıklarla gülerken bembeyaz takma dişleri görünen ince kısa boylu bir adamdı, dudağımı buruşturdum ve gözlerimi patlatarak “açıkta bir şey mi gördün ne gülüyorsun?” dedim cevap vermeden ilerledi geçti “bu adam turist galiba” diye bir yorum yaptım içimden sol tarafa bakıp taksi beklerken yine bir sinek etrafımda gezinmeye başladı “Bu ne ya” dedim çok kızmıştım halbuki pis de değilim neden sürekli beni buluyor bu sinekler diye düşünürken bir taksi geldi önümde durdu kapısını açmaya çalıştım ama açamadım şoföre baktım ama o bana bakmadı cama vurdum yine bakmadı sonra arka kapıyı açmaya çalıştım onu da başaramadım elim kapıdayken taksi hareket etmeye başladı nerdeyse kolumu kopartacak bir hızla hareket etmişti, arkasından küfür ettim sonra ben biraz yürürüm diye kaldırımdan sağ tarafa doğru ilerledim yolda hiç kimse yoktu ne gelen-giden bir araba ne bir insan ne de hayvan… “bu saatte burası nasıl bu kadar boş kalır dedim” ben yürümeye devam ederken arkadan çok uzaktan gelen bir araba sesi duydum bana doğru yaklaşıyordu arkamı dönüp baktığımda bunun bir taksi olduğunu gördüm elimi kaldırdım yavaşlamaya başladı ve tam önümde durdu eğilim ön kapıyı tuttum açmaya çalıştım, tüm gücümle çekmeme rağmen açamadım taksi şoförüne baktım yine aynı adam! Ya bu bir rastlantı ya da adam benle dalga geçiyor diye düşündüm sinirlenip cama daha hızlı vurdum ama yine bana bakmadı sonra gaza basıp gitti, “ne biçim bir gün bu?” diye kendimle konuştum kendimde bana “O biçim bir gün” dedi…
Yürümeye devam ettim ama bu sıcakta fazla yürünmez diye düşünerek ve tabi ki karnımın gurultusunu dinleyerek onu susturmak için bir yere gitmek istedim etrafıma baktım hiçbir yer açık değildi ne lokanta ne börekçi ne bir büfe hepsi de kapalı o kadar ki etrafta seyyar bir simit satıcısı bile yoktu “bugün gerçekten çok kötü bir gün test edilip onaylandı” dedim içimden artık anlımdan ve sırtımdan akan terler bütün barajları dolduracak seviyeye gelmişti hemen ilerdeki ağacın gölgesi dibindeki banka oturup hiç olmazsa biraz serinlerim diye düşündüm ve geçtim oturdum, ağacın yaprakları bile kıpırdamıyordu etrafıma bakmaya başladım hala bir hareket yoktu yollar bomboştu, “bugün sokağa çıkma yasağı varda benim mi haberim yok?” diye sordum kendime ama yaşlı bir adam ve bir taksi şoförü gördüm gerçi taksi şoförünü de profilden gördüm adam yüzüme bile bakmadı! Bu sırada koluma yine bir sinek kondu kafamı biraz daha eğip ona yakından baktım arka ayalarını kaldırdı ve kanatlarına sürtmeye başladı çok hızlı yapıyordu… Sonra ön ayaklarını yüzüne sürttü…”Oh..” dedim “Anasını satayım tamda temizlenecek yeri buldun heee!!! sabahtan beri nedir bu sineklerden çektiğim?” kolumu hızlıca kaldırdım ki uçsun diye ama yine yerinde kaldı sonra kafamı kaldırıp sol tarafa baktım, sanki biri bana bakıyormuş gibi hissettim ama kimse yoktu, sonra saate baktım 13:13 tü…Tekrar o güzel kızın yanına dönsem mi? Diye düşünmeye başladım “Ya o da çıkmışsa?” “Ama çıksa buralarda görürüm” “Belki ters taraftan gitmiştir” “Peki ya hiç çıkmamışsa” bir süre sadece bunları düşündüm o kadar ki kolumdaki sineği bile unutmuştum baktığımda sinek, bir yuvarlak çiziyordu sonra uçup yeniden kondu ve düz yürüdü tekrar uçtu çapraz yürüdü… “-Ne yapıyorum ben” deyip ayağa kalktım ve o kızı boş verip buradan uzaklaşmak için yine aynı yöne doğru yürümeye başladım, hızlı yürüyorum adımlarımı geniş atıyorum acele etmem gerekiyor, kız arkadaşım bana neden geç kaldın diye sorarsa inandırıcı birkaç bahane bulmam lazım ama gerçekten taksi yok otobüs yok hiçbir şey yok arabayı da ona bırakmıştım, beni görünce “Neden bu kadar geciktin İlker” diye çemkirecek “Toptan ve perakende taşıma aracı bulamadım sevdiceğim” desem “Nasıl bulmazsın koskoca yerde araba” der haklı aslında nasıl bulamıyorum ben bu koskoca şehirde beni bir yerden başka bir yere götürecek bir araç? Eee hadi buna inandı diyelim “Neden bana telefon etmedin, insan bir haber verir” diyecek…Hemen telefon etmeliyim ama pantolonumun ceplerinde yok! Allah, Telefon o kızın yanında kaldı… Ya aramışsa? Geri dönüp telefonu alsam mı? –Mı- sı fazla gidip almalıyım ya da ilk önce ben arayayım, burada ankesörlü telefon nerede var? Gerçi olsa ne yazar kartım mı var? Yok! Off nasıl yaptım ben bu hatayı hiç bu kadar sarhoş olmazdım hiçbir şey hatırlamıyorum hala o kadar sarhoş olup da o kızı nasıl tavlayabildim? Nasıl gittik o otel odasına? Bilmiyorum. “Belki ilerde bir yer bulurum” diyerek yürümeye başladım ama hiçbir hareket yoktu… Yürürken ayaklarıma baktım, ayakkabımın üstünde sinekler vardı ben yürüyordum ama onlar ayağımın üzerinde geziniyorlardı bir değil iki değil bir sürü, “bu nasıl bir şey yoksa üstüne şekerli bir şey mi döktüm” diye düşündüm ama sabahtan beri hiçbir şey yemedim ki! Sonra kafamı kaldırıp baktığımda gözümün önünde bir iki sineğin gezdiğini gördüm ikisi de karşımda oyun oynuyormuş gibiydi biri aşağıdan yukarı çapraz olarak gidiyordu diğeri de yukarıdan aşağı çapraz olarak iniyordu sanki çarpı işareti yapıyorlardı ve hala hiçbir insan görememiştim “aman aman bugün mutlu olmak için ne çok nedenim var” dedim bu sırada arkadan bir sesin bana doğru yaklaştığını duydum çok tiz bir sesti arkamı döndüğümde siyah bir bulutun bana doğru hızla geldiğini gördüm ben koşmaya başladım hiç durmadan koşup girecek bir bina kapısı aradım fakat hepsi kapalıydı hala yoldan geçen bir araba yoktu ve yorulup yere düştüm ellerim kanamaya başladı yerde yüzü koyun yatıyordum sonra sırtımın üstüne gelecek şekilde ters döndüm, gök yüzünü gördüm bir tane bulut yoktu masmaviydi ardından yine sesi duydum yüksek sesli bir vızıldama gözümün önünü simsiyah yaptı baktığım her tarafta sinekler vardı resmen üstüme çullandılar yüzüme, kollarıma gövdeme, ayaklarıma… Ne istiyorlar benden? Diye düşündüğümü hatırlıyorum sonra gözlerimi kapattım “öleceksem öleyim” dedim sonra kendimi kaybetmişim gözlerimi açıp saate baktığımda 19:19 du çevreme baktım yere düştüğüm yerde değildim sağımda solumda çöpler vardı sağ kolumu hareket ettiremedim oynattığım zaman ağrıyordu bacaklarımı da kıpırdatamıyordum, süt kutuları, artık yemekler, çürük sebze ve meyveler içindeydim yine etrafta sinekler vardı, çok güçsüz ve çaresizdim bana yardım gerekiyordu “Kimse Yok mu?” diye bağırdım...
Sinekler ve yukardaki martılardan başka hiç bir canlı yoktu, her tarafım o kadar ağrıyordu ki dayanamıyordum yüzüme konan sinekleri bile kovamıyordum bir süre sonra yine kendimi bıraktım, sonra kulağıma sesler gelmeye başladı hiç bir şey anlamıyordum ama iki kişi konuşuyordu bir kaç saniye sonra gözlerimi açtığımda karşımda hemşireyi ve doktoru gördüm hemşire "Doktor bey hasta kendine geldi" dedi ben de "ne oldu bana" diyebildim doktor "önemli bir şey yok iyileşeceksin" dedi duvardaki saate baktığımda 23:23 tü doktor odadan ayrılırken hemşire iğne hazırlıyordu çok dikkatlice yüzüne baktım bu sabah yanında uyandığım kıza benziyordu oan sordum "ne oldu bana" diye "-Dün geceden beri komadasın, sana bir taksi çarpmış sonra seni çöplüğe atıp kaçmış"
"-Beni nasıl bulmuşlar"
"-Orasını bende bilmiyorum ama bana söylenilen şu simsiyah bir bulut seni buraya getirmiş"
"-Nasıl yani? o ne demek?"
"-Simsiyah bir bulut sen havadan hastanenin önüne inmişin, hastanenin önündeki hastalar anlattı"
"-Bu imkansız bir şey"
"-Bana da inandırıcı gelmiyor zaten"
"-Peki bana çarpanın taksi olduğunu nerden biliyorsunuz"
Bu sırada hemşire koluma iğneyi batırdı
"-O da ilginç, çünkü taksici kendisi polislere teslim olmuş ifadesine de beni sinekler buraya kadar kovaladı peşimi bırakmadı demiş"
"-Sinekler mi?"
"-Evet sinekler, ne kadar komik değil mi?
Hemşire kolumdan iğneyi çıkarırken aklıma sinekler geldi sabahtan beri peşimde olduğuna inandığım sinekler aslında beni korumaya mı çalışıyormuş? o siyah bulut da sinekler miydi acaba? diye düşünürken pencereye doğru baktım hemşirenin vurduğu iğne beni uyutmaya başlarken pencerede sırayla dizilmiş bir sürü sinek gördüm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder