28 Şubat 2009

Tanrının İçtiması

Tanrı merak etti, durum ne? Cennet, cehennem ve dünyadakiler ne yapıyor? Nereye gidiyor? Kendi gördüklerini başkası da görüyor muydu? İçtima almaya karar verdi. Bütün melekleri ve ruhları çağırdı, hepsi zaman kaybetmeden Tanrı’nın huzuruna geldi ve sırayla dizildi. Tanrı melekler sordu : “-Cennet ne durumda kaç tane ruh var?” Aradan bir melek sıyrıldı ve tekmil verdi “-Ben Cebrail, cennette bugün şu kadar milyar ruh var, sırat köprüsünden geçenler olacak ve Azrail bugün yine ruh getirecek ama artık Cennete gelenlerin sayısı Cehenneme göre çok daha azaldı, insanlar günahkar olmaya başladı ve Şeytan’la işbirliği yapıyorlar.” Tanrı Cebrail’i susturdu “Biliyorum, anlatma” dedi ardından Azrail’i çağırdı, Azrail karşına gelince ona “Sen söyle” dedi Azrail: “-Ben Azrail, yarattığınız bütün gezegenlerde dolaşıp eceli gele bütün canlıların ruhları alıp buraya getiriyorum ve şunu fark ediyorum artık insanlar sizin verdiğiz yaşam sürelerini kullanamıyor ecelleriyle ölen insan sayısı azaldı artık insanlarda korku kalmadı, icat ettikleri silahlarla birbirlerini vuruyorlar, intihar ediyorlar, uyuşturucu kullanıp kendilerini yok ediyorlar yani Şeytan’a kanıyorlar gerçi benim için fark etmez ben gidip ruhlarını alırım ama bu durumu arz etmem gerektiğine inanıyorum” Tanrı kızdı, bütün gezegenleri sarstı, güneşten daha büyük alevler yayıldı, yıldızlar kaydı bazıları dünyaya düştü, bütün melekler telaşlı gözlerle etraflarına baktı, herkes korkarken aradan bir melek çıktı ve tekmil verdi “-Ben Mikail, doğadan sorumlu meleğim bir maruzatım var” dedi Tanrı ona “-Konuş” dedi “-Ben de insanlardan şikayetçiyim, dört mevsim düzenini çok güzel oturtmuştum herkes yaz aylarında yazı, kış aylarında kışı yaşıyordu fakat şimdi bu düzen bozulmak üzere çok zorlanıyorum, çevreye verilen zarar azımsamayacak kadar büyük hepsi para hırsına kapılmış insanlar yüzünden ve onları ayartan Şeytan yüzünden.” Tanrı sinirliydi, Mikail’in konuşması bitince biraz düşündü ardından etrafındaki bütün melek ve ruhların sayısını aldı hepsini kendi yaratmıştı tıpkı insanları yarattığı gibi ama onlardan sadece biri yoktu içtimada o da yüzyıllardır hiçbir içtimaya katılmayan Şeytan’dı ve herkes ondan şikayetçiydi ardından İsrafil’i yanına çağırdı, İsrafil büyük bir hızla Tanrı’nın huzuruna çıktı. “-Emredin Tanrım” dedi Tanrı, İsrafil’e baktı ve “-Şimdi sıra sende” dedi İsrafil şaşırmıştı, “yoksa o son görevimi mi yapmamı istiyor” dedi içinden, İsrafil’in bu düşüncesini okuyan Tanrı, “-Evet!” dedi ve ardından “-İnsanları defalarca uyardım, yaşadıkları süreyi iyi değerlendirmeleri gerektiğini ve bu hayatta ölümünde olduğu onlara hatırlattım değişik vesilelerle, sevdikleri yakın insanların ölmesi, depremler, seller ve ibret almaları gereken bir sürü şey gösterdim ama onlar çoğunlukla unuttu. Beni bile unuttular! Sadece kötü günlerinde akıllarına geldim ama mutlu oldukları iyi günlerde akıllarına gelmedim, şükretmediler. En yakın arkadaşları Şeytan oldu, ben Şeytan’a izin vermesem zaten hiçbir şey yapamaz bunu düşünmediler, ben İsaların hür iradesiyle doğruyu yanlışı görmeleri ve seçimleri vicdanlarına göre yapmalarını istedim. Asla onları unuttuğum içi başlarına kötü şeyler gelmedi onlar beni unuttuğu içi kötü duruma düştüler. Artık buna bir son vermeliyiz her şeyi silip başta yaratacağım!” Diye ekledi İsrafil sordu: “-Kıyameti mi haber vermemi istiyorsunuz yani?” Tanrı: “-Evet, içtimadan sonra dünyaya git ve haber ver” dedi İsrafil melek ve ruhların arasındaki yerine döndü, herkes konuşulanları şaşkınlıkla dinlemişti, herkes Tanrının son emrini bekliyordu. Tanrı, etrafına baktı “-Herkes görev yerlerine dağılabilir, şimdi insanların içtimasını alma vakti” dedi Bütün melekler dağıldı, İsrafil, Azrail, Mikail ve Cebrail dünyaya gitti dünyaya son kez baktılar ve İsrafil eline Sur’unu alıp çaldı, büyük bir gürültü çıktı dünyanın dört bir tarafından duyuldu, her din, ırk ve dilden insan İsrafil’i gördü nereden bakılırsa bakılsın İsrafil görülüyor ve çaldığı Sur duyuluyordu, İnsanlar panik halinde etrafta koşuşturuyordu, evlerinden dışarı fırlayanlar, arabadan dışarı atlayanlar, denizdekiler, uçakla seyahat edenler herkes ne yapacağı bilmez bir şekilde etrafına bakıyordu, Sur sesi hala duyulurken yer sarsılmaya başladı yerlerde derin yarıklar oluşurken insanlar yıkılan binalar altında kalıyordu, denizden ve okyanustan gelen büyük tsunamiler insaları yutuyordu, dünyadaki bütün dağlar kum gibi dağılıyordu, güneş dünyaya yaklaşıyordu ve her milim ardından insanlar alev alıp yanıyordu, dünyanın gece olan kısmında ise şiddetli rüzgarlar insanları havaya uçuruyordu, Azrail ölenlerin ruhlarını alırken İsrafil ikinci kez sur’unu çaldı ve bütün insanlar yere yığıldı dünyada tek bir canlı kalmamıştı herkes aynı anda ölmüştü bütün insanların ruhları Azrail’in önünde toplandı ve ardından gökle yer birleşti ve dünya yok oldu, Azrail ruhları sırat köprüsüne götürdü bir süre sonra bütün ruhlar cennete ve cehenneme ayrıldı. Kıyamet günü bittikten sonra bütün melekler ve ruhlar tekrar içtima içi toplandı bu kez cennet ve cehennemdeki bütün ruhlarda içtimaya katıldı, Tanrı’nın karşısında milyarlarca ruh ve melek duruyordu, herkes Tanrı’nın şimdi ne diyeceğini merak ediyordu, Tanrı susuyordu, tam bu sırada bir melek daha geldi, birden bütün meleklerden uğultular yükselmeye başladı, herkes Tanrı!dan gelen melek içi bir emir bekliyordu ama Tanrı hepsini susturdu, herkesin arasından geçerek gelen Şeytan’dı ve tekmil verdi “-Ben şeytan, bana emrettiğiniz görevi yaptım ve içtimaya katılmaya geldim” Herkes Tanrı’nın Şeytan’a çok kızacağını düşünüyordu ama Tanrı çok sakindi ve cevap verdi “-Geleceğini biliyordum, seni bekliyordum… Sana verdiğim görevi başarıyla tamamladın, artık sende burada kalacaksın” dedi Şeytan cevap verdi “-Emredersiniz.” Dedi ardından bütün meleklere ve ruhlara seslendi. “-Şeytan’da sizden biri, ben o’nu insanlara kötü seçeneği göstermesi için görevlendirdim, fanilerin doğru yolu kendi hür iradeleri ve vicdanlarıyla seçmelerini istedim, herkes onun kötü bir melek olduğunu sanıyordu ama o kötü değildi sadece görevini yapıyordu, tek farkı bu görevi benim emrimde değilmiş gibi yapmasıydı, ben Şeytan’a uymayın dedim, uyardım seçimi ise fanilere bıraktım, Şeytan’da bana uyun dedi seçimi faniler yaptı.” Bütün melekler ve ruhlar çok şaşırmıştı herkes birbirine bakıyordu, Şeytan, Tanrı’dan söz istedi Tanrı, izin verdi ve Şeytan arkasındaki kalabalığa döndü ve konuşmaya başladı “-Yüzyıllardır beni hep kötü bildiniz, insanlarda öyle… Bütün kitaplarda benim kötü olduğum yazılıyordu ve bu doğruydu ama ben Tanrı’nın bana verdiği görevi yapıyordum, nasıl Azrail can alıyorsa, Mikail mevsimlerden sorumluysa benim görevimde İnsanlara kötü yolu gösterip Tanrı’nın yolunu hür iradeleriyle gitmelerini sağlamaktı ya da bana uyup cehenneme gitmeleri sağlamaktı, ne kadar kötü olursam görevimi o kadar iyi yapmış olacaktım, eğer ben olmasam dünya sınav yeri olmazdı zaten herkes iyi olurdu ve herkes cennete giderdi. Tanrı her zaman en iyisini düşünür en iyisini bilir bizim aklımız ermez. İsalar bana uyunca mutlu olacaklarını sandı ama olamadılar, bana tapanlar, beni Tanrı’dan çok sevenler oldu ama anlamadıkları şey benimde Tanrı’nın yarattığı bir melek olduğumdu ve beni seviyorlarsa Tanrı’yı da sevdikleriydi ve eğer gerçekten istenmeseydim Tanrı beni yok ederdi, tıpkı biraz önce dünyayı yok ettiği gibi” dedi ve Tanrı’ya döndü Bütün melekler ve ruhlar bu sözler karşısında tutulmuştu ezelden beri Şeytan hakkında bildiklerin her şeyin aslında bir görevden ibaret olduğunu duymuşlardı. Şeytan: “-Şimdi sizin önünüzde eğiliyorum Tanrım başka bir emriniz var mı?” Dedi Tanrı: “-Yerine geç, dedi” Şeytan yerine geçince tüm meleklerin ve ruhların sayısı aldı ardından “-İçtima bitmiştir” dedi ve herkes dağıldı.

Hiç yorum yok: