31 Ağustos 2006

HAZIR AYAKTAYKEN...AİLESİ 3.Bölüm

Uzun ve yorucu bir gün daha geride kalmıştı, Anne Deniz tam bir ev hanımıydı, tüyleri kahverengi, kulakları uzun, senbernar fino kırması bir cinsti o gün çok çalışmıştı pencereyi kapatmak için tam tamına iki adım atmış ve kapatır kapatmaz yere yığılmıştı çok yorulan anne zor zahmet sürünerek koltuğuna tırmanmış ve kumandayı alıp Televizyonu açmıştı, Baba Ali’yi o gün eve 2 arkadaşı kucaklarında taşıyarak getirmişti zira baba işe giderken kendi babasının yani Dede Korkut’un tekerlekli sandalyesiyle asansöre gidiyor, aşağı indikten sonra sandalyeden kalkmadan Servisi bekliyordu, servis gelince bir adım atarak servise biniyor işe gittiğinde ise servisi tam giriş kapısının önüne park ettiriyordu, boynunda asılı cep telefonuna doğru eğilip sesli çağrıyla altında çalışan elemanı çağırıyor ve kendisini masasına taşımasını emrediyordu sonra bütün gün masada oturup çalışıyordu, kendisi bir memurdu tıpkı Dede Korkut gibi babasının yaptığı mesleği yapıyordu çünkü tembellikten başka mesleklere bakmamıştı. Dede Korkut ve Nene Ürküt o günü de hiç ayağa kalkmadan hatta uyanmadan kotarmayı başarmışlardı, Dede Ürküt arada bir sağ göz kapağını açarak etrafı kolaçan ediyordu, tam üç saniyelik kolaçandan sonra tekrar uyuyordu, Nene Ürküt hiç uyanmadığı için arada bir dürtülüp öldü mü kaldı mı diye bakılması gerekiyordu bunu da evin en küçük bireyi Anırcan yapıyordu
“-Nene, Neneeeeeeee, Huuuu NENEEEEEEEEE...”
Anırcan evin en enerjik insanı olmasına rağmen bu kadar bağırma sonucu nefesi tükenmişti ve nenesini dürttüğü sağ el işaret parmağı ağrımıştı, hemen yerine oturdu ve elindeki küp şeker kasesindeki şekerleri nenesine doğru atmaya başladı... Attığı şekerlerden biri Nenesinin burnuna isabet edince nenesi sağ elini kaldırıp burnunu kaşıdı ve ardından gerinmeye başladı...Nenelerinin hareket ettiğini gören Anırcan’ın ve Anne Deniz’in ve Baba Ali’nin içi rahatladı... Sonra nene kucağında duran küp şekeri ağzına attı ve uykuya daldı...
Abla Sibel kendi odasındaydı tam bir aydır evden dışarı adımını atmıyordu, iki hafta önce odasına zar zor varan Abla Sibel elindeki 2 dergi, bir paket pizza, 2 litrelik kolayla odasında yaşıyordu, Okulların başlamasına az kalmıştı... Sibel çok çalışkan bir öğrenciydi maşallahı vardı, yerinden hiç kalkmadan derslerini yapıyor üstünden sekiz kere geçiyordu ama şu sıralar yayılmıştı sabah akşam magazin programı seyredip sonrada uyuyordu Sibel Can’ın poposu her kanalda en az 913 kere görmüştü ve biraz hali olsa yağlı boya resmini yapabilirdi.
O akşam hiçbir şey göründüğü kadar normal değildi çünkü telefon çalmıştı, uzun zaman sonra ev telefonu çalan aile şaşkınlıkla telefona bakıyordu herkesin gözü evin en enerjik ve emir vermesi en kolay aile bireyi Anırcan’ın üzerine çevrildi, Anırcan bunu farkeder farketmez hemen itiraz ederek
“-Bana ne yaaa ben bakmam, yorgunum... Hem annem daha yakın O baksın” dedi
Anırcan haklıydı, stratejik konum enlem ve boylam hesap edildiğinde telefona en yakın kişi Anne Deniz’di ve itiraz edebileceği bahanesi yoktu ama
“-Gördünüz biraz önce pencereyi kapattım, üstelik sabah onu açan da bendim, ben bakmam sen bak bey” diyerek Baba Ali’yi devreye soktu ama Ali’nin kalkmaya hiç niyeti olmadığı gibi duymazlıktan geliyordu... Telefon 15. Kez çalarken Anne Deniz dayanamadı ve kendini yere bıraktı, ayağa kalkmamak için yuvarlana yuvarlana telefona gitti bu süre içerisinde 21. Kez telefon çalmıştı Anne de dahil olmak üzere bütün ev ailesi arayanın kim olduğunu ve bu ısrarın neden olduğunu merak etmeye başlamıştı...
Anne kolunu fiskos masasının üstündeki telefona uzatıp telefonu açtı ve
“-Alo” dedi. Karşıdaki hemen cevap verdi
“-Alo ben sabahleyin sizin düggana geldiydim gimsecikler yohtu geri döndüm şimdi bizim goltukların yüzlerini deiş edip yeniden döşeyecektiniz ya ne zaman gelem ben oraya”
bunu duyan Anne Deniz sinirlendi ama bağıracak hali olmadı için
“-Yanlış numara” diyebildi ve telefonu kapattı
Ev ahalisi Anne Deniz’in ayağa kalakacağı anı dört gözle bekliyordu herkes bunu umuyordu, Baba Ali ve Anırcan gerinmeye başladı çaktırmadan Deniz’e bakıyorlardı.. Deniz ise fiskos masasına tutunarak yavaşça ayağa kalktı ve olan oldu...
Baba Ali :
“Hanım, hazır ayaktayken bana bir yemek getir bea bak işten geldim açım, hadi kınalı kuzum”
Anırcan:
“Anne bende istiyom bendeeee... Hazır ayaktayken bir de kek yapsana anne noolur anne nooolur”
Hazır ayaktayken lafını duyan Nene ve Dede hemen gözlerini fal taşı gibi açtı ve ilk önce
Nene Ürküt :
“Kızım, benim şu takma dişlerimi bi yıkayıver de sonra bana getir, içerde buzdolabının üstünde dil altı ilacım var onu da getir... Hazır ayaktayken bana da yemek getir.” Dedi
Dede Korkut :
“Aaa iyi hatırlattın hanım, benim de dişlerimi yıkasana kızım, ben yemek falan istemem ama hazır ayaktayken bana şu mecmuayı ver sen
İçerde ki canlılığın farkına varan Abla Sibel yattığı yatakta ilk önce gerindi sonra derin bir nefes alarak bağırdı
“Anneeeeeeee... Hazır ayaktayken banyodan molpedimi getirir misin ben kalkamam, hadi anne,” dedi
Anne deniz çaresiz bütün istekleri yerine getirecekti, yanlış telefon eden kadına döşemeyi kendisi yapmak istedi fakat elinden hiçbir şey gelmezdi... Hazır ayaktayken hepsini yapacaktı

Hiç yorum yok: